Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Bugün Günlerden GALATASARAY

11. März 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Through the storm we reach the shore
We give it all but you want more
And we still waiting for you

img9585e

We can't live
With or without you...

Weiterlesen

Delikanlı Adam Bıçak Kullanmaz!

11. März 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Kavgada bıçağı kalleşler kullanır, kendine güvenemeyenler.

AxiQRYBCEAAm6pJ.jpg_large.jpeg

 

Maalesef bıçak, tribüncü jargonunda “emanet kültürü” denilen, sade ülkemizde değil neredeyse tüm dünya ‘da gelenek haline geldi!

 

Delikanlı tribüncü bıçak kullanmaz. Madem çatışmaya karar verdiniz o zaman delikanlıca er meydanına çıkın yumruk, kafa, göz girişin kimin gücü kime yeterse. Doğrusu budur!

 

Avrupa’da da durum farklı değil. Geçtiğimiz hafta ortası Avrupa Ligi Lazio-Bor.Mönchengladbach maçı sonrası Lazio taraftarları Almanları bıçakladı.

 

Dün Fenerbahçe-Bursa Spor müsabakası öncesi bir Bursalı taraftar bıçaklandı hem de çocuğunun gözünün önünde. 8 Mart mitinginden gelen kadınlara saldıran şerefsizleri Allaha havale ediyorum, sakın kendilerine tribüncüyüm demesinler.

 

Bıçak konusu üzerine birkaç hikaye yazmıştım, okumanızı tavsiye ederim;

Mentalita ULTRAS#18 Vincenzo Spagnolo Cinayeti Vol.1

Mentalita ULTRAS#19 Vincenzo Spagnolo Cinayeti Vol.2



Weiterlesen

Yeterli Mi?

10. März 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Dünyanın her yerinde kulüpler deplasmana giden taraftarı arasında kesesine göre ayrım yapmaz. Her zaman tüm zahmetlere katlanıp yılmadan, senelerce takımının peşinden koşanlar, münferit ve taraftar gruplarına bilet satışında öncelik tanınır!

 

Galatasaray kulübünün önümüzdeki Salı günü Schalke 04 karşı oynanacak Şampiyonlar Ligi rövanş maçı biletlerini cefakar taraftarlarına satmayıp devlet erkanı ve loca sahiplerine dağıtması bence büyük terbiyesizliktir!

 

Onca haksızlıklara rağmen Cuma akşamı Galatasaray tribünleri sınırı aşmadan ölçülü şekilde tepkisini ortaya koydu. Maçtan önce takımın protestodan etkileneceğinden endişedenler vardı. Hoş, yılda 3-5 milyon Euro cebe indiren topçular bu tür protestolara kulak asmazlar. Madem böyle bir endişe var bir daha sefere gerekirse gidip takım kaptanlarıyla konuşulur, durum izah edilir herkes kendi işine bakar.

BE6gxjmCIAATt-_.jpg_large.jpeg

 

Esas, kulübün haksız bilet politikasının mağduru uA-Avrupa her şeyi sineye çekip hiçbir şey olmamışçasına bu hafta sonu Almanya’nın Zwickau kentinde tekerlekli sandalye basket takımını büyük coşkuyla Aslanlar gibi destekledi.

 

Fazla uzatmaya gerek yok, Sedat hocamızın yazdığı duygu dolu satırlar her şeyi anlatıyor;

sedathoca.jpg

 

                                           Tepkiler YETERLİ Mİ?

 

KESİNLİKLE HAYIR!

 

Kulübün uyguladığı son bilet politikasına karşı sessiz kalınmamalı ve tepkiler devam etmeli!

 

Bir gün böyle olacağını buradan defalarca dile getirdiğimde uA düşmanı ilan edildim, halbuki sizde farkındaydınız ama kulübün bu tür vefa kârsız olacağını aklınızın ucundan geçmedi ve şimdi naifliğinizin kurbanı oldunuz!

 

Sakın korkmayın! Kulübün haksız uygulamalarına karşı koymak asla taraftarlığınızdan bir gram eksiltmez! Artık kulüpler eskisi gibi cefakar taraftarlara önem vermiyorlar. Paralı seyirciler daha cazip, siz ise bundan sonra üvey evlatsınız!

 

Tüm tribüncüler birleşerek esas sorunun köküne inip UEFA’nın 20 yıldır kriterleriyle direttiği %5 deplasman kontenjanına tepki göstermeliyiz!

 

Unutmayalım, e-bilet ve deplasman yasakları hala devam etmekte!

 

Bu yasaklara sebep olan. Futbolu kendi emellerini tatmin etmek için kirleten sahtekar yöneticiler ve kahpe medya bozuntuları istedikleri gibi at koşturuyorlar.

