Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

OLD SCHOOL

29. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

 

Weiterlesen

Adnan Polat İstifa Etmemeli!

28. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bu satırları yazarken içim kan ağlıyor ama gerçekleri kabul etmekten başka çaremiz kalmadı. Şu saatten itibaren resmen kümede kalma savaşı vereceğiz, benim yaşımda olanlar bunları önceden yaşadı ve biz Galatasaray’ın kıymetini aynı şuan yürüdüğümüz dikenli yolları aşarak daha fazla anladık. Galatasaray büyük camia mutlaka bunları aşacaktır, yeni nesil bir gün gelecek bugünleri hatırlayıp Galatasaray’ın kıymetini daha iyi anlayıp sımsıkı sarılacak. Bakmayın böyle yazdığıma, yine hayal kuruyorum zaten yazdıklarımda devede kulak.


Başlıkta belirttiğim gibi “Adnan Polat istifa etmemeli!” Adnan Polat kutsal renklerimizi değiştirirken, GSTV'yi şifrelerken vb. saçma işlerle Taraftarın aidiyet duygularınla oynarken kulübün kimyasını değiştirirken istifaya çağırılmalıydı. Adnan Polat geçen sene yaşanan Basketbol şubesindeki rezaletten sonra istifa etmeli hatta kulüp üyeliği elinden alınıp derhal uzaklaştırılmalıydı. Adnan Polat istifa etmemeli, çünkü bu gelenek 8 yıl önce bozuldu işte geldiğimiz durum ortada. Bir zaman İlahi adaletin gücüyle kazandığımız zaferlere şükretmesini bilmedik şimdi o yüce İlahi adalet bize tokadını vurdu ve Adnan Polat’la cezalandırıyor. Bize müstahak ve bu cezayı sonuna kadar çekeceğiz ki, bir daha aynı duruma düşmeyelim!


Bu arada ruh mu arıyordunuz? Eski açıkta açılan iki pankartın altında telefon şirketine müracaat edin size bir ruh hattı bağlasın istediğiniz yerde kullanırsınız, sınırsız...

Weiterlesen

Eskidendi

26. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

“Düşünün bugün savaş var ve kimse gitmemiş”, soğuk savaş yıllarından kalma lafın konuyla ne alakası olabilir? Düşünün hafta sonu Türkiye’de bir derbi oynanacak ama kimsenin umurunda değil, düşünmenize gerek yok Pazar günü Türkiye’nin yüzyıllık çınarlarından iki güzide kulübümüz Galatasaray ve Beşiktaş Ali Sami Yen stadında karşılaşacaklar. Tabii ki umursayanlar var maça gidilecekte ama eskiden böylemiydi? İple çekerdik günleri heyecanımız doruk noktalarına ulaşırdı, bayram havası sarardı ortalığı. Şimdi ise yerini yabancı ülkenin derbileri aldı, pazartesi günü oynanacak İspanya derbisi Real Madrid- Barcelona, nam-ı diğer “El Clasico”.


Artık Türk futbol seyircisini GS-BJK derbisi kesmiyor malum futbol evrensel kaliteye bakıyorlar. Seyirci diyorum çünkü futbolsever demekle gerçek futbolseverlere haksızlık etmiş olurum. Futbol oynamayan, spor yapmayan, kendi değerlerine sahip çıkmayanlar tribün kültürünün yok edilişine tepki vermeyenler ancak seyirci kalırlar, kimse darılmasın lafım futbolu ve sporu dolu, dolu yaşayanlara değil. O zaman kimse Schusterin söylediklerine kızmasın adam doğru konuştu. Futbol oyun kültürüyle yaşar Türkiye’de futbolu yönetenler bu kültürü el birliğiyle yok ettiler, işte Schuster bunu anlatmaya çalıştı. Ben Türkiye’de futbol ticareti hangi noktada çözemedim, şu anda biraz Premiere League biraz NBA tarzı örneklerle strateji belirlenmiş bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. İşin özüne bakınca hiçte öyle değil, hatırlarsanız 90’lı yıllarda NBA’nin bir sloganı vardı “I Love this Game” Türkçe “Ben bu oyunu seviyorum” slogan aslında her şeyi anlatıyor. Modern statlar halı gibi sahalar yıldız futbolcular hepsi hoşta, ortaya koyulan oyunu kimse benimsemiyorsa televizyonlarda sırf polemik yapılıp hakemler ön plana çıkarılıyorsa boş yere masraf etmeye gerek yok. Siz en iyisi evrensel takılmaya devam edin, buyurun Hafta sonu maçları >>> link  the remote is yours…

Weiterlesen

Futbolcuların Takma İsimleri

24. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçenlerde 11 Freunde dergisinde görmüştüm hoşuma gitti birkaçını sizinle paylaşmak istiyorum.

