İngiltere’de Pahalı Bilet Fiyatlarına Protesto!
Geçtiğimiz Çarşamba günü İngiltere’de futbol taraftarları pahalı bilet fiyatlarını protesto etti! Liverpool taraftar oluşumu “union Spirit of Shankly” önderliğinde yapılan protesto yürüyüşüne ülkenin neredeyse tüm taraftar grupları katıldı!
Yeni sezon fikstürü çekildi, yakında takımlar sezonu açıp hazırlık dönemine girecek. Taraftar sabırsız, bir yandan lokal ligi diğer yandan Avrupa kupalarını iple çekiyor.
Ufukta FFP(financial fair play) sopası gözükse de kulüpler yine yeni sezona büyük yatırım yaptılar!
Peki, bu değirmenin suyu nereden geliyor?
Bilindiği gibi profesyonel futbol kulüplerinin en büyük gelir kaynağı yayın hakları, geri kalanını sponsorlar karşılıyor. Fakat gerçek öyle değil! Yapılan araştırmalarda çıkan sonuçlarda kulüplerin kasaların dolduran paralar direk taraftarın cüzdanından çıkıyor, stat gelirleri, merchandising vb.! İngiltere’de son üç yılda Premiere League kulüplerine yayın hakları için 5.5 Milyar pound verildi. Taraftarın cebinden çıkan miktar neredeyse aynı yükseklikte!
Karşılaştırdığımızda ortaya çıkan acı gerçek insanları felakete sürüklediğini görüyoruz! Yayıncı kuruluşları yatırım yaparak verdikleri paranın 3 mislisini kazanıyorlar. Taraftarın aldığı karşılık 90 dakikalık hoş zaman geçirmek, hüzün ve sevinç ona bütçesine kocaman delik olarak geri dönüyor! İngiltere’de 20 sene önce maç bilet fiyatları sinema biletleri ile aynıydı 8 pound. 20 senedir sinema biletlerine zam gelmedi ama en ucuz maç bileti bugün 62 pound!
İngiltere’de değişik statlarda kulüplerin uyguladığı bilet fiyatları da ayrı tartışma konusu! Taraftar soruyor; neden West Ham kombineleri pahalı fiyat sıralamasında 4. sırada? Neden Southampton kombineleri Manchester United’dan daha pahalı? Nasıl oluyor da Man.City kombineleri Arsenal’dan üç misli ucuz?
Hadi Man.City fiyatları Shelk Mansourun kulübe akıttığı paralardan dolayı bir nevi katkı sağlıyor, zira FFP yürürlüğe girdiğinde onlarda fiyatları yukarı çekecekleri malum! Arsenal taraftarı yeni stada geçeli ödediği ağır bedelin henüz karşılığını alamadı! Kaynak >>>link
25 yıl önce neoliberalizmle başlayan küresel kentleşme projeleri ile kentsel rantın diğer ayağı “endüstriyel futbol!” İnsanları örgütlü tüketime yönlendirmenin, bağımlısı yapmanın, dünya nüfusunun yüzde %90’nın tutkusu olan en uygun eğlence FUTBOL!
Yoksa siz, şampiyonlar ligi, premiere league, bosman kuralları sermayenin kentleri ranta dönüştürme projeleri ile aynı döneme gelmesini tesadüf mü sanıyorsunuz?
Futbol bir zamanlar fakir Halkın eğlencesiydi. İnsanlar sade seyretmekle kalmıyordu, kendileri de oynuyorlardı. Semtlerde, kasabalarında kulüpler kurarak Halk spora teşvik ediliyordu. Futbol hafta sonu eğlencesinden öte bir sportif aktivite, kültür haline gelmişti. Tıka basa dolu statlar, kapasitesini aşan salkım saçak tribünler.....hepsi mazide kaldı.
Tıka basa dolu statların yerini içinde lokantaları, locaları, AVM’leri bulunan modern yapıtlar aldı. İmaj tasarımcılarının şişirdiği kalbur üstü yetenekli oyuncular kurnaz menajerlerin eline verilip astronomik fiyatlara pazarlandı. Kulüpler bütçelerini aştı, artık gelirleri giderlerini karşılamıyor!!!
Yeni gelir kaynakları bulundu. Sponsorlar devreye girdi, televizyonlar yayın haklarını satın alarak kulüp bütçelerinin temel gelir kaynağını oluşturdular.
TV’ler sade yayın haklarını değil tüm futbolu satın aldı çehresini değiştirdi. İlk icraatları kulüpleri bilet fiyatlarına zam yapmasına zorladırlar. Bu sinsi uygulamanın altında yatan amaç orta sınıf Halkı statlardan uzaklaştırıp paralı kanallara yönlendirmekti.
