Yayın İhalesi
Spor paketine dahil olan Sky Welt ile beraber aylık ücret 32,90€,HD isteyen 5€ fazla ödüyor.Aynı zamanda abone olduğum dt standart+spor paketine ayda 25€ ödüyorum,paketin içine dahile olan ligtv'de Türkiye liginden sade 4 canlı maç sunuluyor,yurt dışından diğer maçları ulusal kanallar gösteriyor,TRT Bundesliga,Kanal A Fransa,NTV/NTVSPOR İtalya ve İspanya,İngiltere maçlarını seyir etmek istiyorsam yayıncı kuruluşa ait olan Spormax kanalına abone olmam lazım,ki bu ayda ekstra 7,90€ tutuyor,yalnız bu paketin içinde dt'nin sinema,dizi ve yabancı kanalları mevcut,etti mi aylık 32,90€.Almanya'da orta direk geliri olan Futbolu sevenler için büyük fedakarlıklar yapmadan iki pakete de abone olma imkanı var,asgari ücret aylık yaklaşık 300€ olan Türkiye'de iki paket şöyle bir kenarda dursun,doğru dürüst televizyonu olan var mı ona bakmak lazım.Belki biraz abarttım,elbette 70 milyon nüfuslu Türkiye'de aşa yukarı her evde televizyon mevcut ama kaçında ligtv var? Sayılar ortada dtnin toplam abone sayısı 2 milyon,bunun 800.000 bini ligtv abonesi,fakat ortada bir gerçek daha var toplam 2 milyon abonenin %72'si Avrupa'dan,yani sizin anlayacağınız Türk futbol severler pek tutmamış şifreli yayınları.800.000 binlik ligtv abonesinin yarısından çoğu Avrupa ve Ülke çapında eğlence mekanları olduğunu ele aldığımızda özel abonelerin miktarı yerlerde sürünüyor. Bu sayılar bize bir başka gerçeği göz önüne çıkarıyor,lisanslı futbolcu sayısı 220.000 bin olan ülkemizde halkın spora aktif maddi ve manevi katkısı 70 milyonu aşkın nüfusun sayısı açısından baktığımızda hiç yok kadar az.Bu tabi Türk halkının yaşam tarzı ve kafa yapısında yatıyor,doğrusu sosyal yaşamla ilgili.Halk beleş olmadığı sürece en yoğun sosyal aktivitesi Televizyona bile pek fedakarlık yapma arzusu içinde değil,tabi baş neden halkın ekonomik dar geliri,gördüğünüz gibi nerden tutsak boklu değnek.
İhalenin toplam fiyatı vergileri ıvır,zıvır dahil kaba hesap 4 sene için 2 milyar USD tutuyor,büyük para.Peki bu para sahaya yansır mı? Kuşkusuz kulüplerin kasaları dolacak ama oyunun görsel zevki artacağını sanmıyorum,bu tamamen oyuncuların kafa yapısı ve ayaklarında gizli.Kesinlikle Futbolun kazandığını sanmayın,hayır esas kazananlar kendi ürünlerini pazarlamak için futbolu kullananlar olacak.Reklamlar çoğalacak,futbolla alakası olmayan bir sürü saçmalıklar göreceğiz,en acısı damardan taraftarlara uygulanan baskılar artacaktır.Umarız bu ihaleden sonra gelirlerini 3 misli arttıran kulüpler boş tribünlerini doldurmak için bilet fiyatlarında yeni uygulamaya giderler,şahsi görüşüm Türk halkının ekonomik gücünü göz önünde bulundurup yüzde %50 indirime gitmeleri şart diye canı gönülden istiyorum.Yayıncı kuruluşun ekmeğine yağ sürme ayaklarına yatıp bilet fiyatları aynı kalır hatta artarsa gelecek 4 sene süresi içinde,elde edeceği büyük bütçelere rağmen Türk futbolu ağır darbe alır.Dikkat edilecek diğer önemli unsur,kulüplerin bu paraları doğru yerlere harcaması şimdi olduğu gibi savurmaması.Yine burada da Yayıncı kuruluş kendi değimiyle "malını" iyi pazarlaması için kulüplere baskı yaparak Avrupa dan kariyerlerinin sonuna gelmiş çakma yıldızları getirip ligi çöplüğe çevirmemeleri.