 

Gerald Asamoah: Sarşın (bu hiç uymamış adam zifir siyah)

 

Marco van Basten: Utrecht'in Kuğu kuşu (enteresan isim bence uymuş)

 

Jack Charlton: Zürafa

 

Michel Essien: Bizon ( vahşi sığır Afrika ve Kuzey Amerika kıtasında görülür)

 

Robbie Fowler: Tanrı

 

Ruud Gulit: Kara lale ( bu uymuş hoşuma gitti)

 

Willy van de Kerkhof: Elektrikli süpürge (model Hoover)

 

Ronald Koeman: Kar tanesi (ilginç)

 

Pavel Nedved: Duracell (tam isabet)

 

Robert Prosinecki: Sarı oğlan

 

Alvaro Recoba: Çin (biraz benziyor)

 

Claudio Reyna: Captain America

 

Javier Zanetti: Traktör (göbek adı John Deere)

 

Weiterlesen

Birkaç Tifo

23. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

CSKA - SPARTAK

35.jpg

28a.jpg

 

RİVER - BOCA

206k.jpg

boca2.png

 

WISLA - LEGIA

Uzun zamandır böyle güzel ve yaratıcı tifo görmedim,tek kelimeyle muhteşem.

wisla.jpg

 

Bu tifo size bir yerden tanıdık geliyor mu?

 

INTER - MILAN 14.11.2010

inter-milan_01.jpg

 

GALATASARAY - PSV 18.10.2006 CL

gsbordo60.jpg

Weiterlesen

Aroha Body,Mind,Soul

22. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

aroha.jpg

 

Weiterlesen

Somewhere Over The Rainbow

21. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Benim küçükken bir hayalim vardı makinist olmak tren kullanmak istiyordum, bu hayalimi gerçekleştirdim. Şimdi 32 yıldır mesleğimi zevkle yapıyorum aldığım ücret sanıldığı kadar yüksek değil Allaha şükür beş kişi geçiniyoruz, zaten mesleğimden aldığım hazın karşılığı parayla ölçülemez. Kaçınız hayallerinizi gerçekleştirdiniz? İnsanlar hayaller kurmalı peşinden koşmalıdırlar yoksa yaşamlarının hiçbir anlamı olmaz.


Alttaki yazımda  Boş Yere Uğraşmayın bir avuç gencin hayalinden bahsetmiştim, gelin nasıl başlamış tekrar hatırlayalım;


Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır:


"1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.

 

"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek."


Ve bir gün geldi o “MAKSAD” gerçekleşti. 95 yıl sonra birer, birer Türk olmayan takımları yenip zafere ulaştı Galatasaray. Ama bu yolda yalnız değildi, bir avuç gencin zamanında kurduğu hayallere inanlar vardı.


Onlar birer kuruş ve tek bir topla kurdukları hayallerinin peşinden sonuna kadar koştular hiç yılmadan. Yoksa şimdi bizler başka şeyler konuşurduk birbirimizle hiç tanışmazdık hayatımız belki daha güzel olurdu, kim bilir?

Weiterlesen

Boş Yere Uğraşmayın

19. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Galatasaray’ı sevmek için o kadar çok sebepler var ki, hele bugünlerde şuan bu satırları okurken bile. Mutlaka vardır, size “neden Galatasaraylısın?” diye sorulduğunda ağzınızdan tabanca patlar gibi vereceğiniz cevabın içinde bir anlam olmalı. Gözle görülmeyen elle tutulmayan size ait ve sade sizin içinizde his etiğiniz duygu, ufacıkta olsa hala yılmadan peşinden koşmaya heveslendiren o tutku.

