Bugün Günlerden GALATASARAY!

İki asi çizgi adamları
Onlar yaşadıkları süre kimseye boyun eğmediler, belki şimdi baş başa vermiş bizi seyrediyorlardır.
Bir dakika saygı duruşu az, bir ömür yetmez ki.......! >>link
And if I die, I wonder if heaven's got a ghetto.
Ruhun Şad Olsun METİN KURT
Geriye Kalan Sadece GALATASARAY!
Pisliğin içinde yaşıyoruz, gırtlığımıza kadar batmışız. Başımızda bu iblisler olduğu sürece kurtuluşumuz imkansız.
Peki, ne yapmalıyız?
Galatasaray, her şeye rağmen Engin Baytar'a verilen cezaya itiraz etmemeli!
Neden etmemeli?
Engin Baytarı seviyoruz, canımız, ciğerimiz. Onu asla şerefsizlere yem etmeyiz!
Ama, yaşadığımız şu lanet olası karanlık dünyayı aydınlatan tek ışığımız Galatasaray!
Evet, geriye şanlı şerefli, tertemiz tarihiyle bir tek Galatasaray kaldı!
Galatasaray Engin Baytarın cezasına itiraz edeceği yere şikecilerin bir an önce hak ettikleri cezalarını çekmesi için UEFA'ya baskı yapmalı, Avrupa'da spor basınını aya kaldırmalı.
Yapabilir mi?
Galatasaray, Türkiye ise mutlaka yapmalı !!!
Çünkü biz Galatasarayımızı asil duruşundan dolayı seviyoruz, kupalar, şampiyonluklar umurumuzda değil!
Çünkü, bize her sevdadan geriye kalan sadece GALATASARAY !
LIBERTA PER GLI ULTRAS !
ADAMSIN ENGİN BAYTAR!
Adaletin tükendiği, şikenin, ırkçılığın meşrulaştığı bir ülkede haksızlığa tepki verenleri, hele üstünde kutsal SARI KIRMIZI GALATASARAY forması var ise o cengaveri kimseye yedirmeyiz !!!
ADAMSIN ENGİN BAYTAR !
Bugün Günlerden GALATASARAY
BİSMİLLAH
Ey sevda kuşanıp yollara düşen
Bilesin bu sevda dağlar dolanır
Yare ulaşmadan düşersen eğer
Yarına sesinin yankısı kalır...
5.ATB Kongresi, İstanbul#2
Bence kongrenin en güzeli son gündü, Galatasaraylılar her zaman en iyisini yapar ve gerçekten parmak ısırtacak muhteşem organizasyon hazırlamışlar ona sonra değineceğim, hepsinden Allah razı olsun. Ama önce buna mutlaka değinmeliyim. Stat turundan sonra VIP bölümünde yemekler mükemmeldi. Bize ve Misafirlere ikram edilen yemekleri kendi cebinden karşılayan uA GK Oğuz Altay'a teşekkür ediyorum geçmişlerinin ruhuna değsin Sevgili Oğuz.
FSE genel kurul toplantısı ve paralel olarak Türk tribüncülerinin düzenlediği panele değinmek istiyorum. Genel kurul yüzünden panelin birinci bölümünün sonuna doğru katılabildim. Genel kurulda önemli kararlar alındı, FIFA başkanı Sepp Blatter istifaya çağrılması ve Almanya’da hazırlık maçlarına seyirci yasaklarını kınama gibi ama bu konularla sizi fazla sıkmak istemiyorum, bizi ilgilendiren esas Türk tribüncülerin ortak düzenledikleri panel.
Yukarda da bahsettiğim gibi panelin ilk bölümünün sonuna katılabildim, fazla bir şey kaçırdığımı sanmıyorum çünkü başkalarından duyduğuma göre her seferinde olduğu gibi konu dışı tartışmalarla boş yere vakit öldürülmüş.