Statların en güzel yerleri Kapalı/Maraton tribünleri bir zamanlar ateşli taraftarların durduğu yerdi. Yayıncı kuruluşlarının şartlarından biride görüntü kirliliği oluşturan tribüncüleri Kapalı/Maraton tribünlerinden alıp kale arkalarına sürülmesiydi. Kentsel dönüşüm projesinin stat içinde uygulaması! En çapıcı örneğini Galatasaray taraftarı yaşadı!
Galatasaray taraftarları bin bir türlü oyunlarla Mecidiyeköy’deki ASY stadından şehir dışında olan Seyrantepe’ye sürüldüler. Ayazma gecekondu sakinleri ile aramızdaki farkı bulmak için şu videoyu seyredin anlayacaksınız! >> link
Yeni sezon yine Seyrantepe Arenaya giderseniz vaktiniz olursa etrafını dolaşın ve o güzel ağaçlara iyi bakın pek yakında göremeyeceksiniz. Sahi, birde salon istiyorduk değil mi....?!
Çare Drogba gibi saçmalıklarla kendinizi kandırmayın, uyanın BOYUN EĞMEYİN!!!
AGAINST MODERN FOOTBALL!
Bazen Susarsın....!
hiç olmadığı kadar çok susarsın,
o kadar çok konuşan insana inat,

ufak bir tebessümdür konuştuğun.
gülmek değildir,
acının dudaklar da bulduğu şekildir.
evet bazen susarsın çünkü farkındasındır....!
AN GELİR
an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar, tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür

hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
lâ ilâhe illallah kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa, korkudan ölür
tahrip gücü yüksek
saatli bir bombadır patlar
an gelir Attila İlhan ölür
(Atlilla İlhan)
Adam Gibi Adam MARIO BALOTELLI!
Enzo Ghidesi, Brescia Curva Nord tribün lideri Mario Balotelli’ye bir mektup yazar. Livorno deplasmanına giderken Tayfanın geçirdiği otobüs kazası sonrası Brescia’lı Ultra Giovanni Bertazzoli komaya girdiğini anlatır. Kazayı duyan Balotelli Brescia taraftarını hastanede ziyaret ederek Bertazzoli ailesine büyük moral verir. Balotelli den böyle bir jest beklemeyen Brescia tribün lideri Enzo Ghidesi Mario’ya bir teşekkür mektubu yazar.

****
“Mario, sen zor anlaşılan birisin ve yaptığın bazı tuhaf hareketlerinden dolayı toplumu irrite ediyorsun....evet, senin cilt rengin bizimkinden farklı. Seni Giovanni’yi hastanede ziyaretine geldiğini gördüğüm an....nasıl anlatsam.....bildiğim kadarıyla şehirde birçok zenginler Giovanni’nin hastanede yattığından haberi bile yok....sade sana şunu demek istiyorum, senin bu delikanlı duruşun insancıl davranışın için Allah senden razı olsun Mario Balotelli!!
Seni Brescia-Livorno maçına davet ediyorum istersen bizim tribüne Curva Nord’a aramıza gel beraber maça bakalım....
Artık bundan böyle sende bir Brescia taraftarısın ve kentte herkesin bunu bilmesini istiyorum.....ikinci sınıf mazlum medya mensuplarının çekinmeden her fırsatta seni dejenere etmelerini, aşağılayarak topluma kötü kişi olarak sunmalarını kabul etmiyorum, çünkü sen asla öyle biri değilsin!!
Ben, Ghidesi Enzo, senin dün Gionni’yi hastanede ziyaret ederek gösterdiğin bu mütevazi tavrına binlerce kez teşekkür ediyorum Mario!!"
****
Yalan değil, bana da bazen Balotelli’nin hareketleri tuhaf geliyor ama onu hep olduğu gibi kabul ettim. İnsanları ırkından, dış görünümünden, farklı dil konuşmasından dolayı yargılanmamalı.Bir anlık hareketi yüzünden karşısındakine itici gelebilir ama içinde mangal gibi yürek taşıdığını göz ardı ederek o insanı toplum dışına itmek hor görmek zalimliğin en büyüğüdür...!
Nesillerin Savaşı!
Taksim gezi parkı direnişi vahim bir tabloyu gözler önüne serdi, şu an mevcut parlamento içindeki siyasi partilerin hiçbiri Türkiye’nin genç nesline hitap etmiyor!