Kulüplerin mutlaka iyi denetlenmesi bu saatten sonra farz oldu,ve artık Türkiye yabancı oyuncuların vergi cenneti olmasından çıkmalı,diğer Avrupa ülkelerinden biraz daha az olabilir ama mutlaka vergi ödemelidirler,aksi taktirde Tük Halkına yapılmış en büyük saygısızlıktır.Biz Avrupa'nın diğer 4 büyük ligleri ile rekabet edecek durumda değiliz hem neden böyle baskı içine sokuyoruz kendimizi ? Önce kendi kaynaklarımızı kullanarak oyunumuzu geliştirip ve görsel zevkini arttırmalıyız,illa örnek alacağımız ülkeler varsa oda Fransa ve Almanya bize daha cazip durduğunu düşünüyorum.Tabi ki yurt dışından oyuncu alınsın ama iyi araştırılsın,scout ekipleri geliştirilsin,çok paralar harcayıp içi geçmiş yıldızlar satın alacaklarına kendi yıldızlarımızı yaratalım,başkalarının modellerine göre hareket etmeyelim,biz kendi ekollerimizi yaratalım.
Rigobert Song + İstikrar = Rekorlar

Afrika Kupası grup maçı Kamerun - Gabon biteli yaklaşık iki saat oldu,ama bir kişi için futbol sonsuza kadar sürecek,zaten oda hiç bitmesin diye elinden geleni yapıyor,kim mi ? "Rigobert Song".Gabon'a karşı 132. kere Kamerun milli takımının formasını giyen Song Afrika'da rekor milli oyuncu unvanı çoktan cebinde.Bununla kaldı sanıyorsanız yanılıyorsunuz,Angola'da düzenlenen Afrika Kupası Songun sekizincisi oluyor, uluslararası FİFA turnuvalarına en fazla katılan oyuncular arasında çoktan yerini aldı.Rigo Rekorlarına 1994 yılında başlamıştı.ABD'de düzenlenen dünya kupasında henüz 17 yaşındaydı, o tarihe kadar dünya kupalarında forma giyen en genç futbolcu.Şimdi Pele diye itiraz edenler olabilir,yalnız Pele kaderine küssün bir kaç ay geç doğmuş 23 Ekim 1940,Song 1 Temmuz 1976 gerisini siz hesaplayın.1998 dünya kupasında 21 yaşıyla dünya kupalarının en genç kaptanı olan Songun bir ilginç rekoru daha var,iki ayrı uluslararası turnuvalarda kırmızı kart gören iki oyuncudan birisi,diğeri Zinnedine Zidane.Oyuncular futbolun kolektif dünyasında kendilerini ebedileştirip efsane olmak için çok uğraşır,bazıları başarır,bazıları başaramaz.Song gittiği her yerde kısa süre içinde herkesin kalbini fetih etmeyi başardı.Köln-Liverpool-Galatasaray vb. şimdi Trabzonspor için ter döküyor ve aynı zamanda takım kaptanı.Songun yaşı diğer Afrikalı futbolcularda olduğu gibi "Muamma",kağıt üstünde 33,uzaktan bakana 40 gösteriyor ben en fazla 32 tahmin ediyorum.Önemli değil,Songun yüreğinde yanan futbol ateşi hala alev,alev ve sanki uzun yıllar hiç sönmeyecek.İngiltere'nin Arsenal kulübünde top koşturan yeğeni Alexandre Song yakında mirası devir alır,iki kardeşe milli takımlarda sıkça rastlıyoruz ama Amca ve Yeğenin aynı milli takımda forma giydiğine ben ilk kez şahit oldum.
You Just A Part Of İt
Skibbe Ne İstiyor ?

