YAKIŞIR SANA

10
Hayırlı uğurlu olsun Aslan Kaptan.
Gabriele Sandri katiline 14 yıl hapis !
Henüz 27 yaşında olan Sandri 2007 yılında Toskana bölgesine bağlı olan Arezzo şehirinin yakınlarında bulunan çevre yolu tesislerinde bir polis kurşununa kurban gitmişti.Dün yapılan duruşmada Sandri'ye ateş eden polis Luigi S. için Savcı 14 yıl hapis cezası istedi.
Olayı canlandıran animasyon videosunu tekrar buraya ekliyorum;
Katil zanlısı Polis Lugi S. defalarca suçsuz olduğunu savunmuş olsada,şahitlerin verdiği ifadelere dayanarak,savcılık tarafından olayı canlandıran animasyon videosunda görüldüğü gibi Gabriele Sandrinin ölümü bir kaza kurşunu yüzünden olmadığı açıkca ortada.Katil Polis verdiği ifadesinde,ilk önce havaya ateş açtığını sonra ikinci kurşunun koşu anında kendiliğinden tetiklendiğini söylüyor.Fakat Toskana Bölge Savcısı Giuseppe Ledda için zanlının sözleri gerçeği yansıtmıyor.Havaya açtığı ilk kurşundan sonra tekrar silah kullanılması talimatnamelere göre kesinlikle yasak olduğunu vurgulayan Savcı Ledda,iddianamesinde," Lugi S. sade bir mahsum insana kıymadı,kendi hayatınıda mahvetti.Böyle bir olay anında çevrede bulunan mahsum insanların hayatlarını tehlikeye sokacağının bilincinde olmalıydı" diyerek ,polisin tamamen suçu kanıtlandığını ve 14 yıl hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.
Erdal Güngör
Sahip çıkmak

Taraftar oluşumları tribünde destek vermedikleri boş zamanlarını başka türlü değerlendirecekler.Örneğin Gelsenkirchen Ultras oluşumu 18-19 Temmuz'u "Geleneklere Sahip çıkma" günü ilan ettiler.
O günlerde çok anlamlı bir organizasyon düzenleyen Ultras Gelsenkirchen,Schalke 04 kulüpünün Tarihi "Glückauf-Kampfbahn" statdını alt yapı ve Amatör takımları kullanımına yönelik yeniden faaliyete geçirilmesi için tüm Schalkel'i Futbol severleri gönüllü yardıma çağırıyorlar.Glückauf-Kampfbahn stadında tarihinin en büyük zaferlerini yaşayan Schalke 04,1963 yılında kurulan Bundesliga'da henüz Şampiyonluğu yok,en başarılı dönemi 1933-1945 yılları içinde kazandıkları 6 Şampiyonlukları.
Olaya tek yönden bakmamak lazım,bir yanda sponsorların ticari çıkarları doğrultusunda hareket eden,üç kuruş kasasına para girme peşinde olan kulüp,diğer yanda o kulüpün Tarihine,Kültürüne,Geleneklerine sahip çıkan Taraftarları.İki ucu boklu değnek değil,hayır.Bu konuya öyle bakmamalı.Büyük şirketler futbolu kendi amaçları için kullandığında sanmayın verdikleri paraları boşa hibe ediyorlar.Kesinlikle öyle olmuyor,bu tür organizasyonlara şirketler özel ayırdıkları reklam bütçeleri var ve bunu kar amaçlı yatırım olarak yapıyorlar.Sizin anlıyacağınız,verdikleri üç beş kuruş parayı ileride on mislisi ceplerine geri geliyor.Yüksek oyuncu gelirleri ve transfer ücretlerini karşılamak için değişik kaynak yollarına muhtaç kalan kulüplere böyle organizasyonlar kaçınılmaz oluyor.Ama gerçek anlmada kulüpüne,armasına gönül veren Taraftarlar kendilerini bu çirkin sömürünün parçası olmaktan uzak tutuyorlar.
NO AL CALCİO MODERNO !
Erdal Güngör
Eylül Akşamı
Hayat henüz bu kadar acı değilken yada acıydı biz umursamıyorduk.
Taki bir eylül akşamından sonra,uyandığımız o lanet olası eylül sabahına kadar.......
L'Aquila'da son durum

ULTRAS oluşumları takımlarına 90 dakika Tribünde verdiği destekleriyle sınırlı kalmıyor,yardıma muhtaç olan insanlara ellerinden geldiği kadar kucak açıyorlar.Bunun en güzel örneği Ankara'da.Uzun yıllardır "Metin Oktay İlkokuluna" yardımlarıyla ayakta tutarak uA-Ankara büyük gayret gösteriyor,kardeşlerimizin hepsinden Allah razı olsun.
