Doğruyu bulup Mükemmeli yaratmak ! #2
Fazla söze gerek yok,her şey gözümüzün önünde duruyor !!!
O Bizim,zaten hiç bir zaman başkasının olamadı !!!

Son Barçayı seyrederken ağzı sulananlar(ben dahil) birde aşağıdaki maçı tekrar hatırlayalım,9 sene önceydi.
Erdal Güngör
O Bizim,zaten hiç bir zaman başkasının olamadı !!!

Son Barçayı seyrederken ağzı sulananlar(ben dahil) birde aşağıdaki maçı tekrar hatırlayalım,9 sene önceydi.
Erdal Güngör
Doğruyu bulup Mükemmeli yaratmak !
Bir sezonu daha geride bıraktık,biz Galatasaraylılar için pek parlak geçmediğini uzun boyutlu yazmaya gerek yok her şey ortada,önemli değil çünkü oyunun adı futbol kazanılan zaferlerde sevincini yaşıyorsak,kaybettiğimiz zaman başımız dik cefasını çekeceğiz,malum biz taraftarların kaderinde olayın her iki boyutuda var.İşte gerçek Taraftar olmak bu günlerde ortaya çıkar Galatasarayı tutmak değil,GALATASARAYLI OLUNMALIDIR!
Başlıkta "Doğruyu bulup Mükemmeli yaratmak" yazdım,doğruyu bulmak zaman alır sabır ister.Benim jenerasyonum bu sabırı gösterdi sonunda sefasınıda sürdü.Bizler her zaman Galatasaraya inanıyorduk ve hala bu böyle devam ediyor.O uzun 13 senelik kısır dönemde hiç bir zaman umudumuzu yitirmedik,doğru yolda olduğumuzu biliyorduk sonuçta mükemmel şeyler olacağına inanmıştık,bu inanç bizi ayakta tutuyordu.Sonra o uzun başarı dönemi arkadan gelen jenerasyonu şımartdı,üstüne birileri tarafından ortaya koyulan çarpık "endüstriyel futbol" modeli bizi başarı kolik yaptı.Bu hırsımız başkalarına karşı nefreti ortaya çıkardı,bu nefret biricik sevgimizin önüne geçti.Öyle bir toplum oluştu ki,kaynak filan tanımakasızın yok edercesine tüketiyor,sanki futbolda olan başarı kredi kartıyla satın alınıyor veya internetten download ediliyor bunlar mümkün olsaydı inanın şimdiye kadar futbol çoktan bitmişti.
Şimdi ne yapılmalı?
İlk önce Yöneticiler her halükarda şampiyon olma fikrini kafalarından çıkarmaları lazım.Artık Turkcell Süperliginde öyle elini kolunu sallayarak şampiyon olunamadığını bu sezon bir kez daha yaşadık.Her sezon öncesi milyonlarca avrolar harcayıp orta sınıf yabancılarla takımları doldurmak başarıryı belki kısa süre içinde getirir ama istikrarı kesinlkle sağlayamaz,komple Barça takımını transfer etsek kim önümüzdeki sezon başarılı olacağımızın Garantisini verebilir?.Bu sezon olmadı boz yeniden yap modeli Türk Futbolunun kuyusunu kazıyor,bu model başkaları kendine seçtiyse illaki bizde aynı yoldan gideceğimiz anlamına gelmez,doğru olmadığını bu saatden sonra hepimiz anlamışızdır sanıyorum.Madem Galatasaray Türkiyenin Avrupaya açılan penceresi,o pencereyi açıp tekrar Avrupaya bakmalıyız nasıl yapıyorlar bu işi.Biz ne Bayern nede Real Madrid olabiliriz,onların öncelikle büyük üye potansyeli var buda büyük maddi gücü ortaya çıkarıyor,8000 bin üye 10000 bin kombineyle bir yere kadar götürülür ondan sonrası sermayeden yeriz Ki şu anki durum onu gösteriyor.
Önümüzdeki sezon çok zor geçecek,belki Şampıyon olmayabiliriz buna herkes kendisini hazırlamalı ama şimdiden havlu attık anlamına gelmiyor.Önce bu sezon yapılan hatalar iyi analizi edilmeli,sonra uzun sürecek istikrarlı dönemin planları oluşturulmalı.Her şeyden önce ne yapıp edip önümüzdeki sezon UEFA Euro lige katılmalıyız,işte sorun burada başlıyor.Galatasaray 15 Temmuzda ilk ön eleme maçına çıkacağından dolayı sezonu en geç 20 haziranda açması lazım.Sezon uzun olacağı için kadro büyük ihtimalle 35 kişiden oluşacak çünkü milli maçlarıda sayarsak bazı futbolcular ortalama 60-70 müsabkaya çıkacaklar.Bu kadar geniş kadro kurmak bir yana,hadi kurduğumuzu kabul edelim,kadronun yıllık maaş bütcesi 20 ile 40 milyon avro civarında oluşuyor daha futbolculara verilecek prim ve transfer ücretleri var,işte bu noktada biz Galatasaray Taraftarları devreye girmeliyiz.
Evet Taraftar,büyük camiaların temelini oluşturan,onların varlığını sağlayan TARAFTAR'lar.İlk başta Sabırlı olmalıyız,şartlar ne olursa olsun kulübüzün arkasında durmalıyız,iki maç kötü gitti diye burun kıvırmamalıyız.Yönetim hangi TD'rü,Futbolcuyu Transfer edecek diye beklemeden hemen yarın ilk işimiz kombineleri tüketip sonra Store'lara koşarak ürünler satın almalıyız.Kısacası Renkdaşlarım elimizi taşın altına sokmalıyız,tablo ortada Galatasarayın en büyük gelir kaynağı biz Taraftarlarıyız,her şeyi Yöneticilerden beklmeyelim,hele sponsorların vereceği paraya kanmayalım,onlar her verdikleri kurşun karşılığını üç misli geri alıyorlar.
Durum ortada SIRA BİZDE !!!
Erdal Güngör
