Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Doğru Olan Nedir ?

23. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Benim için doğru olan,Basket de yaşanan çirkin olaydan sonra belirli kişiler cezasını kesip topluca yönetim kurulunun divan kuruluna istifasını sunması  ve erkek Basketbol takımını ligden çekmek olacaktı.Tüm yönetim kuruluna suçu yıkmak haksızlık olur fakat işin içinde Galatasaray ismi var,isminden daha çok bir dünya markası.Tüm bu işlemler yapıldıktan sonra divan kurulundan çıkacak karar beklenecekti.Yüce Divan  kurulunda oturan değerli büyüklerimiz akla karayı ayırt edecek kadar aklı başında insanlar olduğunu hepimiz biliyoruz ve şahsi görüşüm şimdi ki yönetim kurulu hakkında çok olumlu netice çıkacaktı ve Yiğit Şardan'ı kaybetmeyecektik,bunlar benim görüşlerim ve görüşlerimin arksında ebediyen duracağım.Benimle aynı fikirde olanlar vardır mutlaka ama ben kimseyi benimle aynı fikirde olmaya zorlamıyor diretmiyorum da.Geçen gün  Shame in the Game ! adlı bir yazı yazdım,bu yazıdan sonra aldığım hakaret dolu mesajların ardı arkası kesilmedi hatta ölüm tehditlerine kadar varan saçmalıkları başkası olsa burada herkes görsün diye açıklar ama ben onların seviyesine inip beni aşağılayanların yolladıkları mesajlar ile demagoji yapma huyum yok ve hiç olmadı.Artık öyle bir noktaya geldim ki şu saçmalıklar sabrımı taşırdı ve bu yazıyı yazmak zorunda kaldım.Söylediğinize göre benim açık adresimi biliyormuşsunuz,Ailemin çocuklarımın neler yaptıklarından adım adım haberiniz varmış HODRİ MEYDAN,sizden korkan sizin gibi olsun !!!


Eğer ben Adnan Polat'ın istifa etmesini buraya yazıyorsam sade beni bağlar ve benim yazmam ile kalkıp istifa edecek hali yoktur.Koskoca Galatasaray'ı yöneten Başkan benim ve benim gibi düşünenler tarafından etkileniyorsa o zaman zalim Canaydının söyledikleri bir noktadan sonra doğru.Sizin bu yaptıklarınız o lanet olası "liseci zihniyeti" ile ne farkı kaldı? Galatasaray'ın en büyük düşmanları Galatasaraylıların kendisidir demişler,doğru söz bende belki bu yazdıklarımla düşmanlık yapıyorumdur,bağışlayın.Ben Galatasaray'ı karşılıksız seviyorum,şahısların benim için önemi yok,hiç bir kupa yada dünya serveti Galatasaray'ımızın aldığı bu lekeyi temizleyemez,ben buna inanıyorum.Evet Galatasaray çok iyi yönetiliyor kimse bunu inkar edemez,ters köşe transferler bazı Taraftarların ruhunu okşuyor benimde hoşuma gidiyor  fakat bunların hiç birisi Galatasaray'ımızın manevi ve Kültürel değerini yükseltemez.Öyle günler gördük ki bu takımın yedek oyuncusu olmadığı için yedek kaleci libero oynamak zorunda kaldı ama biz yine vaz geçmedik sevdamızdan,eğer bu lekeyi temizlemek için büyük fedakarlıklar gerekiyorsa bütün Galatasaraylıların buna katlanması lazım.


Kim benim yılıp yazmayı bırakırım sanıyorsa yanılıyor,zaten kendim çalıp kendim oynuyorum,beğenen okur beğenmeyenlerin canı sağ olsun,zorla güzellik olmaz !


CAN GİDER FİKİR ÖLMEZ !

 

 

 Erdal Güngör

Weiterlesen

Şike !

22. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Önce ne vardı tavuk mu yumurtamı ?

 

Şike söylentilerimi yoksa şike bir gerçek mi?

 

Artık sorular gereksiz çünkü şike tescillenmiş gerçek !

 

Ortaya çıkan maç manipülasyonları geçmişte Hoyzer skandalını gölgede bırakıyor. Bu virüs Avrupa'yı sarmış. Şampiyonlar Liginin iliğine işlemiş, sarsılan inancımız, gördüklerimiz gerçek mi yoksa yalan mı şüphesi, gerçek nedir?

 

Kaleci yediği golü kurtarabilir miydi?

 

Atılan hatalı pas, art niyet var mıydı?

 

Form krizi gerçekten form krizimi?

 

Yada krizin formatımı değişti?