Yaş ortalaması 28-29 olan ülkemizin (bu toplumun yüzde %70’i) mevcut siyasetçilerinin kafa yapısı, dünya bakışları genç topluma o kadar zıt ki aradaki fark gece gündüz gibi.
Hadi hükümet çözüm üretemiyor yada üretmek istemiyor. Sert çizgisinden geri atmaya niyetli değil, sürekli bir suçlu arıyor ama bulamıyor. Ya Muhalefet? Onlarda da durum pek farklı değil, hiçbir parti gelecek için şu ana kadar somut çözüm üretemedi. Zaten dünyayı hegemonyasına alan faşist neo-liberal düzende bu hallere çözüm üretmeye uygun değil.
Kısacası Ankara’da göt büyüten örümcek kafalı siyasetçiler fena halde hazırlıksız yakalandılar. Sürekli konuşmalarında Türkiye’nin genç nüfusuyla övünenler gençlerin zihinsel gücünü hesaplayamadılar onları küçümsediler. Bu yüzden taksim gezi parkı direnişi tam bir nesillerin savaşına dönüştü! Şu an akp yerine chp, mhp vb. başka parti iktidarda olsaydı aynı tablo ortaya çıkacaktı.
Yurtdışı örnekleri de var. Misal, Almanya’nın Türkiye gibi genç nüfusu olsaydı, ülkeyi idare edenler gençleri ciddiye almasaydı olaylar aynı şekilde patlak verecekti ki, 1960 yıllarının ortasında Rudi Dutschkelink önderliğinde başlayan gençlik hareketi bunun somut örneğidir.
Taksim Gezi Parkı direnişi ve Tribüncüler!
Önceki yazımda da belirtiğim gibi direnişin en kritik günlerinde 31 Mayis/01 Haziran gecesi, tribüncüler en ön safta mücadele verdiler, hele Cumartesi ve Pazar günü yaptıkları muhteşem yürüyüşlerle Taksim Gezi parkı direnişine damgalarını vurdular.
Yalnız, ben isterdim ki tribüncüler Gezi parkı içinde bir stant kursun hem bir yandan Halka kendilerini yakından tanıtıp diğer yandan atölyeler düzenleyerek ortak sorunlarını dile getirebilselerdi. Maalesef bunu beceremediler! Beceremedikleri gibi eski alışkanlıklarından vazgeçmiyorlar, dün yapılan gereksiz açıklamalarla bu yine su üstüne çıktı!
Tribüncüler sidik yarışmalarını bir kenara bırakıp önlerine gelen fırsatı tepmemeli! Hemen şimdi bir Taraftar Birliği kurmalıdır!!!
Son olarak, lütfen bilenler bilmeyenlere söylesin şu an Galatasaray tribününün tek grubu ultraslan Galatasaray taraftarının büyük çoğunluğunu temsil etmiyor!
Bundan böyle, ne önce yaptıkları nede sonra yapacakları açıklamalar, medyaya verdikleri demeçler Galatasaray tribününün tümünü bağlamaz ve sade kendi mensupları için geçerlidir!!!
Uzun süredir büyük çoğunluğu "temsil edemeyen(!)" ultraslan elbette kendi çapında Galatasaray’a destek vermeye devam etmesinde bir kusur yoktur. Fakat bundan sonra ikinci hatta üçüncü alternatif grupların yolu açılmalıdır!!!
Galatasaray tribünü kimsenin tekelinde olamaz, olmamalıdır!
Her vicdanı ve fikri hür Galatasaraylı, kimse karışmadan tribünde istediği gibi kulübünü desteklemesi doğal hakkıdır!!!
Unutmayın, Taksim Gezi Parkı direnişi Türkiye’de bir Devrimdir yeni bir Milattır ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!
31.05.2013 DİRENİŞİ, Tribünler, ULTRAS!
Türkiye 31 mayıs 2013 tarihinde başlayan direnişin 10.gününe girdi ve ortam gittikçe bulanıyor. Şu kesin artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, şimdiye kadar bildiklerinizi unutun. Bu Devrim, dünya oldu olalı, eşi benzeri görülmemiş tarihte tüm Devrimleri gölgede bırakan muhteşem bir Devrim!
Fakat bazı şeyler tuhafıma gidiyor! Bildiğimiz Devrimler gece gündüz sürer değil mi? kimse akşam barikatta direnişe destek verip ertesi sabah işe, okula gitmez! Direniş dediğin sonuna kadar sürer, bir yerde mola verip maça gidilmez!
