Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Yılın Koreografisi!

30. November 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Terörist yada Hayalperest

Vahşi yada Cesur

Seçimine bağlı

Yakalamak için peşinden koşarsın

Bir bakmışsın karşına çıkmış

1477597_699536993390019_294542528_n.jpgGeçtiğimiz hafta ortası Celtic-AC Milan Şampiyonlar ligi müsabakasında Celtic taraftarlarının yaptığı koreografi manevi anlamda açık ara son 10 yıla damgasını vuracak koreografi! Sakın kimse şu saatten sonra kalkıp koreografi yaptık demesin, isterse 5 boyutlu olsun geçiniz. Hem, rakip tribünün yasaklı olduğu yerde koreografi yapmak tek kale maça benzer, bir anlamı olmaz!

 

Koreografinin amacı bellidir, aniden kimsenin ruhu duymadan çıkıp Allahsız düzene tepki koymaktır!

 

Koreografi ele güne sükse olsun, televizyonlarda gözüksün diye yapılmaz!

 

                          KOREOGRAFİ BİR EYLEMDİR !

                              KOREOGRAFİ İSYANDIR !

Weiterlesen

Hep Görmeyi Hayal Etmiştim!

25. November 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

BZxausdCIAAlj-U.jpg_large.jpeg

Galatasaray tribününde böyle bir pankartı görmeyi hayal ediyordum, son Sivas Spor müsabakasında gerçekleşti. Pankartta emeği geçen herkesten Allah razı olsun!

Bildschirmfoto-2013-11-25-um-11.00.54.png

 

Bu arada cumartesi günü tweetlediğim resmi FARE link RT yapmış!

Weiterlesen

Gerçek Aşk

20. November 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Futbolcuların taraftara teşekkür etme imkanları kısıtlıdır malum. Çoğu zaman klişeleşmiş arma öpme, maç öncesi/sonrası tribüne giderek taraftarın şovlarına eşlik etmekle sınırlı. Fakat bu sefer çok farklı bir olay yaşandı, bana sorarsanız 2013 yılının en güzel aşk hikayesi! Hani derler ya “Siz Tribündeki Biz, Biz Sahadaki Siz!” işte öyle bir şey.

 

Bu ilginç aşk hikayesi Romanya’da geçiyor kadın-erkek ilişkisi değil TARAFTAR-FUTBOLCU-ARMA AŞKI! Romanya İkinci liginde mücadele eden UTA Arad kulübünün oyuncuları geçtiğimiz hafta sonu FC Bihor Oreda maçı sonrası tribüne çıkarak taraftarlarına kendi besteledikleri tezahüratı söyleyerek teşekkür ettiler.

 


 

Peki, UTA Rada oyuncuları taraftarlarına yaptığı jestin altında ne yatıyor?

 

6 kez şampiyon olan, Romanya’nın köklü kulüplerinden UTA Rada 2007/2008 sezonunda ikinci lige düştü. Kulüp o sezondan itibaren büyük maddi sıkıntılar yaşamaya başladı, durum öyle vahim hale geldi ki oyuncular maaşlarını alamadı. Çoğu kez kulübün maddi imkansızlıklarından dolayı antrenmanlara gidecek vasıta bulamadılar, tıbbi destek verilemedi, oyunculara yemek çıkmadı.

 

UTA Rada kulübü çoktan iflas bayrağını çekecekti ki o vefakar taraftarları olmasaydı.

 

Taraftarlar büyük fedakarlıklar yaparak  kendi cebinden oyuncuları antrenmanlar götürmek için vasıta ayarladılar, tıbbi yardım ve gıda organize ettiler. Hatta şehrin kilisesinin pederi Ursulescu öncülüğünde her pazar cemaatten para toplanıp kulübün mahkeme masrafları karşılandı. Yapılan bu büyük fedakarlığa duyarsız kalmayan oyuncular tribüne çıkıp tezahüratla taraftarlarına teşekkür ettiler.

 

UTA takım kaptanı George Neagu durumu şöyle anlatıyor; “olay spontane gelişti maçtan sonra tribüne gittik tel örgülere tırmanıp içeri girdik sonra tezahürata başladık” Oyuncuların yaptığı bu güzel jeste en hırçın Ultra bile göz yaşlarını tutamadı, kapı gibi adamlar küçük çocuklar gibi ağladılar.