 

Madem tribünde meşale yakmak, konfeti atmak yasak, pankart asılması kısıtlanıyor. Bizde ulusal medyada boy gösteren, futbolla uzaktan yakından alakası olmayan. Yıllardır profesyonel futbol oynayıp şimdi TV kanallarında para karşılığı kör fanatik taklidi yapan yorumcuları görmek istemiyoruz!

 

              KAHROLSUN endüstriyel futbol ve uşakları! 

Weiterlesen

Ne Sandınız?

7. März 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bırakıp gideceklerini mi?

 

Siz ne kadar onları dışlarsanız daha sıkı sarılıyorlar Galatasaraylarına!

 

Asla bırakmayacaklar!

 

Siz onları dışlayıp zengin burjuvaya tercih etseniz de. Galatasaray’ın tarihinde en önemli maçında kasıtlı bilet satmayıp kalplerini kırsanız da, tek amaçları kutsal renk ve Armayı yalnız bırakmamak olduğunu hiçbir zaman anlamayacaksınız! (bknz;

 


 

Onlar her zamanki gibi olacakları yerdeler. Schalke maçına bilet alamamışlar kimin umurunda. Hem, Galatasaray spor kulübü tek futboldan ibaret değil ki!

 

Dün, şampiyon olamadığımız, her sezon sonu hüsranla biten 13 yıl aklıma geldi. Çocuktum daha ama iyi hatırlıyorum. Rahmetli Coşkun Özarı hocamız takımın başındaydı, sahada 11 futbolcu kulübede 2 yedek oturuyordu. O iki yedekten biri kaleciydi! Takımın antrenman sahası yoktu köşe bucak dolaşır antrenman yapmak için saha aranırdı. Hani şimdi beğenmediğiniz tribün çocukları oyunculara su taşıyordu, siz o zaman neredeydiniz?

 

Evet, şu kesin Galatasaray olmasaydı hiçbirimiz olmazdık. Fakat şunu da kimse unutmasın iyi günde kötü günde cefasını çeken bu büyük taraftar olmasaydı Galatasaray bir hiçti!!!

 

Yahu, biraz delikanlı olun neyin peşindesiniz? Taraftarı beğenmiyorsanız çıkın açıkça söyleyin bizde başımızın çaresine bakalım.

 

Ateş-Güneş yeninden! Neden olmasın?

 

Zamanında rahmetli Karıncaezmez Şevki’yi yaka paça GS Lisesinden atan zihniyet hiç değişmedi, kara bulut gibi geziyor Galatasaray’ın üzerinde. Ve her defasında hortluyor zalim liseciler.

 

Bizde artık şu saftirik tutumumuzdan vazgeçmeliyiz, fazla zorlamayalım endüstriyel futbolun içinde bize yer yok. Ve şu son yaşanan olay bunu açıkça ortaya serdi!

 

                             ŞİMDİ EYLEM ZAMANI!

 

Mutlaka yarın Gençler Birliği maçında tepki verilmeli! Varsın takım kaybetsin, bu sene şampiyon olmayalım, şampiyonlar liginden elenelim. Keşke iki sene önce küme düşseydik de Galatasaray’ı sade yıldızları, başarıları yüzünden seven şımarık güruhtan kurtulsaydık. Biz bize olurduk gerçek arma sevdalıları. Ne sahadaki isimlere, ne skora, nede kupalara. Sade kutsal forma ve arma adına verdikleri mücadeleyi alkışlasaydık.

 

ultrAslan-Avrupa’ya yaptığınız terbiyesizlikten dolayı tarih sizi asla affetmeyecek!

 

Siz! ultrAslan-Avrupa’nın bir kültür temsilcisi olduğunu. Galatasaray kültürünü 4 kıtada yaşattığını, büyük bir manevi değeri olduğunun farkında değilsiniz! Çünkü o kuş beyinleriniz idrak edecek güce sahip değil.

800px-GS_Kuruculari.jpg 

ultrAslan-Avrupa, bundan 107 yıl önce bir avuç gencin(Ali Sami Yen, Asım Tevfik Sonumut, Emin Bülent Serdaroğlu, Celal İbrahim, Boris Nikolof, Milo Bakiç, Pol Bakiç, Bekir Sıtkı Bircan, Tahsin Nahit, Reşat Şirvanizade, Hüseyin Hüsnü Kayacan, Refik Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver) lise sıralarında kurduğu hayallerini dünyanın dört bir yerinde hala yaşatıyor, ya siz?

 

                   Sahi, siz bugün GALATASARAY için ne yaptınız?

Weiterlesen

Münferit#29

5. März 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Romanı başından okumak isteyenler buradan >>> Münferit, Bir Ultras Romanı

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Merhaba dostum, ben balyoz tanıdın mı?

