Bugün Günlerden GALATASARAY!
Bir zamanlar futbol şimdiki gibi para bataklığının içine düşmemişti. O zamanlarda profesyonel futbol vardı, oyuncular toplumdan fazla olsa da büyük paralar almıyorlardı, ne hak ediyorlarsa o ödeniyordu! Ama yine Yıldızdılar, resimleri çoğu gencin duvarlarını süslüyordu. Sahaya çıktıklarında heyecandan tribünler kendilerinden geçiyordu.
Televizyon bugün olduğu gibi bazı maçları canlı veriyordu, buna rağmen tribünler tıklım, tıklım doluydu. Bahiste vardı, spor toto oynardık., güzel günlerdi bizde hep güzel marmaraydık.....
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL!
Hatırlıyor musun?
Gerçek Futbol Kuralları!

1. Şişmanlar daima kaleye geçer
2. Top sahibi oynayıp, oynamayanlara karar veren kişidir
3. Penaltı, sakatlanan oyuncu ısrarla yemin ederse verilir
4. Maç herkes yorulduğunda sonlanır
5. Kaç kez kazandığının önemi yoktur, kim öne geçtiyse bir sonraki gol galip geleni belirler
6. HAKEM YOKTUR!
7. Kimsenin topu yoksa plastik şişede iş görür
8. Takıma son seçildiysen hayattan pek ümitlenme
9. Arabanın altına sıkışan topu çıkarmak hayatın en stresli anlarıdır
10. Topun sahibi çekip giderse maç biter

Tribünler Bir Oldu, Cümle Alem Göt Oldu!
Kuşkusuz 20 Nisan 2014 Türkiye futbol tarihine altın harflerle yazılacak!
İlk kez yaşanan bu tarihi olayda yaklaşık 1000 farklı renklerden, çoğu GS, BJK ve FB taraftarlarından oluşan, üstelik derbi gününde ortak amaçları için bir protesto yürüyüşü yaptı!
Taraftarlar 14 Nisanda yürürlüğe giren passolig(e-bilet) kartını protesto etmek için Galatasaray Lisesi önünde toplandılar. Sade demokratik haklarını kullanmak isteyen tamamen barışçıl amaçlı protesto her defasında olduğu gibi faşist “akape” hükümetinin kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddet kullanmasıyla engel olundu.
Tribüncüler zalim polis şiddetine yıllardır maruz kalıyor, Türkiye kamuoyu bu tür şiddeti 31 Mayıs 2013 Gezi Parkı direnişiyle tanıştı! Konu Gezi parkı direnişinden açılmışken, bu direniş Türkiye Halkını derin uykusundan uyandırdı!

Tribüncüler yaptıkları ortak eylemin boyutunu henüz kestiremiyorlar ama öyle büyük ve anlamlı bir şeye imza attılar ki şimdilik farkında değiller. Şahsen ben büyük gurur duydum. Yıllardır blogda dile getiriyordum açık konuşayım bir gün gerçekleşeceğinden ümitli değildim ama helal olsun arkadaşlara beni çok mutlu ettiler.

Bu mücadelemizin başlangıcıydı önemli olan dirayet gösterip dik durmak vazgeçmemek! Kim ne derse desin, pasolig saçmalığı iptal edilene kadar boykota devam edin! Arma sevdanızdan asla kaybetmeyeceksiniz. Mecbur diye bir şey yok, kapitalist, faşist sömürünün parçası olmayın siz Emekçisiniz, Halksınız! Futbolun gerçek sahipleri sizsiniz ve siz mücadelenizde dik durduğunuz sürece zalimler kaybedecek, buna inanın!

Ve gelecekte deplasman yasakları için aynı dirayeti gösterme dileğiyle.....
SANA GELEN YOLLAR YASAKLA KESİLEMEZ
DEPLASMAN HAKKIMIZ ENGELLENEMEZ!
Ferman Padişahın, SOKAKLAR BİZİMDİR! #EBileteHayır
20 Nisan Pazar saat 13:00 'da Galatasaray Lisesi önünden Taksim'e yürüyoruz!