Başlıkta "Doğruyu bulup Mükemmeli yaratmak" yazdım,doğruyu bulmak zaman alır sabır ister.Benim jenerasyonum bu sabırı gösterdi sonunda sefasınıda sürdü.Bizler her zaman Galatasaraya inanıyorduk ve hala bu böyle devam ediyor.O uzun 13 senelik kısır dönemde hiç bir zaman umudumuzu yitirmedik,doğru yolda olduğumuzu biliyorduk sonuçta mükemmel şeyler olacağına inanmıştık,bu inanç bizi ayakta tutuyordu.Sonra o uzun başarı dönemi arkadan gelen jenerasyonu şımartdı,üstüne birileri tarafından ortaya koyulan çarpık "endüstriyel futbol" modeli bizi başarı kolik yaptı.Bu hırsımız başkalarına karşı nefreti ortaya çıkardı,bu nefret biricik sevgimizin önüne geçti.Öyle bir toplum oluştu ki,kaynak filan tanımakasızın yok edercesine tüketiyor,sanki futbolda olan başarı kredi kartıyla satın alınıyor veya internetten download ediliyor bunlar mümkün olsaydı inanın şimdiye kadar futbol çoktan bitmişti.
Şimdi ne yapılmalı?
İlk önce Yöneticiler her halükarda şampiyon olma fikrini kafalarından çıkarmaları lazım.Artık Turkcell Süperliginde öyle elini kolunu sallayarak şampiyon olunamadığını bu sezon bir kez daha yaşadık.Her sezon öncesi milyonlarca avrolar harcayıp orta sınıf yabancılarla takımları doldurmak başarıryı belki kısa süre içinde getirir ama istikrarı kesinlkle sağlayamaz,komple Barça takımını transfer etsek kim önümüzdeki sezon başarılı olacağımızın Garantisini verebilir?.Bu sezon olmadı boz yeniden yap modeli Türk Futbolunun kuyusunu kazıyor,bu model başkaları kendine seçtiyse illaki bizde aynı yoldan gideceğimiz anlamına gelmez,doğru olmadığını bu saatden sonra hepimiz anlamışızdır sanıyorum.Madem Galatasaray Türkiyenin Avrupaya açılan penceresi,o pencereyi açıp tekrar Avrupaya bakmalıyız nasıl yapıyorlar bu işi.Biz ne Bayern nede Real Madrid olabiliriz,onların öncelikle büyük üye potansyeli var buda büyük maddi gücü ortaya çıkarıyor,8000 bin üye 10000 bin kombineyle bir yere kadar götürülür ondan sonrası sermayeden yeriz Ki şu anki durum onu gösteriyor.
Önümüzdeki sezon çok zor geçecek,belki Şampıyon olmayabiliriz buna herkes kendisini hazırlamalı ama şimdiden havlu attık anlamına gelmiyor.Önce bu sezon yapılan hatalar iyi analizi edilmeli,sonra uzun sürecek istikrarlı dönemin planları oluşturulmalı.Her şeyden önce ne yapıp edip önümüzdeki sezon UEFA Euro lige katılmalıyız,işte sorun burada başlıyor.Galatasaray 15 Temmuzda ilk ön eleme maçına çıkacağından dolayı sezonu en geç 20 haziranda açması lazım.Sezon uzun olacağı için kadro büyük ihtimalle 35 kişiden oluşacak çünkü milli maçlarıda sayarsak bazı futbolcular ortalama 60-70 müsabkaya çıkacaklar.Bu kadar geniş kadro kurmak bir yana,hadi kurduğumuzu kabul edelim,kadronun yıllık maaş bütcesi 20 ile 40 milyon avro civarında oluşuyor daha futbolculara verilecek prim ve transfer ücretleri var,işte bu noktada biz Galatasaray Taraftarları devreye girmeliyiz.
Evet Taraftar,büyük camiaların temelini oluşturan,onların varlığını sağlayan TARAFTAR'lar.İlk başta Sabırlı olmalıyız,şartlar ne olursa olsun kulübüzün arkasında durmalıyız,iki maç kötü gitti diye burun kıvırmamalıyız.Yönetim hangi TD'rü,Futbolcuyu Transfer edecek diye beklemeden hemen yarın ilk işimiz kombineleri tüketip sonra Store'lara koşarak ürünler satın almalıyız.Kısacası Renkdaşlarım elimizi taşın altına sokmalıyız,tablo ortada Galatasarayın en büyük gelir kaynağı biz Taraftarlarıyız,her şeyi Yöneticilerden beklmeyelim,hele sponsorların vereceği paraya kanmayalım,onlar her verdikleri kurşun karşılığını üç misli geri alıyorlar.
Durum ortada SIRA BİZDE !!!
Erdal Güngör
Terörist
Geçen gün bir şeyin farkına vardık,almanyada 82 milyon terörist yaşıyormuş,sen onlardan birisin.
İşte bu yüzden seni tamamen kontrol altına aldık,senin üzerine topladığımız bilgileri 6 ay saklı tutma hakkınada sahibiz.
Mesela ev telefonunla kiminle ve ne zaman konuşuyorsun,cep telefonunla kime,neden ve hangi yerden görüşüyorsun.
Nerden internete giriyorsun,kime e-posta yolluyor,MSN'de kiminle yazışıyorsun,yazıların hepsini biliyoruz.
Şüpheli olduğun için Bigisayarını tamamen kontrol altına aldık,özel şifreni kırmak çok kolay oldu.Tatil resimlerine baktık,şahsi dökümanlarını inceledik,kimlerle çetleştiğini biliyoruz.Bilgisayarından tüm bu bilgileri kopyaladık,istersek hepsini değiştirerek tekrar yerine koyarız,başın biraz derde girebilir ama unutma yaptığımız her şey yasal çerçeve içersinde.Şimdiye kadar almanyada organize terör saldırısı hiç olmadı,bunun böyle kalması için muhtemelen sen ve diğer 82 milyon terörist sanıklarını kontrol altında tutmak zorundayız.Parmak izlerini içeren yeni kimlik çıkarıyoruz,çevreyi daha fazla kameralar ile donatıyoruz ve benzer bir sürü süprizler seni ve diğer 82 milyon şüpheliyi bekliyor,güle güle kullanın..
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yukarıda okuduklarınız şaka sanıyorsanız yanılıyorsunuz,hepsi gerçekleşti bile.Bizzat buna benzer olayın mağduru oldum,nasılmı?