Michael Skibbe Eintracht Frankfut'da pek huzurlu değil çünkü kulüp yönetimi ile ciddi fikir ayrılıkları var.Skibbe yıldız oyuncular istiyor ama kulüp Başkanı Heribert Bruchagenin cebinde akrepler yuva yapmış.Hayat insana bazen kötü davranıyor,düşünün Almanya'nın en köklü camiaları arasında olan Eintracht Frankfurt gibi büyük kulüpte Teknik Direktörlük yapıyorsunuz ama işvereniniz kulübü emekli kahvesi gibi yönetiyor ve gelecek için doğru düzgün hedefleri yok.Bu sene 10. olalım gelecek sezona bakarız 9. olursak hiç fena değil aman bütçemizi aşmayalım.Skibbe yine açmış ağzını yummuş gözünü eteklerinde ne kadar taş varsa dökmüş,biraz daha fazla risk alınmasını istiyor,işte bu imkansız.Bruchagen Frankfurt kulübünün başında olduğu süre içinde "risk" kelimesi tabu.Skibbe'nin istekleri ve kulübün politikası arasında uçurumlar var ama kimse önceden ona büyük sözler verip boş vaatlerde bulunmadı,Skibbe biliyordu başına neler geleceğini.
Almanya'da futbolla az çok ilgilenenler Bruchagenin ne gibi insan olduğunu gayet iyi bilir,bir tek Skibbe onu tanıyamamış.Yıllardır Bundesliga'da en tutumlu,halkın tabiriyle "pinti" başkan olarak ün yaptı,şimdi kalkıp boş yere tafra yapmak anlamsız,sen altına git Corsa arabası al sonra beni otobanda Porscheler sollu yor diye şikayet et geri vermeye kalk,tek çözüm Skibbe'ye bir Porsche şart oldu ama hangi parayla.Bence Skibbe'yi ancak Bayern keser başka çözüm yolu yok.İlginç,Skibbe kötü hoca değil ama kapasitesi belli,Avrupa'nın en büyük kulüplerinden biri olan Galatasaray'da çalıştığı günlerde kendini kanıtlayamadı,bana kalırsa çok pasif kaldı ve saflığının kurbanı oldu.Şimdi yaptığı sivri çıkışlarını samimi bulmuyorum.Hoş,yıldız istiyor ama zamanında elinde en kral yıldız takımı yönetemedi,mesela Meiranın satılmasına karşı çıkabilirdi,yapamadı.
Galatasaray'dan gönderildikten sonra Frankfurt imdadına yetişti,Bruchagen kurnaz adam, yapacağı teklifi geri çevirmeyeceğini gayet iyi biliyordu üstelik çok az paraya anlaştı,Skibbe'de balıklama atladı hiç itiraz etmeye hakkı yok kaderi neyse çekecek.Ben bildim bileli Frankfurt büyük paralar harcamadı,en pahalı transferleri Saarbrücken'den aldıkları Yeboah,o zamanın parasıyla yanılmıyorsam 13 milyon mark tutmuştu.Alman futboluna kazandırdıkları büyük oyuncular 1974'de dünya kupasını kazanan Jürgen Grabowski ve Bernd Hölzenbein.Diğerleri 1990'lı yılların başında fırtına gibi esen takımın kendi alt yapılarından yetiştirdikleri Andreas Möller ve Ralf Falkenmayer.Eintracht Frankfurt 1960 yılında Avrupa kupasında final oynayan ilk Alman kulübü.İskoçya'nın başkenti Glasgow'da, Real Madrid'de 7:3 yenildikleri maç,Avrupa kupası tarihinde en iyi müsabaka olarak geçiyor.