Detayları atlıyorum. Senin yanındayım, sakın unutma tribünde düşmanımsın dışarda yoldaşım! Sana bir hikaye yolladım. Hadi gel zaman makinasına binelim ne dersin? Ben Doc Brown sen Marty McFly. Hadi geç direksiyona, bağla kemerini, bas gaza.

 

                                Seksenler ve Doksanlar

 

Her şey başladığında takvim 1970’leri gösteriyordu.

 

Gri yıllar, güzelim mavi gökyüzünü kaplayan kurşunlu gri yıllar.

 

Senede 950 şiddet suçu işlenirdi hepsi siyasi bağlantılı.

 

Hani 128 kişi öldürülmüştü, suçu Komünist teröristlerin üstüne attılar. Sağcı teröristlerde 250 kişi ortadan kaldırmıştı. Bunların yanında 50 polis dünya değiştirdi, kabahati rüşvet müptelası siyasilere yüklediler, yanlış kamu politikası. Nasıl olsa mürekkep ucuz beyin bedavaydı.

 

Daha fazla ölenler oldu; Gazeteciler, Doçentler, Sendikacılar, Fabrika patronları, Muhbirler, İstihbaratçılar, Masum Vatandaşlar. Tren istasyonunda aktarma olan turistler.

 

Bir Ağustos sabahı, saat 10.30 da patlayan bomba, 78 ölü yüzlerce yaralı. Uzun sürmedi bir gün hepsi yakalandı. Sustular, kimseye boyun eğmediler, kimseyi ele vermediler “irreducible” ölmediler tribünde yaşatılıyorlar.

 

Tarihi çeşme meydanın ortasında patlayan bomba. Parçalanan onlarca kadın, erkek, küçük çocuklar.

 

Milano emniyet binasının 8. katından kazayla düşen anarşistler.

 

O zamanlar siyasi mücadele fabrikalar ve üniversitelerde başlardı .

 

Spontane organize ettiğimiz korsan yürüyüşlere korkudan polisler yaklaşamazdı. Çatışmalarda buluşurduk ya da kalabalık mitinglerde.

 

Kentin militanları süpermarketleri, butikleri, halk evlerini, okulları, fabrikaları proletarya adına işgal eder burjuvanın elinden alırdı.

 

Faşistler, işgal altında binaların çevresinde Komünist kovalardı. Komünistlerde faşistlerin peşindeydi.

 

Birileri, faşistlerin derneklerini basmak için ortamı gaza getirir, şimdiki gibi lafta kalmaz gerçekten gider basarlardı. Faşistlerde şımarık komünistleri sopa manyağı yapardı.

 

Polisler ise sokakta, meydanlarda durduk yere istedikleri gibi adam vurur sonra delil yetersizliğinden serbest bırakılırdı.

 

Serbest seks vardı. Bol eroin, direniş, sopa, kaslar, zincirler, p38 tabancalar. Nixon Go Home, Saigon düştü yaşasın Ho-Chi-Minh city.link

 

Arjantin dünya kupası, tüm İtalya gece saat üçte heyecanla kalkar maç seyrederdi.

 

Şike skandalı patladı. Mali polis Roma olimpico stadını basıp oyuncular kaçmaması için koşu pistinin etrafını sarmıştı, sonra Lazio ve Milanlı futbolcuları tutuklayıp götürüldüler.


Hani bir Paolo Rossi vardı. AC Milan ikinci lige düşmüş Cavese’ye karşı oynamışlardı aynı Lazio gibi. 20.000 bin Cavese’li San Siro’ya gelip şu meşhur şovlarını yapmış herkes ağzı açık onları seyretmişti. O sezon Milan ikinci ligde 70.000 bin kombine satmıştı.

 


 

 

 

 

Sokaklarda terör sürerken tribünlerde organize destek doğmuştu. Paramiliter gruplar, Bask bereliler, deri ceketliler, Eskimo tipi mont giyenler.

 

Tribünlerde sis bombaları eşliğinde ilk yapılan koreografiler, sallanan dev bayraklar. Rakibe nefret saçan pankartlar, Ninja polarlar, stat içi şiddet.

 

80’lerde Ultralar stat içinde ve dışında da Ultraydı 7 gün 24 saat, aldıkları her nefeste.

 

O yıllarda Fossa dei Leoni Ultraları parlamento dışı sola yön verir, Toni Negri’nin özerklik davasını desteklerdi.link

 

Diğer tarafta Inter Ultraları vardı, faşist BOYS SAN. San Babila semtindeki Bar Panino’da toplanırlardı. Parlamento dışı sağcı örgüt Fronte Gioventu’nun merkezi.

 

Başkent Roma’da C.U.C.S. Ultraları vardı, radikal solcu sempatizanlarıydı ama içlerinde sağcı Boys grubuyla omuz omuza alayına giderlerdi.