Alman Demiryollarında makinistlik yapıyorum,haber ilk çıktığı günlerde pek önemsememiştim,sade bazı manegerlerin yolsuzluk yaptığını tespit etmişler onlar kontrol edildi demişlerdi.Sonra haber değişik boyutlar almaya başladı,gelinen son nokta 1998 yılından bu güne kadar Alman Demiryollarında çalışan 220 bin elemanın hepsi kontrol altındaymış,Kaynak >>> link
Üye olduğum Transnet sendikası,çalışanların hakkında toplanan bilgileri görme hakkına sahib olduğunu talep etti,bu kabul oldu.Dün kendi bilgilerimi görmeye gittim,tek kelimeyle tüğler ürpertici.Adamlar attığım her adımı takip etmişler,kimlerle çetleşdiğimi,e-posta yolladığımı,telefonla görüştüğümü,gittiğim her yerden resim çekmişler,dostumu düşmanımı benden daha iyi tanıyorlar.
Tüm bu yapılanlar yakında tamamen yasal hale gelecek,kanun imza aşamasında istediğimiz kadar karşı çıkalım.Çocuk pornoculuğuna karşı önlem alma çerçevesi altında bu kanunun çıkması için imza kapanyaları bile başlatıldı.Hepsi hoş tabiki bu sapıklara karşı önlem alınmalı ama koskoca ülkede yaşayan her vatandaşı kontrol altına almanın ne anlamı var yoksa bunların hepsi bahanemi?
Erdal Güngör
İşte bu yüzden seni tamamen kontrol altına aldık,senin üzerine topladığımız bilgileri 6 ay saklı tutma hakkınada sahibiz.
Mesela ev telefonunla kiminle ve ne zaman konuşuyorsun,cep telefonunla kime,neden ve hangi yerden görüşüyorsun.
Nerden internete giriyorsun,kime e-posta yolluyor,MSN'de kiminle yazışıyorsun,yazıların hepsini biliyoruz.
Şüpheli olduğun için Bigisayarını tamamen kontrol altına aldık,özel şifreni kırmak çok kolay oldu.Tatil resimlerine baktık,şahsi dökümanlarını inceledik,kimlerle çetleştiğini biliyoruz.Bilgisayarından tüm bu bilgileri kopyaladık,istersek hepsini değiştirerek tekrar yerine koyarız,başın biraz derde girebilir ama unutma yaptığımız her şey yasal çerçeve içersinde.Şimdiye kadar almanyada organize terör saldırısı hiç olmadı,bunun böyle kalması için muhtemelen sen ve diğer 82 milyon terörist sanıklarını kontrol altında tutmak zorundayız.Parmak izlerini içeren yeni kimlik çıkarıyoruz,çevreyi daha fazla kameralar ile donatıyoruz ve benzer bir sürü süprizler seni ve diğer 82 milyon şüpheliyi bekliyor,güle güle kullanın..
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yukarıda okuduklarınız şaka sanıyorsanız yanılıyorsunuz,hepsi gerçekleşti bile.Bizzat buna benzer olayın mağduru oldum,nasılmı?
Alman Demiryollarında makinistlik yapıyorum,haber ilk çıktığı günlerde pek önemsememiştim,sade bazı manegerlerin yolsuzluk yaptığını tespit etmişler onlar kontrol edildi demişlerdi.Sonra haber değişik boyutlar almaya başladı,gelinen son nokta 1998 yılından bu güne kadar Alman Demiryollarında çalışan 220 bin elemanın hepsi kontrol altındaymış,Kaynak >>> link
Üye olduğum Transnet sendikası,çalışanların hakkında toplanan bilgileri görme hakkına sahib olduğunu talep etti,bu kabul oldu.Dün kendi bilgilerimi görmeye gittim,tek kelimeyle tüğler ürpertici.Adamlar attığım her adımı takip etmişler,kimlerle çetleşdiğimi,e-posta yolladığımı,telefonla görüştüğümü,gittiğim her yerden resim çekmişler,dostumu düşmanımı benden daha iyi tanıyorlar.
Tüm bu yapılanlar yakında tamamen yasal hale gelecek,kanun imza aşamasında istediğimiz kadar karşı çıkalım.Çocuk pornoculuğuna karşı önlem alma çerçevesi altında bu kanunun çıkması için imza kapanyaları bile başlatıldı.Hepsi hoş tabiki bu sapıklara karşı önlem alınmalı ama koskoca ülkede yaşayan her vatandaşı kontrol altına almanın ne anlamı var yoksa bunların hepsi bahanemi?
Erdal Güngör
Liberta per gli Barcelona
Futbolda bağımsızlığın tarifini yap deseler hiç düşünmeden Barcelona derim,bu özelik hiç kuşkusuz sade onlara ayit.Tesislerinin kapısında şöyle bir yazı asılı "Katalonyanın özdeleşdiği yer burasıdır",evet aynen öyle,CF Barcelona bir yörenin kimliği haline gelmiş.Oraya gelen herkes bunun bilincinde ve bu onların şuur altına kadar işleniyor öyle eğitiliyorlar,sahaya çıktıklarında Katalonya kimliğini en iyi şekilde temsil etmek için çaba gösteriyorlar.Futbolcular sahada sergiledikleri oyunla aynı Sanatçılara benzer,futbolda sanatı tarif et deseler yine düşünmeden Barcelona derim,elbette yer yüzünde tek onlar güzel futbol oynamıyorlar,başkalarıda var ama biz Futbol severler Barça maçlarına ayrı gözle bakarak seyrediyoruz,yorgun bir iş gününden sonra şöminenin karşısında yudumladığımız konyağın tadını çıkarırcasına keyif alıyoruz Barcelonayı seyrederken,bize huzur veriyor.
Maçtan önce alman kanalı Premiere iki Teknik Direktör ile röpörtaj yapmış,Guardiola'nın söyledikleri okullarda ders olarak okutulmalı."Ben kendimi Teknik Direktör olarak görmüyorum,burada bir kaç genç adama kendi bilgilerimi aktarmak istiyorum,onlar hepsi benim Arkadaşlarım ve aynı zamanda talebelrim" diyor henüz 38 yaşında olan Guardiola.