Pasolig kartı ALMIYORUZ, ALDIRMIYORUZ!! #EbileteHAYIR
Yürürlüğe gireli ikin gün oldu pasolig, diğer adıyla e-bilet. Maalesef bizim tribüncülerin aklı anca başına geldi.
Neden maalesef? Çünkü, e-bilet iki buçuk sene önce 6222 yası ile birlikte yürürlüğe girmişti, teknik alt yapı eksikliğinden dolayı henüz uygulanamıyordu. 3 Temmuz 2012 yılında İstanbul’da düzenlenen Avrupa Taraftarlar Birliği kongresinin son gününde e-bilet gündemdeydi hatta TFF’dan bu işle uğraşan uzmanda panele katıldı bilgi verdi. 5.ATB Kongresi, İstanbul#2
O gün Türkiye’nin birçok tribün temsilcileri toplantıya katıldılar. İstanbul’un üç büyükleri, Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın taraftar temsilcileri de orada bulundu. O gün herkes net şekilde tepkisini dile getirerek TFF yetkilisini köşeye sıkıştırdı. Yoğun tepkileri gördüğümde baya ümitlenmiştim ama ne yazık ki konuşulanların hepsi orada kaldı! Toplantı sonrasında fikrini aldığım birkaç tribüncü böyle bir uygulamanın Türkiye’de yürürlüğe gireceğine inanmıyorlardı ve sanırım bu yüzden şimdiye kadar kimse ağzını açmadı. Ne kadar büyük hata yaptıklarını şimdi anlamışlardır!
Maalesef Türkiyeli tribüncüler her zaman ki gibi vurdum duymazlıklarının kurbanı oluyorlar. Son iki gündür verilen tepkiyi iki sene içinde verselerdi belki böyle bir uygulamadan vazgeçilecekti.
Yalnız, şöyle bir durumla karşı karşıyayız. Tepki vermek isteyen çok kişi var ama ne yazıktır bu insanlar sistemin buyruğuna girmiş tribün liderlerinden engelleniyorlar. Bunu Galatasaray tribünü adına kesin diyebilirim, kimse darılıp gücenmesin kulağıma gelenler doğruysa şayet Tayfa içinden çoğu kişi pasolig kartı almaya zorlanıyormuş. Boykot edenlerde tehdit ediliyormuş! Umarım bu çirkin dedikodularda doğruluk payı yoktur!
Açık ve net, pasolig kartı alanlar tribüncü değildir! Bu kişilerin sakın peşinden gitmeyin uzak durun, aranıza almayın! Sizleri yalan yanlış sözlerle kandırmaya çalışıp sistemin kölesi yapmaya uğraşanlara en sert tepkilerinizi koyun(!) pasolig kartını boykot edenler arma sevdalarından gram kaybetmeyecekler, sakın böyle boş laflara inanmayın. Amatör branşları destekleyin, futbol tutkunuzu altyapı takımlarını destekleyerek giderin AMA ASLA O LANET pasolig kartını ALMAYIN, ALDIRMAYIN, BOYKOT EDİN!!!
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL VE uşakları!!!
15 Nisan 1989 Hillsborough, UNUTMAYACAĞIZ!
Hillsborough faciasının 25. Yıldönümünü anıyoruz. Detaylarına girmeyeceğim, konu üzerine yazmıştım isteyen tekrar buradan okusun >>> Mentalita ULTRAS#14 You'll Never Walk Alone
Bu hafta faciayı anma adına İngiltere’de tüm futbol müsabakaları 7 dakika ileri alındı. Bilindiği gibi Notthingham Forest-Liverpool FA kupa final müsabakası 7. Dakikada durdurulmuştu. Olayın ardından ulusal medya Liverpool taraftarlarını taşkınlık çıkardıklarından dolayı sorumlu tuttu. Malum Heysel olayları hala kafalarda kazılıydı. 23 yıl tüm dünya ‘da bunu böyle bildi! Ta ki 2012 senesinde İngiltere devleti Hillsborough faciasının bazı devlete bağlı kamu görevlilerinin vahim hatalarından kaynaklandığını itiraf edene kadar!
Faciada 96 kişi hayatını yitirdi, bunlardan 21’i 18 yaşından gençti, en küçükleri Jon Paul Gilhooley. O henüz 10 yaşındaydı Babası son saniyede bilet bulmuştu küçük Jon duyunca dünyalar onun oldu. Ama maalesef dünya değiştirdi, Allah rahmet eylesin!
İngiliz devletinden gelen itiraf bu feci olayın gerçeklerini ortaya çıkardı çıkarmasına fakat diğer yandan bazı kapanan derin yaraları yeniden açtı! Örneğin Jon Paul Hooley’nin hangi şartlarda öldüğü gerçekleri Annesi ve Babasını hüsrana uğrattı. Meğer ilk yardım ekibi biraz uğraşsa Jon kurtarılacaktı. Allah kimseye evlat acısı vermesin durum içler acısı. Devletin araştırmaları ardından açıklanan raporlarda facia sonrası hastaneye kaldırılan 41 ağır yaralı ihmalsizlik yüzünden hayatını kaybediyor! Ve ne acıdır o 41 kişinin içinde Jon Paul var! >>> link