 

nostalji

Bir teneffüste, okul sıraları arasında bir avuç gencin hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü gün yaşadıkları heyecanın ve bundan aldıkları gururun hazın bir parçasıyız hepimiz. Ve “sizler!” bu parçadan olanlar, şu günlerde elbirliğiyle heyecanımızı tüketmeye çalışırken gördüğünüz gibi biz yine bir sebep buluyoruz sevmeye. O yüzden boş yere uğraşmayın! Bu bünye hala nefes alıyor kalbi atıyor beyni çalışıyor, durana kadar GALATASARAY!

 

                SENDEN AYRI YAR SEVERSEM, ÖLDÜR BENİ....

Weiterlesen

Dün Bugün

18. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Hep matem yapacak değiliz, şu mübarek Bayram gününde eğlenip sevinemeyeceksek ne zaman sevineceğiz? Gelin biraz gülelim ve birazda düşünelim, aşağıya eklediğim videolar ünlü Devekuşu kabaresinin muhteşem “Dün Bugün”  oyunundan alıntı. Büyük ustalar kendilerine öz mizah tarzlarıyla futbolu mercek altına almış ve yirmi yıl önce bugünleri görmüşler, komik ama seyredeceklerinizin nerdeyse hepsi gerçekleşti. Bir tek Kadın Teknik direktör denemedik, gülmeyin bu yönetimle her şey mümkün!

 


Weiterlesen

Neden Galatasaraylıyım?

17. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bu soruyu çoğu kez sormuşunuzdur kendinize ve mutlaka bir sebebi vardır. Bizi küçükken Galatasaray’ı sevmeye yönlendirenler olmuştur, babamız ağabeyimiz, amcamız ama biz aklımız erdiğinde vazgeçebilirdik. Peki, nedir bizi bu kulübe bağlayan? Elbette bir nedeni olmalı, kimi kazandığı başarılardan etkilenmiştir, kimileride aynı renklere gönül vermiş insanlarla arkadaşlıklar kurmuş, ortak sevdalarını iyi ve kötü günde paylaşmış tutulu kalmışlar.

Bu kadar mı? Daha fazlası olmalı!


Galatasaray bir spor kulübü ve aynı zamanda kültür yuvasıdır, eğer Galatasaray’a gönül vermişseniz size genel kültürünüzü artırmaya yönelik imkânlar sunuyor. Örneğin Mekteb-i Sultani hangi tarihte kurulduğunu merak ediyorsanız araştırdığınızda sizi Osmanlının II. Beyazıt dönemine götürecek, başlayacaksınız Osmanlı tarihini araştırmaya. Sonra Galatasaray Spor Kulübü ne zaman kuruldu sorusuna cevap arayacaksınız, yıl 1905 Osmanlının son dönemleri. Kurucusu Ali Sami Yen, kim bu adam diyeceksiniz yine başlayacaksınız araştırmaya. Babası Şemsettin Sami çıkacak karşınıza,”   Türk edebiyatının en önemli yapıtlarından biri olan Taaşuk-ı Talat-ı Fitnat (Talat ve Fitnat’ın Aşkı) roman türünde verilen ilk eserdir. Çoğu zaman Namık Kemal’ın “İntibah”ı ilk Türk romanı olarak takdim edilse de, Şemsettin Sami’nin yazığı Taaşşuk-ı Talat-ı Fitnat’ı, literatüre ilk Türk romanı olarak geçmiştir. Aslen Arnavut olan Şemsettin Sami, Türk edebiyatına önemli katkılar sunmuş bir entelektüeldir.”


Biraz daha araştırdığınızda bu sefer Kınalı Kuzularla tanışacaksınız. I. Dünya Harbi, Çanakkale savaşı Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluş savaşı Cumhuriyetimizin Kuruluşu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz, gördüğünüz gibi tam bir tarihi serüven içine giriyor ve hiç farkında olmadan genel kültürünüze zenginlikler katıyorsunuz, bunları size History Channel bile sunamaz.


Galatasaray Türkiye’nin ilk kurulan futbol kulübüdür diğer şubeler sonradan açılmış “basketbol, yüzme, su topu, voleybol, binicilik, atletizm, engelli basket vs.”. Birkaç kere yazmıştım, ben Galatasaray’la ilk tanıştığımda nasıl Sarı Kırmızı renklere âşık olduysam futbola da aynı şekilde tutuldum. Zaten futbol kulüplerinin kuruluş amacı bu güzel oyunu insanlara beğendirmek ve oynamalarına teşvik etmektir. Futboldan zevk alan mutlaka diğer sporlara da merak saracaktır ve doğrusuda böyle olmalıdır!