Bu kelimeleri söylerken kendine olan öz güveni ortaya koyuyor hiç çekinmeden,işin altında yatan bu öz güvenin içinde yetiştiği camiadan aldığı eğitime dayanıyor,ona genç yaşta bu bilgi birkimini sağlamış Ki o da bir sonra gelen nesile aktaracak,tek kelimeyle BRAVO demek kalıyor.
Gecenin kahramanı 1.69 boyuyla devleşen Messi ama ben başka oyuncuyu ön plana çıkarmak istiyorum.

THİERRY HENRY
Fransa Milli takımınla Dünya ve Avrupa Şampiyonu olan Henry kulüb bazında bu başarıların iki kez kapsından döndü.Arsenal'de oynarken 2000 yılında Galatasaraya UEFA kupasını ve 2006 yılında şimdi oynadığı kulübü Barcelonaya karşı Şampyonlar Ligi kupasını kaptırmışdı.Nihayet üçüncü denemede mutlu sona ulaştı ve ismini dünya futbol litartürüne altın harflerle yazdırdı.Henry'i ön plana çıkamamın nedeni müthiş oyun zekası yanı sıra genel kültürü üst seviyede olan nadir futbolculardan birisi olamsı.Dört sene önce bi röportajını seyretmiştim,sade benim değil röportaj yapan gazetecininde ağzı açık kaldı.Futbolu bıraktıkdan sonra onu Fifa yada UEFA'nın başında görürsem hiç şaşırmam ve şunu kesin diyebilirim o iki kurum mutlaka Henry'den faydalanacak !
Erdal Güngör
Maçtan önce alman kanalı Premiere iki Teknik Direktör ile röpörtaj yapmış,Guardiola'nın söyledikleri okullarda ders olarak okutulmalı."Ben kendimi Teknik Direktör olarak görmüyorum,burada bir kaç genç adama kendi bilgilerimi aktarmak istiyorum,onlar hepsi benim Arkadaşlarım ve aynı zamanda talebelrim" diyor henüz 38 yaşında olan Guardiola.

Bu kelimeleri söylerken kendine olan öz güveni ortaya koyuyor hiç çekinmeden,işin altında yatan bu öz güvenin içinde yetiştiği camiadan aldığı eğitime dayanıyor,ona genç yaşta bu bilgi birkimini sağlamış Ki o da bir sonra gelen nesile aktaracak,tek kelimeyle BRAVO demek kalıyor.
Gecenin kahramanı 1.69 boyuyla devleşen Messi ama ben başka oyuncuyu ön plana çıkarmak istiyorum.