 

Şunu kimse unutmasın, futbol ne yayın gelirleri nede sponsorların kirli paralarıyla ayakta kalıyor. Bu güzel sporu ayakta tutan tek güç TARAFTARDIR!!!

 

 

                      FOOTBALL WITHOUT ULTRAS IS NOTHING !

Weiterlesen

ÖLÜMÜNE

14. November 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bu, Marcelo Amuchastegui aka. “EL LOCO FIERRO'nun”(kızgın demir) hikayesi. O bir zamanlar Arjantin tribünlerinin önde gelen, en çok korkulan tribün lideriydi. Gerekirse gözünü kırpmadan Ölüme gidenlerdendi ve sonunda gitti de.

loco_fierro-Kopie-1.jpgGüney Amerika Halkı için futbol dinden de ötedir, kıtada öne çıkan ülke kuşkusuz Arjantin. Her hafta sonu statları dolduran milyonlarca taraftar tezahüratlarında, büyük çatışmalardan ve bu çatışmalarda alınan tarihi zaferlerden, kulüplerine olan bağlarından, kutsal arma için gerekirse canlarınla ödeyeceklerini dile getirirler. Bu günlerde ise “El Loco Fierro’nun” şarkısı dillerden düşmüyor çünkü o kulübüne olan sadakatini hayatıyla ödedi.

 

                                       Her Çatışmada Ön Safta

 

1980’li yıllarda Gimnasia y Esgrima La Plata kulübünün Barrabravaları “La22” ülkenin en vahşi tribün grubuydu. Deplasmanlarda çatışma çıkaracakları Allah’ın emiriydi. Gittikleri şehirde taş üstünde taş bırakmazlardı. Rakip taraftar yada polis hiç fark etmiyordu, kim önlerine çıksa ezip geçiyorlardı. Ve her çatışmanın göbeğinde orta boylu birisi vardı, bu El Loco Fierro, Arjantin futbolunun efsanesi ve bir o kadarda vahşi tribüncüsüydü.

 

El Loco, L22 liderliğine önceki reis Jose Luis”El Negro” Torres’i devirerek geldi. Kısa süre içinde La Plata sokaklarının efsanesi oldu. Öyle ki, bir iç saha maçında Velez Sarsfield taraftarları Gimnasia tribününe saldırdığında onları tek başına geri püskürttü. Bir keresinin de Estudiantes ile yaptıkları derbi maçında tek başına rakip tribüne girip kaptırılan pankartı geri aldı ve kimsede korkudan kılını kıpırdatamadı.

Deplasmana gelen rakip tribün liderleriyle önceden buluşur kafa, kafa dövüştüğü de olurdu El Loco’nun.

 

Bir defasında Boca tribün grubu  La Doce 12. Adam yi statlarını yakmakla tehdit etti. Ve gerçekten bir Boca müsabakası öncesi polis ihbar üzerine El Loco ve arkadaşlarını tutukladı. Yanlarında uyuşturucuyla birlikte birkaç Molotof kokteyl ve 5 tane kalaşnikof tüfeği ele geçirildi. Bu olaydan sonra basına verdiği demeçte “Biz oraya savaşmaya gittik ama Boca’lıların hepsi muhbir,  pis korkaklar polisle işbirliği yapıyor”.

 

El Loco bu tür aksiyonlarla Gimnasia taraftarları arasında efsaneleşti. Fakat aynı zamanda polisin ve rakiplerinin en büyük düşmanı oldu. Çünkü tribün dışında da Fierro farklı bir hayatı yoktu, polis de ki kaydı bir hali kabarıktı. Dosyası, ruhsatsız silah kullanımından tutun, banka soygunları, uyuşturucu satıcılığı ve rakip taraftarlarla girdiği silahlı çatışmalarla doluydu.

 

       “Kimse Beni Örnek Almasın, Okuyun Ve Kendinize İyi Bir İş Bulun”

 

Nedendir bilinmez ama El Loco, gençlere asla onun gittiği yoldan gitmemelerini nasihat ederdi, “kimse beni örnek almasın Okuyun iyi bir iş bulun namusunuzla para kazanın iyi insan olmaya bakın!”.