L'Aquila deperiminden sonra yardım kampanyası düzenleyen "RED BLUE EAGLES 1978" taraftar oluşumu 14.000 avro para toplayarak muhtaç deprem zedelere şu zor günlerinde destek oldu.İlginç,bu gün Dünyanın en zengin sekiz Ülkesi "G8",L'Aquila'da yıllık zirve toplantılarını düzenlemek için bir araya geldiler.Depremden sonra bölgeye gidip mağdurlar ile dalga geçen İtalya Devlet Başkanı Berlusconi ev sahipliği yapıyor.
Erdal Güngör
Tek Başına TAYFA
Deplasmana giden Taraftarları polis kanunen korumak zorunda.Martin Schürmann tek başına takımını desteklemek için Sırbistanın Belgrad kentine gittiğinde bu kanuni korunma hakkı onun içinde geçerli.Martin, polis koridoru içine alınarak Belgrad'da krallar gibi korunmanın sonuna kadar tadını çıkarmış.Sırb polislerin farkına varamadıkları esas önemli nokta ise,39 yaşındaki Martin Schürmann aslen Alman ve Sauerland bölgesine bağlı Lennestadt-Altenhundem kasabasında yaşıyor.
Schürmann'ın Faröer hayranlığı 1991 yılında başlamış.O yıl Avusturya'yı 1:0 yenerek dünyaya ilk defa ismini duyuran Faröer Martin'de hayranlık yaratmı.Kuzey Atlantik Okyanusunda adalar grubuna ayit olan Faröer Türkçesi Koyun-Kuzu anlamına geliyor.Ne olursa olsun,belki haberleri var yada yok ama onları her deplasmanda destekleyen bir Alman var,başka değimle „Tek Başına Tayfa“.
Onun tutkusu sade futbolla sınırlı değil,diğer spor dallarınada ilgisi büyük (Hendbol,Voleybol).Bu Branjlarda Faröer ada takımlarını yurt dışında elinde geldiği kadar destek veriyor.Gitmediği ülke kalmamış „İskoçya,Kıbrs,Avusturya,Sırbistan,İtalya,Belçika,İrlanda,Litvanya,Lüksemburg,tüm seyretiği maçların biletlerinin koleksoyonu mevcut,“Barnebeu,San Siro,Old Trafford tek bunlar eksik ama tamamlamak için ömrüm yetmez herhalde“ diyor Martin Schürmann.Malum Faröer-Adaları milli takımı ve Kulüp takımları figüranlık dışında başka iş yapmıyorlar.Ama yine de helal olsun Martin Schürmann'a.Avrupada üst düzey kulüplerin dünya çapında da taraftar kitleleri bulunuyor,onları normal karşılıyorum fakat tek başına küçük bir yabancı ülkenin hayranı olmanın duygusu nasıl merak ettim.Şimdiye kadar yapılan "kimde en fazla taraftar" araştırmaları bu saaten sonra benim için pek önemi kalmadı.Martin Schürmann bence bu dalda ödül varsa en büyüğünü hak ediyor.
Erdal Güngör
İstenmeyen adam Moggi

Bu sene İtalya birinci ligi Serie-A'ya yükselen yeni ekipi FC Bologna geçtiğimiz günler Başkanları Francesca Menarini'nin ilginç girişimiyle manşetlere çıktı.Menarini 2006 yılında tüm italyayı çalkalayan Futbol skandalının baş aktörü Moggi'yi FC Bologna kulüpüne danışman olarak görev vermek istiyordu.İtalya Futbol Federasyonu bu isteği geri çevirmesi Menarini'nin Moggi hayalini henüz kafasından silmemiş.
FC Bologna Taraftar oluşumu "Curva Andrea Costa" Başkanlarının bu isteğine şiddetle karşı çıkıyorlar.Dün yayımladıkları bildiriyle Francesca Menarini'yi ağır bir dille eleştiriyorlar.Bildirinin yanı sıra baskılarını artıran oluşum,Bologna şehir merkezine birde Pankart asmışlar.Curva Andrea Costa'nın yazılı bildirisinin orjinalini aşağıya aynen kopyalıyorum.