THİERRY HENRY
Fransa Milli takımınla Dünya ve Avrupa Şampiyonu olan Henry kulüb bazında bu başarıların iki kez kapsından döndü.Arsenal'de oynarken 2000 yılında Galatasaraya UEFA kupasını ve 2006 yılında şimdi oynadığı kulübü Barcelonaya karşı Şampyonlar Ligi kupasını kaptırmışdı.Nihayet üçüncü denemede mutlu sona ulaştı ve ismini dünya futbol litartürüne altın harflerle yazdırdı.Henry'i ön plana çıkamamın nedeni müthiş oyun zekası yanı sıra genel kültürü üst seviyede olan nadir futbolculardan birisi olamsı.Dört sene önce bi röportajını seyretmiştim,sade benim değil röportaj yapan gazetecininde ağzı açık kaldı.Futbolu bıraktıkdan sonra onu Fifa yada UEFA'nın başında görürsem hiç şaşırmam ve şunu kesin diyebilirim o iki kurum mutlaka Henry'den faydalanacak !
Erdal Güngör
Çelişki
Maç bitmiş,malum mikrofonlar havada uçuşuyor,her ağızdan bir ses,sevinenler,hüzünlenenler buraya kadar hepsi normal nede olsa oynanan müsabakadan çıkan sonuç Şampiyonu büyük ölçüde belirledi.
peki böylemi olmalıydı?
Neden olmasın mutlaka sezon sonunda bir takım mutlu sona ulaşacak,tüm gayretler çalışmalar mutlu son için değilmi?
peki böylemi olmalıydı?
Havada uçuşan mikrofonlardan bir tanesi Kaptanların Büyüğüne uzatılıyor,"Ben dışarda profesyonel davranır sahada Amatörce mücadele ederim" diyor ve benim gibi dışarıda bir çok Amatör ruhu kutsal kılan Taraftarın kafası karışıyor!
peki böylemi olmalıydı?
Hatırlıyorum daha 18 yaşındaydı Kaptanların Büyüğü,bıyıkları yeni terliyordu onu büyük cesaretle sahaya sürenler,maçın neticesi akıllarının ucuna getirmeksizin sade Futbola yeni yıldız kazandırmanın peşinde olan hocalar aklıma geliyor.Sonra hayalden uyanıp gerçek hayata dönüyorum,kafam karışıyor 90 dakika boyu oyuncu değiştirmiyor Kaptanların Büyüğü neden diye soruyorum kendime? Kulübede oturanlara güvenmiyormu yoksa maçın skorunun değişmesini istemiyormu?
peki böylemi olmalıydı?
Tekrar hayallere kapılıyorum,3 sene önceydi,bir kış akşamı yer Konya,maçın bitmesine 5 dakika kalmış skor 0:0,saha kenarında 17 yaşında bir çocuk gözüküyor,onu kimse tanımıyor ama Belçikalının umurunda değil maçı kaybetsemde futbol bir yıldız kazanacak diyor kendine,sürüyor sahaya ufaklığı.O da ne,saniyeler kalmış hakemin son düdüğü çalmasına,tüm cesaretini topluyor al yanaklı delikanlı bir şut patlatıyor tam doksana ve 14 mayıs 2006 masalı böyle başlıyor.Dün yine gördüm o delikanlıyı,kulübede oturuyordu,çaresizlikten kollarını bağlamış buruk bir bakışla maçı seyrediyordu.
peki böylemi olmalıydı?
Bu ne yaman çelişki Anne....
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan
Her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
Özlem benim kavga benim aşk benim
Bekle beni anne
Bir sabah çıkargelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çicekler
Çicekler içinde bir ülke getirirler............
ULTRAS LİBERİ !
Erdal Güngör
peki böylemi olmalıydı?
Neden olmasın mutlaka sezon sonunda bir takım mutlu sona ulaşacak,tüm gayretler çalışmalar mutlu son için değilmi?
peki böylemi olmalıydı?
Havada uçuşan mikrofonlardan bir tanesi Kaptanların Büyüğüne uzatılıyor,"Ben dışarda profesyonel davranır sahada Amatörce mücadele ederim" diyor ve benim gibi dışarıda bir çok Amatör ruhu kutsal kılan Taraftarın kafası karışıyor!
peki böylemi olmalıydı?
Hatırlıyorum daha 18 yaşındaydı Kaptanların Büyüğü,bıyıkları yeni terliyordu onu büyük cesaretle sahaya sürenler,maçın neticesi akıllarının ucuna getirmeksizin sade Futbola yeni yıldız kazandırmanın peşinde olan hocalar aklıma geliyor.Sonra hayalden uyanıp gerçek hayata dönüyorum,kafam karışıyor 90 dakika boyu oyuncu değiştirmiyor Kaptanların Büyüğü neden diye soruyorum kendime? Kulübede oturanlara güvenmiyormu yoksa maçın skorunun değişmesini istemiyormu?
peki böylemi olmalıydı?
Tekrar hayallere kapılıyorum,3 sene önceydi,bir kış akşamı yer Konya,maçın bitmesine 5 dakika kalmış skor 0:0,saha kenarında 17 yaşında bir çocuk gözüküyor,onu kimse tanımıyor ama Belçikalının umurunda değil maçı kaybetsemde futbol bir yıldız kazanacak diyor kendine,sürüyor sahaya ufaklığı.O da ne,saniyeler kalmış hakemin son düdüğü çalmasına,tüm cesaretini topluyor al yanaklı delikanlı bir şut patlatıyor tam doksana ve 14 mayıs 2006 masalı böyle başlıyor.Dün yine gördüm o delikanlıyı,kulübede oturuyordu,çaresizlikten kollarını bağlamış buruk bir bakışla maçı seyrediyordu.
peki böylemi olmalıydı?
Bu ne yaman çelişki Anne....
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan
Her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
Özlem benim kavga benim aşk benim
Bekle beni anne
Bir sabah çıkargelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çicekler
Çicekler içinde bir ülke getirirler............
ULTRAS LİBERİ !
Erdal Güngör
YORUMSUZ !!!