 

Hoyzer skandalı patlak verdikten sonra biz futbol severler tutuğumuz takım kaybetti mi bu işin içinde karanlık güçlerin olduğu kanısı hepimizin beynin bir köşesine zaten uzun zamandır yerleşmişti. Kandırılmak hayatımızın bir parçası oldu, her hafta sonu tribünlerde, ekranların karşısında mağlubiyetin  öfkesi, intikam duyguları, insanların sokaklara çıkıp isyan etme noktasına gelmesi. Oysa hakemin arabasını park ettiği yeri biliyoruz ama kimse gidip arabayı yakmıyor.

 

Boş ver diyoruz, kızgınlık, öfke bu oyunun tadı tuzu. Hakem de insan hata yapabilir, yapmalıdır. Ki, ekranlarda geyikler dönsün bizde zevkini çıkaralım.

 

Hayaletler var mıdır?

 

Rakı sofrasında ortaya atılan komplo teorileri hoşumuza gittiği süre hayat bize güzel. Karanlık güçler, peri hikayeleri, mezarlıkta canlanan cesetler, bak tüylerim diken diken oldu.

 

Ve bu dikenler bir gün battığında hissettiğimiz acı, avazımız çıktığı kadar feryatlarımız. Kabuslarımızın gerçekleşmesi, hakemlerin, oyuncuların para alıp oyuna hile katmaları... "hadi be sende saçmala."

 

Şike ! 

 

Rakı sofralarını süsleyen geyikler şimdi gerçekleşti üstelik tescillendi. Ve biz aniden ürperdik, hayalet görmüş gibi.

 

Öylesine söylemiştik canım hepsi şakaydı.

 

inanıyorduk, iyi olan kazansın, hakem de insan. Hata yaşamın bir parçası ama hile yapmak gayri meşrulaşıp normal hale geldiğinde gerçekleri sade aynalarda mı göreceğiz?

 

Sahi aynanın içinde hayat var mı?

 

Yan yana koşan iki oyuncudan biri kasıtlımı yavaş koştu?

 

Hava topuna çıkan stoper işi ağırdan mı aldı?

 

Hayallerimizi süsleyen Sporcular bize hayal satarak hayallerimizi yıkmadılar mı?

 

beynimizi kemiren sorular...

 

"İyi oynayan kazansın" lafının değeri kalmadı artık çünkü iyiliğin bir fiyatı var kötülüğün olduğu gibi.

 

"ŞİKE!"

 

yaklaşık 200 maçı kapsıyor ve kanser gibi futbolun bedenini sarmış

 

"ŞİKE" diye haykırıyoruz, hep iyiye inanıyorduk, güveniyorduk, tapıyorduk çünkü aksi taktirde bu güzel oyunun bir değeri kalmıyor, anlamıyor musunuz?

 

Kötülük kazandı suç mekruh! Hiç bir şeyin kıymeti kalmadı, salak gibi ortada kaldık. Bir kaç kalpazan ceplerini doldurmuş, geçelim bunları. Esas olayın içinde sporcuların olması insanı yıkıyor.

 

Oysa biz hep onlarla beraber bu oyunun güzelliğini paylaştığımıza inanıyorduk, meğerse ihanet ediyorlarmış, bize ve kendilerine.

 

Şimdi cellatlar dört bir yana dağılıp suçluları toplayacaklar. Endişeye gerek yok, kimse hakemin arabasına dokunmayacak.

 

"ŞİKE" haykırışlarımız  bir süre sonra kesilecek, ortada kızıp öfkelenecek hiç bir şey kalmadı yitirdik inancımızı...

 

Bugün bir çok mail aldım neden artık Bundesliga yazmıyorsun diye soruyor arkadaşlarımız, neden yazayım?

 

Sizce bundan sonra hile karışmış oyundan bahsetmenin anlamı kaldı m?

 

Beni, ekran karşısında kandıranları güzel kelimelerle  süsleyip ödünlendireyim mi?

 

Kabus dolu 15 gün geçirdik, ölümlerle ve hilelerle dolu. Rahmetli Robert Enke bile çevresinde yaşayanları kandırmış, toprağı bol olsun.

 

Antonio de Nigris kalp hastalığını bildiği halde para kazanma hırsının bedelini ağır ödedi.

 

İnanmıştık, sevmiştik. Onun gibiler nadir görülüyordu şu pisliğe batmış profesyonel futbol dünyasında. Entelektüel Thiery Henry. Yıktı İrlandalıları, biz yıkılmışız kimin umurunda.

 

Basiret bağlanması mı, yoksa karanlıkta hareket eden "liseci zihniyetimi" her kimse yaktılar biricik Aşkım Galatasaray'ı. Bedeli neyse ödenecek bu kesin ama ortada kalan bir soru cevabını arıyor "NEDEN?"

 

                     KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !

 

Weiterlesen

Bir Pesimistin Göz Yaşları

22. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

 
Aldanışlar orada kaldı, aldatıldın ahın vardı, aldatıldım
ahım aldı, yalvarıldım vahım oldu, aldanışta masum oldun,
yalvarışta yüzüm soldu. dikene battı yalanın ağzı,
yatsılarda mumlar öldü. düşümü böldü sevgi çölünün ölüme
çeken o kavuran nefesi, akşamında leşime baktım, peşime
takılan adını kazıdım, ümidi çaldım, ahı yanıma vardı,
vahımı şarkı yaptım, dinledikçe ağladım, gözyaşım!...
insan umudu taşıdı, kimisi kırdı umudu, lakin kiminin
sahip olduğu tek şey oydu, hepsi buydu. yoksulluk
korkusuyla ömrü servet peşinde harcayanda gördüm
fakirliğin özünü, çevirdim yüzümü, dostumundu teklif,
düşmanındı ısrar, acaba nereye kadar sürer bu tekrarlar.
yalanlara radar olsan neye yarar, zararın dönüşü kârın el
mi sallar? batan güneş yine doğar. batan gemi yatan mezar,
azar azar kazar mezar, kumar umar arar, yazar kader kime
çıkarsa bahtı tahtı kapar, tanrı bunu hep yapar. salla
gitsin arzular gemiler zaten batık, yolla gitsin mektuplar
adresin mi kayıp? zorla güldü âmâlar ağlamak mı ayıp?
korla yandı umutlar geçen dünü sayıp, yor ki aklını
hakkını sorgula düne bakıp?

Kaç tabut gömülecek yeraltına ve kaç kişi gidecek habersiz
uzaklara? kaç yalan yıkacak güvenleri? kaç satır yazılacak
kader kitabına ve kaç dua edeceksin tanrına, kaç damla
gözyaşı dökeceksin uğruna? kaç yarın bekleyeceksin?
sonralara kaç damla gözyaşı?

Tasanın etrafında gezgin olmuş insanlar kısacık molalarda
tanıdılar mutluluk denen kelimeyi ve tanrı bâş etti, çile
doğdu, hile koydu adını günahın. sille vurdu, illeler
inatçı yordu, sınava tabi tabiat ananın evlatları rabbi
tanımadı, kimisi küfretti yaradana, zülmetti kendine,
hükmetti paraya, çoğuna paralar sıktı kurşunu yaralar açtı
durumu battı. dünya malı uçan halı, kırılır dalı her
ağacın, yıkılır her bina affette, gofret, bedelindir o
dökülen tuzlu yaşlar, haşlar gözünü yıka yüzünü, hüzünü
her adem tanır, geçici bir dövmesin şeklini çizdi tanrı
topraklara; vakti gelince kazma kürekle silineceksin.
dayanacağın bir duvarın yoksa ör hadi, kuvvete dayanamayan
adalet aciz, adalete dayanamayan kuvvet zalimdir, hakkımı
isterim, payıma düşen herşeyi alırım felsefesi, haksızlık
oyunlarında hakkı yendi, rengi kaçtı yaşamın, derdi sardı,
yaranın acısı tacı attırdı krala dahi, bir ömür fani, bir
umut hani? tebessüm vahi, kabusum gani yazdıklarım;
yazacaklarımın güvencesi...............


ULTRAS LİBERİ !
Weiterlesen

Pasion Latina

20. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör












Weiterlesen

Kalın Fatura

20. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Danimarka başkenti Kopenhag'da dün bir futbol sever 2 yıldır süren dava'da çıkarıldığı mahkemede ağır para cezasına çarptırıldı.Bu taraftar 2 haziran 2007 tarihinde Danimarka ve İsveç arasında oynanan Euro2008 eleme maçında durum 3:3 iken sahaya atlayıp maçı yöneten Alman hakem Herbert  Fandel'i taciz etmişti.Fandel müsabakayı anında tatil ederek maçı yarıda bıraktı.Bunun üzerine UEFA İsveç'i 3:0 hükmen galip ilan etti ve Danimarka'ya yüklü para cezası keserek  iki resmi maç için sahasını kapattı.Dün Kopenhag Mahkemesi bu futbol severe kalın bir ceza faturası kesti "120.000 bin €",Danimarka Futbol Federasyonu önceden belirlediği  200.000 bin € ceza mahkeme tarafından stadın güvenlik yetersizliğinden dolayı 120.000 bin avroya kadar indirildi.

 

 

Çapulculuğun faturası ağır olmuş,yinede şanslıymış daha fazla olabilirmiş ama böyle kendini taraftar sanan geri zekalılara  müstahak.120.000 bin avro iyi para,Avrupa'da orta sınıf işçinin 4 yıllık maaşı,bu paraya Almanya'da 3 Opel İnsingnia alabilirsiniz,İstanbul'da Güngören semtinden güzel bir daire....