" - LETTERA APERTA AL GEOM. RENZO E ALLA DOTT.SSA FRANCESCA -
Geom. Renzo e Dott.ssa Francesca Menarini, se non siete impegnati in qualche cena con uno dei vostri “amici”,
se non siete impegnati nella vorticosa campagna acquisti per la prossima stagione del Bologna Fc 1909…
Ecco… se avete un minuto libero del vostro preziosissimo tempo vi vogliamo spiegare qualcosa…
Vi vogliamo spiegare il “perché” della rabbia di Bologna alla “notizia moggi”
Vi vogliamo spiegare l’offesa che avete arrecato prima alla città e poi alla tifoseria.
Bologna è una città unica e voi, che siete di qua, dovreste ben saperlo;
Bologna ha avuto sempre un destino un po’ tragico e un po’ eroico;
Bologna vittima e ribelle, Bologna ingiustamente ferita e colpita più volte da storie terribili evigliacche,
Bologna che anche nelle “cose più piccole”, nelle cose come “una partita di calcio” è sempre stata il “Davide contro Golia”…
Bologna che nel 1964 vince lo scudetto lottando e uscendo pulita da un’infamante accusa di doping orchestrata dagli allora potenti del calcio…
Bologna che nel 2005 viene fatta ignobilmente retrocedere dai “potenti del calcio di adesso” perché il suo Presidente ha iniziato a denunciare, da un po’ di tempo, il famoso doping amministrativo…
Bologna che diventa “capitale del calcio pulito”, Bologna che diventa il punto di riferimento per tutti quelli che credono cheun altro calcio è possibile… un calcio diverso da quello falsato da moggi e dai suoi “amici”…
Bologna che, inevitabilmente, prende “moggi” come icona del calcio sbagliato, del calcio finto, del CALCIO CHE NON VOGLIAMO!!
Vedete Geom. Renzo e Dott.ssa Francesca… Bologna è un po’ così… si stringe attorno alla propria squadra nel momento del bisogno estremo, della salvezza all’ultimo secondo…
Bologna è innamorata della maglia del Bologna (perché di questi giocatori è durissimo potersi innamorare!!) tanto che qualche anno fa portammo avanti per dei mesi una contestazione alla società perché “la maglia era sbagliata” e sembrava tanto quella del Cagliari…
Bologna sogna una bella squadra (chi non la vorrebbe?) ma a certi compromessi non è disposta a scendere… La vostra “smentita” non ha smentito proprio nulla… Voi, se almeno un po’ ci tenete a Bologna e al Bologna, dovevate fare una cosa molto facile e molto semplice: CHIEDERE SCUSA A QUESTA CITTA’ OFFESA dal vostro comportamento prima ancora che dalla vostra incompetenza.
E dopo, subito dopo, potete anche andarvene: con o dai vostri amici potenti, ma lontano da noi e senza i colori rossoblu addosso!!FOREVER ULTRAS 1974"
Erdal Güngör
Eskiden....
Yaptıklarımızdan utandığımız için değil,öyleydi işte tribünde yaşanan,tribünde kalırdı.Şimdi farklı,artık tribünlerde endüstiriden nasipini alıyor.Fırsatı iyi değerlendiren film endüstrisi,"Football Factorys,Green Street Hooligans,Cass".Herkesin anlatacak bir hikayesi var,peki kime ne?
Eskiden maçlara bilerek gidilirdi yani herkes Stadyuma gittiğinde neler ile karşılacağını çok iyi biliyordu.Arma kadar oyunda çok sevilirdi,tutkuydu her pazar gününü iple çekmek,gidilecek deplasmanın mesafesi önem taşımıyordu,önemli olan gitmek için para varmıydı.Tribünler tek renk,tek yumruktu.Kimse filanca grup içindeyim diye kendi başkasından farklı görmüyordu.Çok bağırmak isteyenler göbekte yerlerini alır diğerleri kenarları doldururdu zaten takımın kötü gittiği an farkına varırdık,sanki tribünde bizde oyunu oynuyorduk.İster istemez bir anda gelişiyordu,gök gürlercesine gırtlaklarımızı patlatıyorduk.Televizyondakiler sesimizi duyacakmış kimsenin aklının ucundan geçmiyordu zaten Televizyon diye bir şey yoktu o yıllarda,merchandising gibi ama bol köfte ekmek ve sucuklu tost vardı,marka "Nallı Fadime".
Şimdi iki deplasman yapan kendini Kral sanıyor"bağırıııın uleeenn",herkesin elinde kamera,Youtube jönleri.Üzerinde reklamlı formasıyla "Kahrolsun endüstriyel futbol" sloganını duvarlara kazıyan "fanlar".Sanmayın Sivil gezenler,tribünler sivil toplum örgütü olduğu için öyle geziyor,onlarında geçerli bahaneleri var ama pek önemli değil.