 

Laziolu Eagles Ultraları ve I.R.R.. Parioli, Eur, Fleming, Collo Oppio semtlerinden. Sağ ellerini kaldırır hitler selamı verirlerdi. Hippi gruplarını unutmamalı, o yıllarda her şeyden biraz vardı, düşe kalka, birbirimizi idare ediyorduk tribünde davamız için.

 

Sonra Roma’da Tozzi yılları başladı, Milano’da Paninari. Duran-Duran’ciler Spandau Ballet’cilere karşı. Romalı Sparks, Milano’dan Timberland. Ciesse vs. Monclear. Levi’s 501 vs. Americanino......devam edecek

Weiterlesen

Bugün Günlerden GALATASARAY

2. März 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bilet yüzünden Galatasaraylıları birbirine düşüren GALATASARAY yönetimi.......tarih sizi asla affetmeyecek!

karkif.jpg

  ULTRA's, The Last Spirit of fallen FOOTBALL!

Weiterlesen

Anlamayacaksınız!

1. März 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Anlamak istemiyorsunuz, kendinize göre sanal pembe bir dünya yaratmışsınız içinde her şey dört dörtlük. Lüks daireler, AVM’ler, 90-60-90 kadınlar, Süpermen erkekler cici çocuklar var, hayat size güzel.

 

Malum, lüks localardan çapulcu taraftara sallaması kolay. Hele birde şu yorumcu tayfası yok mu, hayatlarında bir kere olsun kendi cebinden maç bileti almamış adi güruh, sizin hiç söz hakkınız yok!

 

Suçlu hep küçük taraftar. Ki, o taraftar yağmur çamur demeden, mesafe tanımadan arma peşinden koşan. Hatta kutsal armaya leke düşüren Başkanına, suçlu olduğunu bildiği halde sımsıkı sarılıp yanında duran. Adliye binası önünde polisle çatışan vefakar TARAFTAR!

 

Meşale yaktı diye onun yüzünden kulübü seyircisiz ceza aldı. Ama o yine en saf haliyle seyircisiz maçta takımı yanında hissetsin diye gök yüzünü fişeklerle süsledi. Ve bu sefer bir talihsizlik yüzünden kulübü tekrar ağır cezaya çarptırıldı. Bir daha saha içi olay yaşanırsa 2 yıl Avrupa kupalarından men edilecek.

 

Başkanları şike yaptığından dolayı Fenerbahçe 2011/2012 sezonu Şampiyonlar liginden atıldığını ve  bu yüzden 50 milyon avro zarar gördüğünü. Şayet kurallar yürürlüğe koyulsaydı başta FB, BJK ve şikeye karışan diğer kulüpler şimdi ikinci, üçüncü liglerde sürüneceklerini. Bundan dolayı TBMM tarafından apar topar gece yarısı operasyonunda yasaların değiştiğini balık hafızalı kamuoyu ne çabuk unuttu?

 

 Suçlu Taraftar, vurun abalıya.

 

Anlamayacaksınız, her kulübün fanatik taraftarı olduğunu o ufak beyinleriniz asla almayacak.

 

Gelin bir göz atalım, kulübe en fazla zararı kim veriyor, Taraftar mı yoksa yönetici mi?

 

Geçen hafta BJK mali kongresinde taraftara 180 bin bedava bilet dağıtıldığı tespit edildi. İyi para,  biletin tanesini 100 TL’den hesaplarsak yaklaşık 18 milyon TL yapıyor. Hoş, vermeselerdi! Bir Alman atasözü var “hediye gelen atta kusur aranmaz”. 

 

Öte yandan, Jorge Mendes adlı menajere  son 5 yıl içinde 18 Milyon dolar komisyon ödenmiş, fos çıkan oyunculara ödenen tazminatlar 100 milyon doları aşıyor ve hala CAS’da devam eden davalar var! Üstelik eski Başkanları defterleri manipüle ettiğinden dolayı UEFA, BJK futbol takımını bir yıl Avrupa kupalarından men etti! Ama yine suçlu taraftar çünkü kulübe son 5 yılda kötü tezahürattan ve saha içi olayları yüzünden 6 milyon TL ceza verilmiş.

 

Yönetici yaparsa kulüp menfaati oluyor, Taraftar yaparsa zarar veriyor, bu ne yaman çelişki anne?

 

Yalnız, şunu kimse unutmasın “HERKES GİDER TARAFTAR KALIR!”

 

Artık Taraftar ‘da aklını başına toplamalı ve tehlikeyi anlamalı!

Saha içinde hepimiz rakibiz ama unutmayalım tribünde menfaatlerimiz ortak! Ezeli rekabetleri Tribün menfaatleri ile ayırmalıyız.

 

Ve mutlaka bir araya gelip Taraftar Birliği oluşturmalıyız.

 

Tribünlerin bitmesine ramak kaldı!!!

 

Weiterlesen
<< < 1 2