Weiterlesen

GALATASARAY RUHU !

20. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Ali Kırcanın dün yaptığı muhteşem konuşmasının sonunda söylediği gibi "biraz etrafınıza baksanız göreceksiniz !"

Maalesef biz rayban markalı at gözlüklerimizi çıkarıp sizin gibi güzel insanları göremiyoruz,görmemek istiyoruz dersem biraz ağır olucak ama yalan değil !Çünkü sizin maçlarınız üzerine televizyonlarda saatlerce absürd yorum yapanlar yok,formanızın üzerinde jan-janlı bir sponsorun reklamıda bulunmuyor,sade GALATASARAY Arması var,fazlasına da gerek yok zaten.Siz Sevgilerin en büyüğünü hak ediyorsunuz,kazandığınız Avrupa ve Dünya Şampiyonluklar dan dolayı değil.Hayır ! Sizleri bu sene Almanyanın Wetzlar şehirinde hayatımda ilk kez canlı seyretme fırsatı buldum,ortaya koyduğunuz performansınız satırlara yazarak tarif edilemez şekilde o kadar mükemmelsiniz.Ben şunu hissetim,siz kazanmaktan önce üzeriniz de asil Galatasaray formasının hakkını vermek için tüm engelleri aşarak bütün gücünüzle mücadele ediyorsunuz,bizlerin sevgisni kazanmak için ve bu sevginizi bizler ile paylaşırken kazandığınız kupalardan daha çok bizlerin sizinle çoşmamızdan aldığınız haz mutlu ediyor.Ama biz biraz etrafımıza bakıp bunları görmüyoruz !

Daha çok güzel şeyler yazmak isterdim ,sade sizi çok SEVİYORUM demekten başka bir şey gelmiyor elimden.Kara bulutların üzerimize çöktüğü şu lanet olası günden sonra,tünelin ucunda görünen ışksınız.......




Erdal Güngör
Weiterlesen

Shame in the Game !

19. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Dün Galatasaray Basketbol şubesinde yaşanan skandal olayın ardından yankıları hala kesilmiyor.Fazla detayına girmeyeceğim çevrede ki blogcu Arkadaşlarımız gerekenleri yazmışlar ve ben şahsen çoğunun fikirlerine de katılıyorum sade kendim açısından bir kaç ilave yapmak istiyorum.


Galatasaray'ımızın değerli Başkanı Sayın Adnan Polat bir kaç ay önce şöyle bir kelime söyledi "Galatasaray Türkiye'dir",evet bu çok doğru,son yurtdışında yapılan araştırmalara bakıldığında Türkiye denilince akıllara ilk gelen Galatasaray.Elbette bir Galatasaraylı için bunlar çok gurur verici ama şunu sakın unutmayalım Galatasaray'ımız bunların hepsinden önce bir Kültür ve Spor yuvasıdır,tam 528 yıl bu böyledir ! Galatasaray Türkiye'de medeniyetin eşiği,batıya açılan penceresidir,Galatasaray Futbol Kulübünün büyük kurucusu Ali Sami Yen değerli sözlerini unutmayalım "Türk olmayan Takımları yenmek".


Yenmek ama nasıl? Başarıya giden her yol mubah mantığı Galatasaraylılık ruhunda yoktur ve olmamalıdır ! Son günlerde kulübe gelir kaynağı üretip önemli projelere imza atıldı fakat biz bu projelerden borçlarımızdan arınıp trilyonlarca avrolar,dolarlar ile kasamızı dolduralım,dünyanın en büyük başarılarını kazanalım,hiç biri bu çirkin olayı örtemez ! Bu kulüp tarihinde çok kötü olaylar yaşadı,Ateş-Güneş kavgası mı dersiniz,Sahip Somlar mı,kendi Taraftarını polislere dövdüren Başkanlarımı,hepsine göğüs gerdi ama bu son yaşanan olayı temizlemek için büyük fedakarlıklar gerekiyor !

Unutmayalım ! 19 Mayıs 2007 tarihinde yaşanan olaylar sonrasında Taraftarlarına çapulcu diyenler,sonra genel kurul kürsüsünden kulübün milyonlarca avro zarara uğradığını ve bu zararın faturasını Taraftarın ağır ödeyeceğini açıklayanlar.Eğer siz hala Galatasaray Türkiye sözünün arkasında duruyorsanız ve şu son günlerde Türk toplumu içinde yaşanan ahlak çöküntüsüne dur demek istiyorsanız işte şimdi elinize büyük fırsat geçti.Hemen Basketbol takımını TBL'den çekip,derhal Yönetim kurulunuzla birlikte istifa edin ve milyonlarca Galatasaraylıyı bu pis lekeden kurtarın yoksa tarih sizi affetmez !