Weekend With Daisy
Sen neymişsin be Daisy,mahkum ettin bizi bu hafta sonu dört duvar arasına.İyi ki o dört duvarın arasının ortasında 40 inch. LCD var çekilmezdi vallahi,illet olduğum aletler arasında ama bazen böyle havalarda işe yarıyor.Hezimete uğradığım kar topu müsabakası dışında fazla aktivasyon yoktu hafta sonu.Geçtik ekranın karşısına,İngiltere'de Daisy yüzünden maçların çoğu iptal,Birmingham-ManU ve Arsenal-Everton dışında müsabaka yok,seçtim sonuncusunu.Ne güzel günlerdi Highbury stadında üst üste maç seyredilirdi bizde ekranlar karşısında zevkle baka kalırdık,şimdi nerde.Yeni mekanın adı emirates,salonda fason futbol,2:2'lik skor yanıltmasın.Ertesi gün,yani dün Türkiye Kupası müsabakaları vardı,malum Galatasaray'da işin içinde olunca yapıştık ekranın karşısına.Yeni adı Ziraat kupasından sanırım Ordusporun sahası patates tarlasını andırıyordu.Benim dikkatimi çeken bekçi bünyaminin Arda'ya atılan sert tekmeden sonra kart gösteriş şekli.Zarif ve incelikle tutuğu karta kafam takıldı,bir gün sert rüzgar eser o kart uçup gider el havada yuvarlak şekilde kalırsa tribünler "hakem bize hareket" çekiyor diye galeyana gelebilir.Skor benim için sürpriz değildi,kafamı kurcalayan takım olarak bir türlü defans yapamama beceriksizliği.Sorunu sade defans oyuncularına yüklemek haksızlık olur,futbolla yakından ilgilenenler bilir müdafaa ileride başlar,rakip atağa kalktığında geriye koşarken kademeye girmek ayrıca bir beceri gerektirir.Bu problem sade Galatasaray'ın değil Türk futbolunun kanayan yarası,işte bu yüzden takımlarımız defans yapmakta zorlanıyor,birde buna duran toplarda adam paylaşımını eklemek lazım.Hatırlıyorum futbol oynadığım yıllarda hocamız geri koşarken kademeyi kaybetmememiz için belimize ip bağlardı,ezberleyene kadar haftalarca antrenmanlarda sade bunu çalışırdık.Rijkaard ve Neeskens dünya çapında hocalar onlara güvencim sonsuz,mutlaka daha yeni metotlar ile takımı çalıştırıyorlardır ama oyuncuların kafasına giriyor mu ? Türkiye'de uzman olarak TV'lerde yorum yapanlar neden bunlara hiç değinmezler anlamıyorum,zaten yapılan eleştiriler reytingleri yüksek tutmak için sansasyonel ve bir o kadar seviyesiz,sanırım Türk TV kurumları futbol yorumlarını belirli formatın içinde tutuyorlar,insanların seyir ettiklerinin tam tersini yansıtmanın peşindeler.Bunun sebepleri Türk halkının büyük çoğunluğu futbolu sade televizyon ve gazetelerden takip ettiğinden dolayı ve bu insanları gerçek dışı yorumlarla kandırmak kolay.Çevreye baktığım zaman farklı değil,lakin bazıları kendi bloglarının reytinglerini artırmak için bahis şike skandalına karışmış futbolcular bile rüyalarına giriyor,ne alakası var ? Uzun lafın kısası,vasıflı uzmanların bile hayali yorum yaptıklarını görünce gülüp geçiyorum ve onları Daisy'e havale ediyorum. ![]()
Yıllık Rapor

İngiltere polisi geçtiğimiz yılın taraftar olaylarını içeren raporunu yayınladı,sözde olaylarda önceki senelere göre yüzde %3 azalma var ve çıkma sebepleri maç öncesi alınan aşırı Alkol.Bir başka neden ise ilginç,"KARABORSA" ama istatistiklerde ayrı kategoriye konulduğu için şiddet olaylarına girmiyor.Premiere League'de geçtiğimiz sene 1600 kişi tutuklanmış,186 taraftarıyla Manchester United başı çekiyor en az 13 kişiyle FC Fulham taraftarları tutuklanmış.Şu sıralar İngiltere'de 3000 futbol sever stat yasağı hükmü giymiş,bunların başını çekenler bizlere yabancı olmayan 162 taraftarıyla Leeds United,buyrun olayların toplam istatistikleri.