Neyse, bunu şimdiye kadar susan gençlerin acemiliğine sayıyorum. Ama öte yandan insan yaşamını değerli kılan önemli unsurlara safça yaklaşır umursamazsanız tayyip gibi faşo ağa gelir sizi kendi istediği gibi yönlendirir!
Devrimin en önemli yanı “SARKAZM!” Söyleyin, nerede görüldü bir yandan polisin zulmüne, attığı kimyasal bombalara direnip diğer yandan mizahın, sarkazmın dibine vurulduğunu?
Mizah deyip geçmeyin, bu her yiğidin harcı değil. İzah edilemeyen bazı şeyler Mizah ile anlatılır ve bunu yapanlar büyük beyin gücüne sahiptir. En etkili güç BEYİN VE FİKİR GÜCÜDÜR!
Siz bu insanları kimyasal bombalarla, işkenceyle, zorbalıkla, küstahlık ve kibirlilikle küçümseyip yok etmeye kalkarsanız fena halde duvara toslarsınız!
Duvar demişken bir göz atın >>> link
Halk henüz ne yaptığından, nasıl güzel bir şeye imza attığının farkında değil. Abartmıyorum, gerçekleştirdikleri Über entelektüel bir Devrim, başka tarif edecek kelime bulamadım. 42 yıldır Almanya’da yaşıyorum iyi okul eğitimi aldığımı düşünüyorum ama ben Avrupa literatüründe benzeri bir olaya rastlamadım.
Bir duvarda şöyle yazıyordu “SİZİN TOMANIZ VARSA BİZDE DE DROGBA VAR”
Daha ötesi argümanlarınız varsa beri gelin yoksa uzak durun. Kimyasal bombalar, coplar bu güzel insanların beyin gücüne işlemez! Ve ne olur Taksim Gezi Parkı direnişini absürt komplo teorilerinizle baltalamayın, bu nesil Erman Toroğlu-Ahmet Çakarla büyüdü kimse size inanmıyor!
Devrimin siyasi kısmını uzmanlara bırakıyorum onlar daha iyi yorumlar. Ben bu Devrimin tribünlere getirisini, götürüsünü ele alacağım.
Kuşkusuz Direnişin 3 ağaç meselesinden çıkıp Ülke meselesi haline gelmesinde tribüncülerin katkısı büyük. Tribüncüler yıllardır, iktidarda kim olursa olsun devlet baskısını, zulmünü ağır şekilde hissetti ve hissetmeye devam ediyor!
Şimdi herkesin faşist tayyipin yaptığı çapulcu, terörist ithamı ağrına gidiyor, unutmayın tribüncüler yıllarca toplum tarafından hep çapulcu, terörist olarak görüldü!
Bugünlerde tribüncüleri baş tacı yapıyorsunuz inşallah bundan sonrada onlara hoş görüyle bakarsınız!
Tribüncülerin direnişte ön safta olmaları yıllarca gördükleri baskı büyük rol oynuyor. Bu direniş tribüncülerin açısından sade 3 ağaç ve ülke meselesinin yanı sıra “endüstriyel futbol, 6222, e-bilet, fişlenme, pankart ve meşale yasakları, ayakta maç seyretme hakkının alınması, fahiş bilet fiyatları, polis baskısı, sahtekar kulüp yöneticileri, yalancı spor medyasının kışkırtmaları” gibi özgürlüklerini kısıtlayan, baskı altına alan, tribüncüleri yok etmeye yönelik unsurlara karşı verdikleri protestoydu.!
Direnişte omuz omuza çatışan tribüncüler hemen şimdi harekete geçip mutlaka bir “TARAFTAR BİRLİĞİ KURMALI!!!”
Bunu çok önceleri yapmalıydınız. Özgür alanlarınızın kısıtlanmasını istemiyorsanız ortak zeminde buluşmanın en uygun zamanını yakaladınız. Allah aşkına bu fırsatı kaçırmayın!
Bu Direniş tribünlerde şimdiye kadar görülmeyen ULTRAS hareketini de ortaya çıkardı. Bundan böyle statlarda gerektiğinde parlamento dışı siyaset mutlaka yapılmalıdır.
Sakın yazdıklarım yanlış anlaşılmasın! Asla tribünde X-Y-Z herhangi parti akımına katılıp kutuplaşmadan bahsetmiyorum bu çok büyük felaket olur!
Tribünde yapılacak siyaset önce Taraftar haklarını savunmaktır, iktidarda kim olursa olsun toplumu rahatsız eden uygulamalara karşı tüm tribünlerin ortak tepki verip muhalefet etmektir! Tribünler bundan böyle Halkın gerçek bağımsız sesi olmalıdır, gerçek ULTRAS hareketi budur!