ODİO ETERNO AL CALCİO MODERNO !!!
VFL Wolfsburg Şampiyon

Alman birinci Futbol ligi Bundesliga da,kurulalı bu güne kadar Wolfsburg dahil 12 ayrı kulüp Almanya Şampiyonu olmuş.İlk sezon 1963/1964'ün şampiyonu 1.FC Köln,son Şampiyon VFL Wofsburg,20 şampiyonlukla rekoru elinde tutan FC Bayern München,takım sıralamaları şöyle:
Bayern München (20)
Borussia Mönchengladbach (5)
Hamburger SV (3)
Borussia Dortmund (3)
Werder Bremen (3)
VFB Stuttgart (3)
1.FC Köln (2)
1.FC Kaiserslautern (2)
TSV 1860 München (1)
1.FC Nürnberg (1)
Eintracht Braunschweig (1)
ve son Şampiyon VFL Wolfsburg.
1949 Alman Federal Cumhiriyeti kurulduğu yılından 1963'e kadar 11 ayrı takımın şampiyon olduğunu görüyoruz.Şampiyonlukların final maçlarıyla sonuçlandığı o yıllarda ilk kupayı kaldıran VFR Mannheim olmuş,öyle takımlar final oynamış Ki şimdi isimleri unutuldu,mesela Preussen Münster ve ilk şampiyon VFR Mannheim.Bundesliga dört büyük ligler arasında ilginç ve özel bir lig,diğer üç büyük ingiltere,ispanya ve italya ligleri gibi önemli dünya yıldızları bulunmuyor,bundesliga dünya yıldızları yaratıyor işte diğer liglerden onu ayrı kılan özeliğide budur.Daha şurada dört seneye kadar alman ligine transfer olan flaş isimler pek göremeyiz,şahsen aklıma ilk gelen bir zamanlar Hamburg takımına transfer olan Kevin Keegen var.Flaş transferler istisnasız Bayern Münih yapar ama onlarda şu son dört senden beri bu yola baş vurdular,ondan önce alman ligi içinde yıldızlaşan oyuncuları toplarlardı Ki hala öyledir,sivrilen futbolcuların ilk adresi Bayern kulübüdür,bunların içinde dünya yıldızı olanlar kadar kaybolanlarda oldu.Alman futbolcuların Uluslararası başarıları milli takımdan geçerdi,futbolun endüstriyeleşmesinden sonra bu ikinci plana düştü,şampiyonlar ligi ve eski adıyla UEFA Kupası daha ön plana çıktı.Yalnız bu platformlarda almanlar henüz beklenen başarıya ulaşamadılar.Şampiyonlar liginde üç ayrı alman takımı toplam dört kez final oynadı,iki kere bu kupayı kazanabildi,şimdi bunu diğer üç büyük ligler ile karşılaştırdığımızda bundesliga biraz sönük kalıyor ama yinede avrupa kupaları oynandığından bu yana 8 ayrı alman takımı avrupa kupası kazanmış ve iki mislisi kadar final oynamışlar.
Alman futbolunun özeliği yıldız oyuncuları bulup ortaya çıkarması demiştik,1990 yıllarına kadar kendi içlerinden çok oyuncu çıkardıklarını görüyoruz,sonra alman neslinin azalmasıyla ilk başta türk asıllı ve sonra yurt dışından genç yaşta bulup getirilen yeteneklerin çıktığı göze çarpıyor.Fazla derine inmek istemiyorum,iki isim yazacağım birisi Werder Bremen de oynayan Diego diğeri bu sezonun "Shooting Star'ı" Edin Dzeko.

2007/2008 sezonu VFL Wolfburg'a gelen Dzeko bu sezon attığı 26 gol ile takım arkadaşı Grafitti'den(28 gol) sonra gol krallığında ikinci sırayı aldı ve böylece 1972/1973 sezonunda Gerd Müller/Uli Hoeness'e ayit olan 53 gollük rekoru kırdılar.Bremen,zamanında Dieogo'yu Portodan aldığında orada yedek külübesi bir yana ancak tribünde yerini alabiliyordu şimdi bu sezonun transfer odağı oldu.Edin Dzeko iki sene önceye kadar scoutların dışında kimse tanımıyordu ve oda önümüzdeki sezon bir çok avrupada büyük kulüplerin transfer listelerinin baş sırasında olduğu kuşkusuz.
Peki bu işin sırrı ne olabilir? kimine göre şans,tabi önemli faktör ama bence bu işin sırrı daha ötede bir şey.

VFL Wolfsburg başarısının sırrını bilen tek kişi "Felix Magath" sonra ona bu fırstı tanıyanlar ve inanlar,para önemli rol oynuyor elbette fakat sade para başarıyı getirmiyor.Başarı dediğimizde bazı sorular aklımıza geliyor.Günümüzde futbolda başarının tarifi nedir? Yıldız oyuncular alıp forma satarak çok para kazanmakmı? Yoksa istikrara önem vererek doğru planyıp önce oyunu geliştirdikten sonra insanlara güzel şeyler sunmakmı? Magath'a bu soruyu sormaya gerek yok,cevapı ortada.O isteseydi Wolfsburg'da kalır şampiyonlar liginde gittiği yere kadar gider Uluslararası kariyer peşinde koşardı ama başka yolu seçti.Belki Schalke büyük camia olduğu için orada aynı başarıyı yakalayıp efsane olmak onu daha çok heyecanlandırıyor? Para,kariyer kendilerine hedef koymuş idealist insanlar için önem taşımaz,teknik direktörler her şeyden önce birer Eğitmendir,onlar insanlara doğruları öğretmekten zevk alırlar,kalıcı olmak günü kurtarıp Gazete Manşetlerinde anılmak değildir.Kalıcılık dünyaya bir şeyler bırakıp tarih kitaplarında ebedileşmektir,ne diyoruz hep?
Gerçekleri Tarih Yazar!!!
Erdal Güngör
Bira
Bira'nın içinde kadın hormonları varmış :)