Premiere League'de tutuklananlar;
Arsenal 133
Aston Villa 77
Blackburn Rovers 31
Bolton Wanderers 50
Chelsea 102
Everton 139
Fulham 13
Hull City 61
Liverpool 100
Manchester City 82
Manchester United 185
Middlesbrough 75
Newcastle United 144
Portsmouth 31
Stoke City 118
Sunderland 138
Tottenham Hotspur 71
West Bromwich Albion 26
West Ham United 65
Wigan Athletic 23
Championship'de tutuklananlar;
Barnsley 31
Birmingham City 69
Blackpool 17
Bristol City 66
Burnley 67
Cardiff City 89
Charlton Athletic 4
Coventry City 36
Crystal Palace 19
Derby County 69
Doncaster Rovers 11
Ipswich Town 33
Norwich City 15
Nottingham Forest 78
Plymouth Argyle 23
Preston North End 22
Queens Park Rangers 33
Reading 9
Sheffield United 73
Sheffield Wednesday 74
Southampton 26
Swansea City 64
Watford 5
Wolverhampton Wanderers 61
Premiere League'de stat yasağı alan taraftarların kulüplere göre dağılımı;
Arsenal 44
Aston Villa 79
Birmingham City 73
Blackburn Rovers 23
Bolton Wanderers 44
Burnley 30
Chelsea 63
Everton 56
Fulham 5
Hull City 53
Liverpool 78
Manchester City 53
Manchester United 74
Portsmouth 88
Stoke City 48
Sunderland 67
Tottenham Hotspur 39
West Ham United 55
Wigan Athletic 13
Wolverhampton W 98
Championship'de stat yasağı alan taraftarların kulüplere göre dağılımı;
Barnsley 41Blackpool 28
Bristol City 39
Cardiff City 124
Coventry City 48
Crystal Palace 26
Derby County 34
Doncaster Rovers 21
50+1,Kind Vaz Geçmiyor !

Geçen sene Almanya'nın Futbol gündemine oturmuştu 50+1 tartışması,mahkeme kararıyla kural değişmedi ve kulüpler eski yönetim şekillerine sadık kaldılar.Eğer 50+1 kabul edilseydi şahısların kulüpler üzerinde hakları artacaktı ve böylece tekellerine geçecekti,örneğin İngiltere ve kendi Ülkemizi de unutmayalım.Almanya'da bu tartışmayı Hannover 96 Başkanı Martin Kind yaklaşık 7 sene önce daha kulübü 3.lig'de mücadele verirken başlatmış bir çok kere kanun yoluyla yürürlüğe sokulmasında talebi vardı ama her defasında eli boş döndü.Yaptığı son hamlesi de netice vermedi fakat Martin Kind yılmıyor,ısrarlı.Tekrar Alman Kulüpler birliğini (DFL) bu konuyu ele almasını isteyen Kind,kararı mahkemelere bırakmanın yanlış olduğunu vurguladı.Alman Futbol Federasyonu tahkim kuruluna yazılı başvuru yapan Kind,eğer bu sefer yine aleyhine karar çıkarsa davayı AB Anayasa Mahkemesine taşıyacağını açıkladı...Vay be,demek beyefendi kararları sade mahkemelere bırakmanın yanlış olduğunu savunuyor,hoş Al Capone'da mahkemenin onun lehine verdiği kararların çoğunu kabul etmemişti ama pek faydası olmadı bu itirazların.Şaka bir yana Martin Kind bir yandan Alman adaletini hiçe sayıyor ama diğer yandan davayı AB Anayasa mahkemesine taşıyacak.Sonunda soluğu orada alacağı kesin ve şahsi görüşüm 1995 yılında Bosman davasında çıkan son kararı ele alırsak Martin Kind haklı çıkabilir,ki ortada bir çok Ülke örnek olarak dururken !
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !
Fanzine

Bilmeyenler için,"Fanzine" Taraftarlardan kendi Taraftarlarına yapılan bir magazin,hemen aklınıza tele vole gelmesin.Hayır öyle değil tabi ki,fanzinler bir alt kültürün yayın organıdır,futbol kulüplerine,Rock,Ska vb. müzik gruplarına gönül verenlerin bulundukları ortamdan haber içeren mecmualar. Baskıları fotokopi ya da ofsettir ,internetin yaygınlaşmasıyla "HTML ve PDF" formatlarında E-Zines olarak yayınlanır.Fanzinler sokak ağzınla yazılır,kesinlikle aşırı argo kullanılmaz ama aynı renklere gönül vermiş insanlar normal hayatta bir araya geldiklerinde nasıl konuşuyorsa o tarzda yazılır.İçeriğini oluşturan konular,Konserlerden,Futbol maçlarından haberler,yapılan röportajlar ve perde arkası olayları anlatılır.En çok aynı renklere gönül vermiş insanların bulunduğu ortamlarda yaygındır fanzinler,gazete ve kitap satan bayilerde bulunmaz,abone olanlara eve yollanır onun dışında maç/konser günleri satılır.Fanzinlerin yazarları oluşumlarının içinde bulunan ve olayları canlı yaşayan taraftarlardır.Onlar yaşadıklarını amatör ruhla birebir kaleme dökerler,okuduğunuzda hissedersiniz.Fanzinler her hangi alt kültüre ait basit dergi gözüyle bakılmamalı,bu dergiler o toplumun sandığınızdan çok önemli parçasıdır.Türkiye için bir şey söyleyemem ama Avrupa'da Fanzinler toplumun yaşadığı bir dönemi yansıttığı için büyük önem taşıyorlar.Devlet kütüphaneleri tarafından toplanıp arşivlenen Fanzinler gelecek nesil için önemli bilgi kaynağı oluşturuyor.Örneğin Alman Milli Kütüphanesi "Deutsche Nationalbibliothek" her türlü Fanzine toplayan kurumlardan biri.

Ülkemizde de Fanzinler var ve genelde futbol taraftarları dan çıkarılıyor,malum Galatasaraylı olduğum için kendi tribünümüzün vefakar emektarlarının yayınladığı Fanzine biraz değinmek istiyorum.uA alt grubu olan KARŞI'NIN çıkardığı Pankart Fanzine.Geçen senin Eylül ve Aralık aylarının sayılarını sitelerinde sunuyorlar,buyurun buradan indirebilirsiniz >>> link Kendini biraz Galatasaraylı hisseden,tribün ortamına uzak kalan,çocuklarına Galatasaraylılık ve Tribüncülüğü aşılamak isteyenler mutlaka okumaları şart diye düşünüyorum.Bilhassa Aralık sayısında "Kim Korkar Tezahürat Yapmaktan" yazısı geçtiğimiz haftalarda Tribün performansı üzerine çıkan söylentilere ve lüzumsuz eleştirilere güzel bir cevap.Pankart Fanzine emektarlarının ellerine sağlık,devamını sabırsızlıkla bekliyorum.
Tribuna Unida
Henüz tribün alemine yeni ayak basan oluşum,genç insanlar,hayat dolu,yaratıcı,tek hataları çok sevdikleri Ahlen şehirlerinin RW Ahlen futbol takımına gönüllerini kaptırmışlar.Suçlusunuz kardeşim,size bu toplumun içinde yer yok.Dünyayı ekonomik krize sürükleyenler,küçük çocukları hunharca taciz eden sapık pedofiller,ülkeyi bölen teröristler,insanları boş vaatlerle kandıran politikacılar hiç biri sizin kadar kabahatli değiller.Onların dediği gibi "Şüphe" üzerine bir başka şehirle aranızda olan çekişmezlik polisi harekete geçirmiş,oluşumun üçte ikisine stat yasağı vermişler.Cezaları kesenler sizleri dinlemeyi bile tenezzül etmemiş,şüphe üzerine yargısız infaz.Yinede yılmadan davanızın peşinizdesiniz,helal olsun.Geçen gün yayına giren LoveTheCity Street Art web sitesi mutlaka görülmeye değer >>> link
LİBERTA PER GLİ ULTRAS !