Galatasaray Türki'yedir ve Türkiye gözlerini çevirmiş Galatasaray'a bakıyor !


Erdal Güngör

 

                                                    TEK BÜYÜK GALATASARAY !



Weiterlesen

Solidarität = Dayanışma !

19. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Almanya Federal Mahkemesinin 30 Ekim'de bir Bayern Münih Taraftarının itirazını geri çevirip şüphe üzerine stat yasaklarının devamına karar vermişti.Bu kanundan mağdur kalan ve stat yasaklarına mahkum edilen Nürnberg taraftarları da bulunuyor.Federal Mahkemenin aldığı kararı ve stat yasaklarını protesto ettiklerinden dolayı hafta sonu deplasmanda oynanacak Wolfsburg maçında Ultras Nürnberg 1994 takımlarını tribünde destek vermeyecek.Kararlarını bir yazılı bildiri yayımlayarak açıklayan Nürnbergli Ultralar,stat yasağı alan Arkadaşlarınla dayanışma içinde olduklarını,onları tribünden uzak kaldıkları bu zor günlerinde yalnız bırakmayarak destek veriyorlar.Oluşumlarının kurulduğu gününden itibaren hep tribünde destek verdikleri kulüplerini  ilk defa yalnız bırakan Ultras Nürnberg,21 Kasım Cumartesi günü stada girme yasağı alan arkadaşlarınla o gün bayan Hentbol takımının maçına gidip tribünde destekledikten sonra takımlarının deplasmanda karşılaşacağı Wolfsburg müsabakasını hep beraber televizyonda seyredecekler.


Ultras Nürnberg'i bu dayanışmasından dolayı canı gönülden kutluyorum,birde ülkemize bakıyorum için kan ağlıyor.Geçen hafta 36 Beşiktaşlı taraftara verilen 1 yıllık stat yasağı kendi arkadaşlarının bile sanki umurunda değil,herkes "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" mantığıyla hareket edip üç maymunu oynuyorlar,yazık !

Ultras Nürnberg'in yazılı bildirisini orijinalini aşağıya ekliyorum ;

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Solidaritäts-Tag mit der „Sektion Stadionverbot“: Gemeinschaftliches Fußball schauen im TV, Soli-Feier und Besuch des Heimspiels der Handball-Damen am 21. November! Beginn: Ab 13 Uhr im UN-Lokal

Die Gruppe ULTRAS NÜRNBERG 1994 wird das Auswärtsspiel des 1. FC Nürnberg beim VfL Wolfsburg nicht besuchen, sondern stattdessen den Tag gemeinsam mit den Stadionverbotlern verbringen. Wir laden alle Glubbfans aus der Nordkurve dazu ein, sich uns anzuschließen. Setzt zusammen mit uns ein Zeichen gegen Stadionverbote und Meldeauflagen! Zeigt den gelebten Zusammenhalt in der Nordkurve!

In der Geschichte unserer Gruppe kam es bisher nicht vor, dass wir bei ein Pflichtspiel komplett boykottiert haben. Unser ganzer Stolz und unsere selbst gesteckte Verpflichtung ist es, immer und überall vertreten zu sein! Stürmische Zeiten erfordern jedoch radikale Maßnahmen, weshalb wir uns schweren Herzens dazu durchgerungen haben, nicht nach Wolfsburg zu fahren. Die FreundMeldeauflagen stoppen – Stadionverbote aufheben – Solidarität zeigenschaft und Verbundenheit zu unseren Mitgliedern, die mit einem bundesweiten Stadionverbot belegt sind und teilweise sogar Meldeauflagen bekommen haben, ist so stark, dass wir auf ein Auswärtsspiel verzichten um lieber mit ihnen einen schönen, gemeinsamen Tag zu erleben! Wir wollen den Stadionverbotlern damit Kraft geben, die schwersten Momente in ihrer Zeit als Glubbfan durchzustehen! Gleichzeitig wollen wir wiederholt unsere ablehnende Haltung zu Stadionverboten und Meldeauflagen deutlich machen und damit erreichen, dass sich mehr Glubberer mit dieser wichtigen Thematik auseinandersetzen!