Bu nerden çıktı? geçen pazar günü arkadaşlar ile Galatasaray-G.Birliği maçına bakıyoruz,malum maç sıkıcı geçiyor,konu biradan açıldı.Arkadaşım "Biranın içinde Kadın Hormonları" var deyince muhabetimiz hararetli tartışmaya dönüştü.Önce bizimle dalga geçiyor sandık ama o baya ciddi şekilde dediklerini savunuyordu,işin derinine inmeye ve bir blimsel araştırma yapmaya karar verdik.Bunun için herkes 10 şişe bira içti,tabi tamamen bilimsel amaçlı,ortaya şöyle bir netice çıktı;
1. Hepimiz kilo aldık
2. Herkes bir ağızdan şaçma şeyler konuşmaya başladı
3. Araba kullanmakta zorluk çekiyorduk
4. Kimse mantıklı düşünemiyordu
5. Kesinlikle haksız olduğumuzu kabul etmiyorduk
6. Herkes kendini dünyanın en önemli kişisi sanıyordu
7. Başımız ağrıdığı için canımız seks çekmiyordu
8. Duygularımız kolayca başkaları tarafından kontrol edilir haldeydi
9. Ele ele tutuşuyorduk
10. Ve son olarak,her 10 dakikada bir hep beraber tuvalete gidiyorduk.
Fazla söze gerek yok sanırım,gerçekten Bira içinde kadın hormonları varmış.
Yoksa tüm Kadınlar şarhoşmu geziyor? :)))))
Erdal Güngör

Bu nerden çıktı? geçen pazar günü arkadaşlar ile Galatasaray-G.Birliği maçına bakıyoruz,malum maç sıkıcı geçiyor,konu biradan açıldı.Arkadaşım "Biranın içinde Kadın Hormonları" var deyince muhabetimiz hararetli tartışmaya dönüştü.Önce bizimle dalga geçiyor sandık ama o baya ciddi şekilde dediklerini savunuyordu,işin derinine inmeye ve bir blimsel araştırma yapmaya karar verdik.Bunun için herkes 10 şişe bira içti,tabi tamamen bilimsel amaçlı,ortaya şöyle bir netice çıktı;
1. Hepimiz kilo aldık
2. Herkes bir ağızdan şaçma şeyler konuşmaya başladı
3. Araba kullanmakta zorluk çekiyorduk
4. Kimse mantıklı düşünemiyordu
5. Kesinlikle haksız olduğumuzu kabul etmiyorduk
6. Herkes kendini dünyanın en önemli kişisi sanıyordu
7. Başımız ağrıdığı için canımız seks çekmiyordu
8. Duygularımız kolayca başkaları tarafından kontrol edilir haldeydi
9. Ele ele tutuşuyorduk
10. Ve son olarak,her 10 dakikada bir hep beraber tuvalete gidiyorduk.
Fazla söze gerek yok sanırım,gerçekten Bira içinde kadın hormonları varmış.
Yoksa tüm Kadınlar şarhoşmu geziyor? :)))))
Erdal Güngör
Bacasız Sanayi=Futbol !
Son yaşanan Global Ekonomik kriz dünyayı epey sarsdı,en çok nasipini alan ağır sanayi oldu.Başta Amerika ve Avrupanın büyük Otomobil şirketleri iflazın eşiğine geldiler mesela GM(General Motors).Otomobil sektöründe çöküş buna bağlı olan diğer yan sanayiyi de olumsuz etkiledi.Şimdi burada ekonomik uzmanı gibi rapor yazma niyetinde değilim hepimiz gerçekleri görüyoruz bunun için uzman olmaya gerek yok,çoğumuz işlerini kaybederek krizden direk etkilendi.Ağır sanayinin krize girmesiyle yatırımcılar değişik alanlara yönlendiler daha fazla para getiren üstelik çevreyi kirletmeyen bacasız sanayiyi keşfettiler,"FUTBOL".

Şu günler çok ilginç işler oluyor,rus oligarşisi,arap petrol krallarından sonra bir zamanlar ağır sanayi içinde gördüğümüz yatırım şirketleri futbola el attılar,örneğin Flick-AS Roma ve şimdi Diyarbakırspora yatırım hazırlığında olan EEDC(European Economic Development Council),neden diyarbakırspor başka kulüp değil sorusu pek önem taşımıyor,yakında Edirnespor olabilir yada her hangi başka kulüp,tüm dünya çapında yıllık 300 milyar avro para dönen futbol yatırımcıların iştahını kabarttı,durum bundan ibaretken çevrede konuşulan diyarbakırspor üzerine komplo teorileri yersiz,bu tamamen ileriye dönük ticari yatırımdır siyaset ikinci planda kalıyor artık dünyada tek geçerli ideoloji "PARA".