Bilmeyenlere Jon Paul Gilhooley Liverpool’un yaşayan efsane kaptanı Steven Gerrard’ın kuzeni. Sanırım Gerrard onca sene Avrupa’nın büyük kulüplerinden aldığı cazip teklifleri geri çevirmesinin sebeplerinden biri kuzeni olabilir! 1998’de ilk kez Liverpool formasıyla çıkacağı maç öncesi teyzesine şunu diyor “He’s looking down on me. I play for him”(şu an yukardan beni seyrediyor, onun için oynayacağım). Rahmetli Metin Oktay’ın dediği gibi “Sevdiklerimizi üzmeyelim Baba” Steven Gerrard’a sevenlerin üzmeyenlerden!
YOU'LL NEVER WALK ALONE
Lotta Continua; BİTMEYEN MÜCADELE!
1969 senesinde İtalya’nın Torino kentinde başlayan hareket. Parlamento dışı solcu Üniversite öğrencileri ile Fiat fabrikası işçilerinin kapitalist, faşist düzene karşı ortak hayata geçirdikleri bir oluşum.
Lotta Continua oluşumu mücadelesini sokaklardan futbol statlarına taşıyarak tribüncülerin “Ultra” hareketini başlamasına vesile oldu.Lotta Continua 1979 yılında dağıldı. Kurucularının bir kısmı siyasetten çekildi. Geri kalanlar parlamenter sistem içinde olan partilerde kariyer yaptılar.
Yukarda gördüğünüz resimlerde çoğu sloganlar sizlere tanıdık gelmiştir. Biraz değiştirilerek endüstriyel futbola karşı mücadele veren Ultra eğilimli tribün oluşumlarınca kullanılıyor.
Şunu yinelemekte fayda var, “Ultra” sade tribünde meşale yakmakla, 90 dakika durmaksızın takıma destek vermekle sınırlı değil. Bu yolda yürüyenler stat dışında da, yaşadıkları her saniye, 7/24, hayatın tüm alanlarında Neoliberal faşizmine, küresel kapitalizme, adaletsiz zalim sisteme, düzene karşı daima mücadelelerini sürdürürler “BİTMEYEN MÜCADELE”
Ultra hareketi hakkında merak ettiğiniz her şey burada >>> ULTRAS TARİHİ
ULTRA = CONTINUOUS STRUGGLE!
Ruhun Şad Olsun VAROL Ağabey! :(
Allah hayrından versin güne bir ölüm haberiyle başladık, Amigo Varol Ağabey sizlere ömür! Şu an yazarken göz yaşlarımı zor tutuyorum. Galatasaray tribünün güzel insanlarını kaybetmek bana her defasında fena koyuyor, sanki Baba mı yitirmişim gibiyim şuan.
Hani bir beste var, hatta 2 gün önce derbide de söylemiştiniz;
Cim Bom Bomsun sen bizim canımız
Sarı Kırmızı akar kanımız
Seviyoruz seni canı gönülden
Cim Bom Bomsun sen bizim canımız
İşte bu güzel beste Varol Ağabeyimize ait ona sahip çıkalım her defasında daha gür sesle söyleyelim.
Allah rahmet eylesin ruhun şad mekanın cennet olsun Varol Ağabey Alpaslan’a selam söyle.....
Iñigo Cabacas İçin Adalet! A.C.A.B. !!!
İki sene önce Bask polisi tarafından öldürülen Inigo Cabacas’ın katilleri hala serbest dolaşıyor! Bu Dünya’da en cani katili aramak için uzaklara gitmeye gerek yok. Dünya’nın en cani katili güya halkı için var olan DEVLET! Kendi üniformalı elemanları geberirken şehit ilan edenler ne hikmetse ezilen halk içinden birilerinin canına kıydıklarında ödüllendiriliyorlar!
İnigo’nun kabahati mı? SEVİNMEK! Evet, doğru okudunuz İnigo Cabacas takımı galip geldiğine arkadaşları ile çılgınca kutladığından dolayı öldürüldü! Öyle zalim bir dünya içinde yaşıyoruz ki artık sevinmekte suç!
Rahmetli İnigo Cabacas’ın ailesi ve arkadaşları 2 yıldır merhumun ruhu huzura kavuşması için adalet mücadelesi veriyorlar. Maalesef bugüne kadar hangi kapıyı çaldılarsa yüzlerine kapandı. Zalim devlet İnigo’nun katillerini saklıyor. Yetmiyor üstüne ölüm emrini veren emniyet müdürünü ödüllendiriyor.
Cabacas ailesi, onlara destek veren arkadaşları ve İspanya’da birçok Taraftar grupları adalet yerini bulana kadar sonsuza dek mücadeleye devam edecekleri yemini ettiler. “Biz birilerinden intikam almak için mücadele vermiyoruz, tek istediğimiz ADALET!” diyorlar.
Aşağıda yayınlanan bildirinin özetini geçtim, kalbimiz Cabacas ailesiyle. Ateş düştüğü yeri yakıyor, Allah yardımcıları olsun demekten başka bir şey gelmiyor elimizden maalesef...
LIBERTA PER GLI ULTRAS!