Das Auswärtsspiel in Hoffenheim war das erste Mal, dass es bei einem normalen Bundesliga-Spiel Meldeauflagen für Mitglieder unserer Gruppe gab. Damit ist eine neue Qualität der Repression in Nürnberg erreicht worden, die wir in dieser Form nicht für möglich gehalten haben! Sämtlichen Mitgliedern der „Sektion Stadionverbot“, ob mit oder ohne Meldeauflagen, ist damit die Möglichkeit genommen, weiterhin mit uns zusammen auswärts zu fahren. Personen mit Meldeauflagen müssen sich am Spieltag zur Anstoßzeit auf der Polizeiwache melden. Alle anderen Personen bleiben aus Selbstschutz ebenfalls zu Hause, um nicht Gefahr zu laufen, in Situationen gedrängt zu werden, die nachher ebenfalls als Grund für eine Meldeauflage herhalten müssen.
Die Meldeauflagen wurden von der Polizei ohne Vorwarnung in die Wege geleitet. Somit wurde uns die Möglichkeit genommen, selbst Lösungsvorschläge zu erarbeiten, die zu einer anderen Einschätzung der Situation auf der Seiten der Sicherheitsorgane geführt hätte. Besonders die „Sektion Stadionverbot“ geht mit der Lage in der sie sich befindet, sehr realistisch um. Selbstverständlich können Gesetzesüberschreitungen zu Konsequenzen führen, die zu akzeptieren sind! Nicht akzeptabel ist es jedoch, dass Vorwürfe konstruiert werden oder angebliche Ermittlungen, von denen die Betroffenen selbst nichts wissen, als Gründe für die Meldeauflagen genannt werden. Absolut unverständlich ist es zudem, dass Personen aufgrund der deutlich erkennbaren Szeneunkenntnis der Polizei vollkommen falsch kategorisiert und somit weiter kriminalisiert werden! Die Meldeauflagen sind nicht nur ein absolut untaugliches Mittel, sondern wirken sich ausschließlich kontraproduktiv aus. Die Spirale dreht sich weiter, ein Ende ist nicht in Sicht! Die Erteilung der Meldeauflagen hat offensichtlich das Ziel unsere Gruppe in zwei Lager zu spalten und den integrativen Charakter von ULTRAS NÜRNBERG zu zerstören. Dies werden wir nicht zulassen! Bei unserer Freundschaft gibt es keinen Unterschied zwischen Stadiongängern und Stadionverbotlern. Die Welle der Repression schweißt uns nur noch mehr zusammen! Mit dem Solidaritäts-Tag stellen wir dies eindrucksvoll unter Beweis.

Ein großer Teil unserer Stadionverbotler ist nur aufgrund des Verdachts an einer Straftat teilgenommen zu haben aus unserer Kurve verbannt. Die Ermittlungsverfahren ziehen sich seit mittlerweile elf Monaten ins Land, ein Ergebnis ist nicht in Sicht. Wir halten diese Praxis für einen Verstoß gegen die Unschuldsvermutung, die auch im Bereich von Fußballspielen gelten muss!
Das Urteil des Bundesgerichtshofs (BGH) vom Freitag, den 30. Oktober 2009, das Stadionverbote auf Verdacht nicht nur für rechtmäßig erklärt, sondern regelrecht fordert, macht deutlich, dass es gerade jetzt wichtig ist, ein klares Zeichen zu setzen! Nur ein breiter Widerstand gegen dieses Fehlurteil kann verhindern, dass die Fanszene weiterhin mit ungerechtfertigten und vorschnellen Stadionverboten überzogen wird!

Am Solidaritäts-Tag am 21. November wird es im UN-Lokal eine kleine Feier geben und anschließend gemeinsam das Glubb-Spiel in Wolfsburg im TV verfolgt. Nach dem Spiel besuchen wir zusammen das Bayernliga-Heimspiel der Handball-Damen gegen Dachau um die Mädels lautstark zu unterstützen!
Wir wollen unseren Stadionverbotlern einen schönen Tag bereiten, der nicht so trostlos ist, wie die sonstigen Auswärtsspiele bei denen sie zu Hause bleiben müssen. Dabei hoffen wir auch, dass durch unser Fehlen in Wolfsburg möglichst viele Glubberer dazu gebracht werden, sich mit der Stadionverbots-Problematik zu beschäftigen und sich ausführlich zu informieren.
Wir wollen niemanden verbieten nach Wolfsburg zu fahren. Wir freuen uns über jeden, der sich solidarisiert und am 21.11. ins UN-Lokal kommt. Wer trotzdem nach Wolfsburg fährt, wird von uns nicht verurteilt. Dennoch bitten wir alle Wolfsburg-Fahrer unsere Entscheidung, die wir hier dargelegt haben, zu respektieren und dies auch im Stadion zum Ausdruck zu bringen! Unterstützt unseren 1. FCN situationsbezogen mit Anfeuerungsrufen, aber macht trotzdem deutlich, dass wir fehlen und nicht ersetzbar oder imitierbar sind!



Weiterlesen

Ezeli Rekabet "Cezayir - Mısır"

18. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör




Geçtiğimiz cumartesi günü 2010 dünya kupası eleme maçları vardı,bunlardan birisi Afrika kıtasının iki ezeli rakibi Cezayir ile Mısır arasında oynandı.Alman Bundesliga takımı VFL Bochum'da forma giyen Cezayir milli takım oyuncusu Anthar Yahia,Mısır'da başına geldiklerini anlatıyor.