Futbol insanı kendine öylesine bağlıyor Ki aynı uyuşturucuya benziyor,bir kere alıştınızmı bırakamıyorsunuz diğer yandan Futbolun her şeyiyle para kazanmak mümkün,her şeyi derken yukarıda gördüğünüz resimler bunların neler olduğunu açıkca ortaya seriyor.Futbol oyun olarak pazarlanması yanısıra çevresinde onunla ilgili olan ne varsa bir kazanç kaynağı oluşturuyor,Yazılı ve Görsel Medyadan tutun,iç çamaşıra kadar futbol ile para kazanmak mümkün.Malum,Bosman davasında AB Anayasa Mahkemesinin aldığı son karar Futbol Kulüpleri içlerinde paralı eleman çalıştırıyorlarsa,örnek Profesyonel Futbolcular,şirket olmak zorundalar bu madde UEFA Kriterleri içine alındı.Bosman karaı kime yaradı tartışılır fakat şu an oyuncu piyasasına baktığımız zaman anormal rakamlar dönüyor,futbolcu bonservisi elinde olsa bile bonservis bedeli kadar para istiyor.Rakamlar yükseldikçe kulüpler zor duruma düşüyorlar,bir yandan sabırsızlıkla başarı bekleyen taraftarları diğer yandan başarıyı yakalamak ve büyük paralar kazanmak için koyulan hedefler,tüm bunlar bir araya geldiğinde alternatif para kaynakları aranıyor.Bu paraların artık kaynakları önem taşımıyor gerekirse stat isimleri gibi değerler pazarlanıyor,sponsorlar için forma renkleri değişiyor yeterki para gelsin,peki bu paralar kimlere harcanıyor?..Oyunculara! Bir futbolcu yılda 8 milyon kazanmak zorundamı,yarısını kazansa açmı kalacak hatta çeyreğini? Oyuncuların aldığı ücretler elbette normal şartlara düşürülebilir fakat bu astronomik ücretlerin altında yatan takımın pazar değerini arttırıp daha çok sponsor çekmek,fazla TV geliri talep etmek,fazla ürün satmak vs.,gördüğünüz gibi futbolda para kazanmak çok kolay,bu piyasa dünya nüfusunun %90'ı kapsadığını göz önünde bulundurursak nasıl büyük paralar döndüğünü fazla anlatmaya gerek yok.....

Erdal Güngör

Şu günler çok ilginç işler oluyor,rus oligarşisi,arap petrol krallarından sonra bir zamanlar ağır sanayi içinde gördüğümüz yatırım şirketleri futbola el attılar,örneğin Flick-AS Roma ve şimdi Diyarbakırspora yatırım hazırlığında olan EEDC(European Economic Development Council),neden diyarbakırspor başka kulüp değil sorusu pek önem taşımıyor,yakında Edirnespor olabilir yada her hangi başka kulüp,tüm dünya çapında yıllık 300 milyar avro para dönen futbol yatırımcıların iştahını kabarttı,durum bundan ibaretken çevrede konuşulan diyarbakırspor üzerine komplo teorileri yersiz,bu tamamen ileriye dönük ticari yatırımdır siyaset ikinci planda kalıyor artık dünyada tek geçerli ideoloji "PARA".



Futbol insanı kendine öylesine bağlıyor Ki aynı uyuşturucuya benziyor,bir kere alıştınızmı bırakamıyorsunuz diğer yandan Futbolun her şeyiyle para kazanmak mümkün,her şeyi derken yukarıda gördüğünüz resimler bunların neler olduğunu açıkca ortaya seriyor.Futbol oyun olarak pazarlanması yanısıra çevresinde onunla ilgili olan ne varsa bir kazanç kaynağı oluşturuyor,Yazılı ve Görsel Medyadan tutun,iç çamaşıra kadar futbol ile para kazanmak mümkün.Malum,Bosman davasında AB Anayasa Mahkemesinin aldığı son karar Futbol Kulüpleri içlerinde paralı eleman çalıştırıyorlarsa,örnek Profesyonel Futbolcular,şirket olmak zorundalar bu madde UEFA Kriterleri içine alındı.Bosman karaı kime yaradı tartışılır fakat şu an oyuncu piyasasına baktığımız zaman anormal rakamlar dönüyor,futbolcu bonservisi elinde olsa bile bonservis bedeli kadar para istiyor.Rakamlar yükseldikçe kulüpler zor duruma düşüyorlar,bir yandan sabırsızlıkla başarı bekleyen taraftarları diğer yandan başarıyı yakalamak ve büyük paralar kazanmak için koyulan hedefler,tüm bunlar bir araya geldiğinde alternatif para kaynakları aranıyor.Bu paraların artık kaynakları önem taşımıyor gerekirse stat isimleri gibi değerler pazarlanıyor,sponsorlar için forma renkleri değişiyor yeterki para gelsin,peki bu paralar kimlere harcanıyor?..Oyunculara! Bir futbolcu yılda 8 milyon kazanmak zorundamı,yarısını kazansa açmı kalacak hatta çeyreğini? Oyuncuların aldığı ücretler elbette normal şartlara düşürülebilir fakat bu astronomik ücretlerin altında yatan takımın pazar değerini arttırıp daha çok sponsor çekmek,fazla TV geliri talep etmek,fazla ürün satmak vs.,gördüğünüz gibi futbolda para kazanmak çok kolay,bu piyasa dünya nüfusunun %90'ı kapsadığını göz önünde bulundurursak nasıl büyük paralar döndüğünü fazla anlatmaya gerek yok.....

Erdal Güngör