 

1991 Haziran ayıydı, yine “La Banda del Loco Fierro, Rosario Central deplasmanına hazırlanıyordu. O sırada Fierro’nun evine anonim biri telefon açtı “maça gelirsen seni vururuz!” Bundan sonra yaşananlar kızgın demir El Loco Fierro’yu ölümsüz bir efsane yapıyor. Marcelo Amuchastegui  banka hesabında bulunun tüm parasını çekip evine geldi. 7 çocuğu ve eşine son bir mektup yazıp parasını bıraktı ve sonra La Plata tren istasyonunda tayfasıyla buluşup 350km uzaklıkta Rosario maçına gittiler.

 

Vardıklarında stada giderken El Loco Fierro 19 kurşunla vuruluyor. Bu olay günümüze kadar çözülemedi ve faili meçhul cinayetler arasında. Ama olay günü Marcelo’nun yanında bulunan iki arkadaşı polisin tuzağına düştüklerini iddia ediyorlar. “Hedef El Locoydu” diyor ikisinden biri, “aksi taktirde bizi de vururlardı.” Ortada dönen bazı dedikodulara göre Rosario Barrabravaları “La Canalla” intikam saldırısıydı deniyor. Bir diğeri ise polis tutanaklarına geçenler; El Loco Fierro ve arkadaşları stada giderken yolda bir kuyumcuyu soyuyorlar. Olay yerine intikal eden polisle çatışmaya giren Marcelo vuruluyor.

 

Ölüm haberi tüm ülkede duyuluyor, na’şı yakılıp Estadio Juan Carmelo Zerillo stadına dağıtılıyor. Cenaze törenine ezeli rakipleri Estudiantes Barrabravaları da bulundu, başkent Buenos Aires’den bir tren dolusu dost tribün Racing taraftarları geliyor. On binlerce dost, düşman tribüncü merhumun evinin önünde 3 gün ölüm nöbeti tutuyorlar. Arjantin’in ünlü Rock grubu “Los Rebendos” El Loco Fierro’nun namına bir şarkı besteliyor “Etiquta negra”

 


 

Ve günümüzde de her Gimnasia y Esgrima La Plata maçlarında “La Banda del Loco Fierro” orkestrası o meşhur şarkılarını söylüyor;

 


 

“Esta es landa de Marcelo

Que te alienta desde el cielo porque el loco

Fierro no murio”

( Biz Marcelo’nun yoldaşlarıyız, Cennete kadar yanındayız, Kızgın demir sen ölmedin)

Weiterlesen

ÜNİFEB; Galatasaray Taraftarı Kadıköy’deki Yerini Almalıdır

5. November 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Fenerbahçe taraftar oluşumu ÜNİFEB hafta sonu oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesinde bir bildiri yayınladı. 3 Temmuz 2011 şike skandalından bu yana İstanbulun üç büyük kulübü ve Trabzon Spor taraftarlarına seyirci yasağı verildi. Maalesef şimdiye kadar bu keyfiyen ugulanan yasağa doğruyu söylemek gerekirse sadece Fenerbahçe tribünleri tepki gösterdi!

 

2000'li yılların başında ilk kez uygulanan deplasman yasaklarına o dönem yeni kurulan ultraslan rahmetli Alpaslan Dikmen önderliğinde büyük tepki göstermişti, şimdi ise Galatasaray tribünü Beşiktaş ve Trabzon dahil kış uykusundan henüz uyanamadılar.

 

Fenerbahçe tribünününden nefret ettiğim kadar saygı da duyarım. Ve bu davranışlarından dolayı şapka çıkarıyorum, 2 senedir deplasman yasaklarına tek tepki onlardan geldi.

 

ÜNİFEB oluşumunun bildirisi;

haber2294a.jpg

 

İl Güvenlik Kurulu toplantısında süregelen deplasman yasağına devam kararı alınması halinde, 10 Kasım 2013 tarihinde oynanacak maçta, Galatasaray taraftarı deplasman tribünündeki yerini yine alamayacak. Ayrışmalarla dolu futbol ortamında, tarafların nadir ortak noktalarından biri "deplasman yasağına karşı olmak" iken, futbolu yönetenlerin inadıyla devam eden bu çağdışı uygulama, “Dünya Derbisi” olarak nitelendirilen bu maçta, Türk Futbolu tarihine yeni bir ayıp olarak yazılacak.