"Cumartesi günü Mısır'da yaşadıklarımızın şokunu henüz atlatamadık,hayatımda şimdiye kadar böyle agresif bir ortamda futbol oynamadım.Cezayir milli formasını tam 40 kez giydim,maçların çoğunu Afrika kıtasında oynadım,çok sert deplasmanlara çıktık ama geçen cumartesi günü gibi ölümle hiç karşı karşıya kalmamıştım,futbol maçından daha çok bir savaşı andırıyordu.Tüm olaylar önceden planlanmış,havaalanında yola çıktığımızda iki polis birliği otobüsümüzü eskort ediyordu,sonra şoför yolu değiştirdi ve bir kavşakta aniden durdu,polislerde ortadan kaybolmuştu.O sırada yüzlerce kişi otobüsü taşlamaya başladı üç takım arkadaşımın başından ağır yara aldılar.Onca kişi nerden çıktı anlamadık.Oradan kurtulduk ama olaylar dinmedi,Otel lobisinde bizi havaalanından alıp güvenliğimizi sağlayacak özel güvenlik ekibine rastladık,sözde bizi karşılamaları birileri tarafından yasaklanmış,tabii münakaşa oldu zor ayırdılar.Cezayir'de oynanan ilk müsabakada biz Mısırlıları çiçeklerle karşıladık,başkent Cezayir Şehir hava limanından Mısır takımının kalacağı Otel arası 70 km,Mısır takımı hem havadan hem karadan en mükemmel şekilde korundu,zaten iki Ülkenin arasında şimdiye kadar hiç bir siyasi sorun olmadı.Fakat bu Mısır'da oynayacağımız rövanş maçı öncesinde Futbol Federasyon Başkanları basına verdiği demeçte "her Cezayirliyi birer taşla karşılayacağız"  bizleri Mısırlı taraftarlarına hedef gösterdi,inanmıyorsanız Gazetelere bakın görürüsünüz."


Peki olaylar neden bu hale geldi ve bu ezeli rekabet iki Ülke milli takımları arasında nasıl ortaya çıktı? Mahia'yanın anlattığına göre 20 yıl önce Cezayirli taraftarlar aynısını Mısırlılara yapmışlar ve onlarda intikamını almış.Bakın aradan 20 yıl geçmiş,iki jenerasyon yetişmiş,büyümüş ve hala o zaman yaşananlar sıcak tutuluyor.Cezayirliler suçlarını kabul etmişler ve Mısırlıları ilk müsabaka da ülkelerinde çiçeklerle karşılayıp güzel ağırlamışlar ama Mısırlılar unutmamış,doğruyu söylemek gerekirse birileri unutulmasını istememiş.Olayların baş suçluları her zaman olduğu gibi Taraftar olarak gözüküyor,başka kim olabilir ki? Ama kimse kalkıp taraftarı bu hallere getirenlerin akıbetini sorgulamıyor.Yapamazlar çünkü "balık baştan kokuyor",aynı bu olayda olduğu gibi koskoca ülkenin Futbol Federasyonu başkanı çıkıp halkını şiddete teşvik ediyor ve o ülkenin medyası da bunu fırsat bilip birazda kendinden katarak halka gümüş tepside sunuyor gerisi teferruat.


Sonra kalkıp "spora bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor" diyerek fiyonklu laflar dizenler var.İyi değiştirelim ama nasıl? Karşımda obezite sorunlu 180 kilo ağırlığında bir kişi sade ağzı güzel laf yapıyor diye Basketbol anlatıyorsa,ben önce şunu sorarım bu adam hayatında hiç spor yaptı mı? Bırak sporu sıkı sohbete sarsak kalp krizinden gidecek zor nefes alıyor ama televizyonda spor programının baş köşesine oturtmuşlar,sırf bizim spora bakış açımızı değiştirsin diye.Yatıp kalkıp dua edelimde sarışınların nesli tükenmesin......

 

Erdal Güngör

Weiterlesen

MEDYA TERÖRÜ !

17. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Dün akşam Türk Televizyonlarında sıkça rastladığımız bir medya terörü ile yine karşı karşıya kaldık.Hafta sonu oynanan Basketbol derbisinde yaşanan olaylar şahsen bir Galatasaraylı ve Spor sever olarak benim için utanç vericiydi.Maalesef ortaya konulan oyun ve muhteşem tribün performansları çirkin olayların gölgesinde kaldı.Fakat biz bu filmi yıllardır görüyoruz,Türkiye'de işporta zihniyetinde yüz yıllık kulüplerin başında olan bazı yöneticiler medyayı arkalarına alarak Sporu ve bununla birlikte Futbolu çirkince pazarlamaya uğraşıyorlar.Maalesef biz Taraftarlar bu çirkin oyunun figüranı olduk,doğruyu söylemek gerekirse farkına varmadan birilerinin buyruğuna girdik.İkili ilişkilerin önemli olduğu ülkemizde,bu ilişkileri sağlam tutarak sözde tribünlerimizi korumak istedik ama ne kadar yanlış olduğunu bir türlü anlayamadık ve hala aynı yanlışlar yapılmaya devam ediliyor !


Hafta sonu yaşanan olaylar tesadüf değil,nasıl o iki rakip takımı tutan şahısların orada olması gibi.Onlar birileri tarafından oraya gönderildi,istedikleri kadar inkar etsinler,yok arma sevgisiymiş filan,falan bunları geçin,çoraplarıma anlatsınlar,nasıl karaktersiz ahlaksız yalancı olduklarını dün akşam tüm Türkiye gördü.Bu şahıslar salona provokasyon için geldiler ve emellerine ulaştılar,sizde oyuna geldiniz bravo ! Sahaya atlayan o iki "KARDEŞİMİZ " evet onlar bizim kardeşimiz.Yaptıklarınla ne kadar çok iki geri zekalı gibi davrandılarsa,onlar bizim Kardeşimiz.Dün akşam bu iki kişi medya teröristleri tarafından tüm Türkiye'ye teşhir edilerek büyük bir İnsanlık suçuna uğramışlardır,evet dün akşam yapılanlar Televizyonda iki Galatasaray Taraftarını teşhir ederek malum TV kanalı İNSAN HAKLARINI İHLAL ETMİŞTİR ! Neden ihlal etmiştir ? O iki kişi maçtan sonra polis tarafından tutuklanmış mı? EVET,karakolda ifadesi alınmış mı? EVET,açık adreslerini  polis biliyor mu? EVET,Savcı karşısına çıkıp dava açılmış mı? EVET.Şimdi serbest bırakılıp tutuksuz yargılanacaklar,yani bu insanlar kaçak değil ! Nasıl olurda bir özel Televizyon Kanalı yargıya intikal etmiş ve henüz resmi kararı verilmemiş iki sanık kişiyi Televizyon karşısında milyonlarca insana toplum düşmanı olarak lanse edebiliyor?


Evet İngiltere'de spor müsabakalarında olay çıkaran şahıslar TV'lerde lanse ediliyor ama bu öyle sanıldığı gibi kolay değil.TV'lerde resimleri gösterilen şahıslar polis tarafından kimliği belirlenememiş kaçak kişiler ve polis harekete geçmeden önce mahkemeye baş vuruyor,bu talebi onaylandıktan sonra ve SADECE DEVLET KANALI BBC'de şahısların resimlerini yayımlayarak araştırmasına müsaade ediliyor ! Bu uygulama AB'nin diğer ülkelerinde kesinlikle yasak çünkü İnsan Haklarını ihlal ediyor.İngiltere geçmişte yaşadığı ağır olaylardan dolayı bir istisna,ancak tüm kanuni prosedürleri  yerine getirilmiş ise AB buna müsaade ediyor,eğer mahkeme "hayır resim yayımlayamazsınız" kararı verdimi,kimse kalkıp kendiliğinden televizyonlarda gösteremiyor.Şayet o iki Kardeşim burayı okuyorlarsa hemen kendilerine sağlam avukat tutsunlar ve malum özel TV kanalı AİHM şikayet ederek tazminat davası açabilirler.Tabii yaptıkları geri zekalı çirkin olaylarda suçlu oldukları açıkça ortada,hiç tahrik olduk ayaklarına yatmasınlar bunun cezasını çekeceksiniz çünkü Türkiye Cumhuriyeti  kanunlarını ihlal ettiniz.Taraftarın işi tribünde takımına sonsuz destek vermek,Ki  o gün muhteşemdiniz.Taraftar takımı kadar sporu da aynı ölçüde sever,rakip oyuncuya vurmak spora hakaret etmektir ! Her ULTRA'NIN görevi endüstriyelleşen sporun içinde kaybolan amatör ruhu korumak,onu ayakta tutmaktır.Endüstriyel spor fairplay'i kabul etmez çünkü onlar için zafere giden her yol mubahtır,holiganlık bile belirli fairplay kuralları çerçevesinde yapılır.FAİRPLAY =ADİL OYUN,sizce oyun adil mi?


KAZANMAK İÇİN ÇİRKİN OYNAMAYALIM !

GÜZEL OYNAYARAK KAZANALIM !


 

Erdal Güngör

Weiterlesen
<< < 1 2 3 4 5 > >>