Önemli olan Tribün Kültürünün devam etmesi,gerçekten hepimiz buna inanıyorsak,canı gönülden istiyorsak bir şeyler yapılmalı,mesela şu iğrenç "dijtal baskı" pankartlardan vaz geçip,elle boyanmış pankartlar yazılmalı.O boyanın kokusu ciğerlere işlemeli,boyalar günlerce tırnaklarından çıkmamalı ancak o zaman Tribünün kıymeti anlaşılır.1990'lı yılların sonunda Türkiye yeni bir alt Kültürle tanıştı "ULTRAS".Gerçi yeni değildi çok eskiydi ama güzeldi.İlk başta buna sahip çıkıldı,ismi kulağa hoş geliyordu "ULTRAS".Sonra nedeni bilinmiyor,birden vaz geçildi.Oysa Türk Taraftarlar ULTRAS'la tanışmadan önce bu hareketin içinde ne varsa uyguluyordu,hala kismen öyle ama ne hikmetse son yıllarda mesafeli yaklaşılıyor,belki ejnebi olduğu için?
Oysa ULTRAS hareketi Tribün Kültürünü sofistik hale getirmiş,insanların özgürce yaratıcılığını ortaya çıkaran,takımlarına en güzel desteği vermek için rekabet oluşturan mükemmel bir hareket.Buna sahip çıkılmalı,tribünlerde yeniliklere açık olunmalı,kimseye engel getirilmemeli.ULTRAS sade 90 dakika Tribünde takıma destek vermek değildir,ULTRAS bir felsefe,mentalite,yaşam tarzıdır.ULTRAS Tribünlere Sosyal Kimlik getirmiştir,insanların her türlü becerilerini sergilemesine fırsat tanımıştır.Kültürel değerlere sahip çıkmak kadar gönül verilen kulüpün tarihinede sahip çıkma duygusu,o kültürle özdeşmeyi sağlayan ULTRAS hareketiyle ortaya çıkmıştır.En önemlisi Tribünlerin BAĞIMSIZLIĞININ SİMGESİDİR ULTRAS !!!
Evet Bağımsızlık,Tribün Kültürünün vaz geçilmez maddesi.Eğer menfaatler için birilerinin buyruğuna giriliyorsa o tribünden hayır gelmez,bitmiştir.Çünkü biz TÜRKLER beşbin yıl Özgür ve Bağımsız toplumuz,tribünlerimizde hep böyle olmalı !!!
ULTRAS ARE SUPPORTERS !
NO FANS !!!
Erdal Güngör
Roma'da Protesto

İki saat süren protesto olaysız geçti.Romalı Ultralar,Avrupada köklü kulüpler arasında bulunan AS Roma'nın UniCredit Bankası tarafından satın alınmasına şiddetle karşı çıkıyorlar.UniCredit Bankası geçmişte AS Romanın para trafiğini kasıtlı olarak engelleyip Kulüpü maddi sıkıntaya sürüklediğini iddia eden Sarıkırmızılı Tifosiler,bu durumdan vaz geçilmediği sürece ileriki günlerde protestolarını artıracaklarını basına dağıttıkları bildiride açıkca dile getirdiler.
Şampiyonluklar,Kupalar,Yıldız Transferler hepsi bir kenara.Taraftar için en önemli olan Renklerine gönül verdiği Kulüpüdür.Ama endüstriyel futbol öyle bir hal aldı Ki,köklü kulüpler kendilerini rekabete kaptırıp israrla başarıya endeksleyerek bütçelerininin sınırlarını feci halde aştılar.Kısa süre içinde başarıyı yakalama hedefi çoğu kulüpü büyük yatırımlara zorladı.Beklentilerin aksine,alınan başarısızlıklar kulüpleri iflas eşiğine getirdi.Kendi kaynaklarını tüketen hatta bu yönde alt yapıya hiç yatırım yapmayan kulüpler için fazla seçenek kalmıyor.Ya özel şahısların oyuncağı oluyorlar yada büyük şirketlerin amansız pençesine düşüyorlar.Bundan sonra tablo taraftar açısından vahim.Renkler değişiyor,ateşli taraftarlar statdlardan uzaklaştırılıyor,bilet fiyatlarına zam yapılarak zengin seyirciler statdlara çekiliyor,kutsal sayılan ne varsa satışa sunuluyor.
Futbol böyle olmamalı ama malesef Futbol bilinçli ve planlı şekilde bu hale getirildi !!!
ODİO ETERNO AL CALCİO MODERNO !!!
L'ultimo Ultras
Erdal Güngör