Daha evvel İnönü’de, Türk Telekom Arena’da takımımızın yanında olmamıza engel olan bu uygulama karşısındaki tavrımız, Galatasaray taraftarının Kadıköy’e gelmesine ilişkin olarak da aynıdır. Meşale yasağı ile başlayan, kimi maçlarda pankartların asılmasına yasak koyan, deplasman yasağına kadar uzanan ve son olarak e-bilet uygulaması ile evrimini tamamlayacak olan taraftarlık kültürünü ortadan kaldırmaya yönelik politika karşısında, Fenerbahçe taraftarının duruşu sert ve nettir. Aynı şekilde, tüm tribünlerin hakkını gasp eden bu uygulamalar karşısında, diğer takım taraftarlarınca da bu mesele sahiplenilmeli ve birlikte mücadele edilmelidir.

Türk Futboluna bir şey kazandırmayan, aksine futbolun en güzel olgusu olan taraftarları futbol ortamından uzak tutan ve takımlarının yanında olmasına engel olan bu uygulama konusunda, başta kendi camiamız olmak üzere tüm kulüp ve futbol yöneticilerine tekrar sesleniyoruz. Daha önce Beşiktaş taraftarı için yapmış olduğumuz çağrıyı yineliyor; Galatasaray taraftarının Kadıköy’de yer almasının önündeki engellerin kaldırılmasını ve bu maçla beraber bu dayanaksız uygulamanın son bulmasını talep ediyoruz.

Saygılarımızla,

1907 ÜNİFEB – Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği >>link

 

 

 

 

Weiterlesen

Bir zamanlar Futbol

3. November 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Futbol eskiden çok güzeldi. Henüz sponsorlar, açgözlü yöneticiler, kahpe medya oyuna el atmamıştı. Transfer edilen futbolcular borsaya bildirilmezdi, boş mukaveleye imza atarlardı.

 

O zamanda endüstriyel futbol vardı! Yeni bir şey değil ki, profesyonel futbol hayata geçtiği günden bu yana var. Maçlar aynı bugünkü gibi televizyondan canlı yayınlanıyordu tabi şifresiz. Fakat statta maç seyretmek, salkım saçak tribünlerin içinde heyecanla takımı desteklemek bir ayrıcalıktı. Aynı şehirde oturup takımının maçını TV’den seyredenlerle ertesi gün alay ederlerdi.

 

Hafta sonunu iple çekerdi insanlar. Müsabakalar kimi ülkelerde Cumartesi, kimisinde Pazar günleri oynanırdı, hepsi aynı saatte. Hele maç günü geldiğinde saatler öncesi heyecanla akın ederlerdi statlara. Sanki uzun yıllar anneden babadan sevgiliden uzak yaşamış, çölde susuz kalmış gibice sine koşardık stada.

 

Hatırlıyorum da, Haznedar Menderes caddesinin üstünde amele pazarı vardı, mehtap pastanesinin hemen yanında. Maç günü sabah erkenden bir minibüs yanaşır “hadi maça, maça” diye bağırırdı muavin. 30 kişilik minibüse 100 kişi dolardık. Kaçıranlar Bakırköy meydanına gitmek zorunda kalırdı. Bir keresinde Haznedardan birkaç arkadaş Mecidiyeköy’e kadar yürüyerek gitmiştik. Zaten minibüsle gittiğimizde de ASY stadına az kala trafik tıkanır son 3-5 kilometreyi koşarak geride bırakırdık.

 

Futbolcular hafta ortası sıradan hayat sürdürürdü, hatta bazı taraftarlar ile kapı komşuydu. Hafta sonları ise on binlerin yıldızlarıydılar, ne güzel günlerdi!

 

Yukarda koyduğum video 1960 yılından, BBC kanalının çektiği belgesel “Saturday Fever(Cumartesi ateşi). Maçların biri Tottenham-Wolverhampton şampiyonluk müsabakası. Diğeri ise FA-Cup finalinden Nottingham Forest-Luton Town FC......hey gidi Luton Town.

 

Şimdi hepimiz müşteri olduk!

1432_676403532404862_296328222_n.jpg

 

                          KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL!

Weiterlesen

Bugün.....ertesi gün!

2. November 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Unuttuk mu sandın.....?

aysalistifa

Weiterlesen