İşte ben bu yüzden Galatasaraylıyım, onun sayesinde spora heveslendim ve hala sürdürüyorum. Aklım ermeye başladığında tarihini araştırdım ve Galatasaray sayesinde ulaştığım bilgiler benim en değerli hazinem. Yıllarca peşinden koştum tribün kovaladım, binlerce kilometre yol yaptım, bunlar ne ki, benden üç misli emek veren arkadaşlarım var, hepsinden Allah razı olsun. Gün geldi sevindik bazen ağladık, 13 yıl şampiyonluk görmedik. Kızdığımız öfkelendiğimiz günlerde oldu ama hiç yılmadık. Aşığın dediği gibi ”Acın bile bir bambaşka, gül yüzüne türkü yazdım gülüm”. Fazla uzatmayacağım çünkü Galatasaray’ın güzelliklerini anlatmaya kelimeler yetmez. Sahi, kazandığı kupaları unuttum yazmaya. Onlar tüm bu güzellikleri süsleyen birer pırlanta taşları mutlaka yenileri eklenecektir, bundan kimsenin kuşkusu olmasın.


Durduk yere bunları dile getirmemim nedeni geçtiğimiz gün şöyle bir blog yazısına rastladım >>>link Yukarıda yazdıklarımla arkadaşa kontra yapmıyorum yanlış anlaşılmasın, kimseye de daha fazla Galatasaraylı olduğumu ispatlamaya da çalışmıyorum. Hâşâ, herkesin bir sevgi ölçüsü vardır ve bu sade o kişiye kalmıştır. Gerekirse istediği gibi rahatsızlığını dile getirme hakkına sahip ve buna kimsede karışamaz. Açıkçası ben üzüldüm, yazıya katıldığım noktalarda var, fakat bir Galatasaray taraftarının şu son yaşananların ardından inancı sarsılıyorsa gerçekten çoğu işlerin yanlış gittiğini kimseden gizleyemeyiz. Galatasaray’ın bu hale gelemsinin tek nedeni, son 15 senedir tüm dünyanın üzerine kara bulut gibi çöken futbol ticaretidir. Bir başka değimle Galatasaray endüstriyel futbolun mağduru olmuştur! Şirket birleşmeleri, arsalar, modern statlar vb. şeylerle taraftarın karşısına çıkamazsanız. Taraftar kulübünle özdeşleşmesi için daha fazla unsurlara önem verir, kulübüne olan sevgi bağının bir anlamı olmalıdır. Örneğin Tarihi ve Asaleti bunlardan bazıları, ne yazık ki şimdi hepsi pazara çıkarıldı “kulüp menfaatleri” adı altında müşteri topluyor. İşte buda taraftarı inanç sarsıntısına uğratıyor.


Yıllardır futbolu yönetenler “endüstriyel futbolda ekonomi güç olmadan başarı gelmez” klişe sözlerle taraftarlarını uyutmuştur. Futbolda ticaret dipsiz kuyuya benzer, bir şirket gelirlerinin %80’ni personeline saçıyorsa serbest ticaret piyasasında ayakta kalamaz ve bunu görmek için ekonomi uzmanı olmamıza gerek yok. Bir yandan tırnaklarınla kazıyarak topladığın paraları birde bakmışsın kendini futbolcu sanan mahlûklar çuvalla almış götürmüş, işte bu yüzden kulüpler bildiğimiz şirketler gibi işleyemezler. Futbol endüstrisinin tek amacı futbol üzerinden çok para kazanmaktır, para parayı çeker derler ama para parayı da götürür. Para uyumayan fahişeye benzer, şimdi ise Galatasaray’ın içine düştüğü durumdan nemalanan medya patronlarının avuçlarında cirit atıyor. Adı üstünde endüstriyel futbol ve endüstriyel futbolda paraya giden her yol mubahtır. Bizim zamanımızda da endüstriyel futbol vardı, modern futbol oynanıyordu. Kötü günler gördük ama o yıllarda güzel insanlar vardı.

 

                KAHROLSUN endüstriyel futbol!

Weiterlesen
1 2 3 > >>