Benim bu bölümde dikkatimi çeken ilginç noktalar oldu. Avrupa’daki tribüncüler aralarında bağı sıkılaştırıp kendi imkânlarıyla seslerini duyurma yolları ararken Türk tribüncüleri medyada seslerini duyurma peşindeler. Genel tribün kültürüne tamamen ters durum ve yine o meşhur soruyu sormadan geçemeyeceğim,”siz televizyon yıldızı olma peşinde misiniz ya da tribüncümsüsünüz?”
Türk tribüncüleri( artık saflıklarından mıdır bilemem), medyayı içlerinden biri sanıyorlar. Hâlbuki ulusal medya endüstriyel futbolun önemli parçası ve tribüncülerin baş düşmanı. Tribüncülere karşı alınan tüm kararlar, yasa değişikleri vb. altında yayıncı kuruluşları yatıyor! Siz ise televizyona, gazeteye, radyoya çıkmak için yarışıyorsunuz. Bu yetmiyor yayıncı kuruluşuyla deplasman yapıp tribünün namahremini peşkeş çekiyorsunuz!
Bazen sinirlenip kendimi tutamıyorum, şerefsizler hiçbir şey olmamış gibi geçmişte yaptıkları “deplase keyifler” programından kesintiler yayınlayıp yeni müşteri avına çıkmışlar, yani çaktırmadan tribüncüleri pazarlıyorlar. Bazı balık hafızalılarda zevkten dört köşe olmuş “yeeeaaah bravo digiturk” naraları atıyor. Yahu, Arkadaşlar daha şurada üç ay geçmedi, yayıncı kuruluşu kurtarma amaçlı uydurulan “süper final” müsabakalarında insanlar can verdi. Aslantepe’de 24 yaşında Galatasaraylı bir genç kalp krizi geçirip vefat etti, ne çabuk unuttunuz? Her neyse tekrar kongreye dönelim.
Panelin ikinci bölümünde önemli konuklar vardı, maalesef bunlardan ikisi, emniyet müdürlüğü ve spor bakanlığından yetkililer çeşitli nedenlerden dolayı katılmadılar. Naçizane fikrim büyük tepki toplayacaklarından dolayı korkup gelmediler. TFF yetkilileri ise yeni çıkacak taraftar kartını öve, öve bitiremedi. UEFA istiyormuş, vay canına. UEFA şikeye sıfır tolerans şart koşuyor siz ise şikeyi halının altına süpürdünüz, meşrulaştırdınız ama taraftara karşı önlem almakta hiç taviz vermiyorsunuz!
Tribüncü arkadaşlara sesleniyorum, ne yapıp edin bu taraftar kartını çıkmasını mutlaka engelleyin! Bahsettikleri taraftar kartı uygulaması İNSAN HAKLARINA AYKIRI! Kartın üstünde T.C. kimlik numaranız olacak ve bilindiği gibi Türkiye’de T.C. kimlik numarasıyla her türlü işlemler yapılıyor. İstedikleri anda kart sahibi hakkında tüm bilgilere ulaşabilme imkânları var ve rahatlıkla profilini çıkarıp fişliyorlar. UEFA diretiyormuş gibi boş laflara kulak asmayın, gerçi böyle bir şey var geçen sezon İtalya’da uygulandı ama ellerinde patladı kaldırdılar. Avrupa’nın diğer ülkelerinde yürürlüğe girmesi şimdilik imkânsız gözüküyor!
Gelelim kongrenin son etkinliğine, tek kelimeyle muhteşemdi, uA-UNİ’yi ne kadar övsek az mükemmel bir organizasyona imza attılar.

Aslantepe stadında Avrupa’dan gelen misafirleri, tribün kültürüne uygun şekilde, ellerinde meşalelerle "elit" gençler karşıladı. Birde güzel video klipi hazırlamışlar, ellerine sağlık.
Bence 5. ATB kongresinin en anlamlı anı stadın çıkışında yaşandı. Bulunduğumuz otobüste İngiltere’den gelen iki Leeds United taraftarları vardı, uA-UNİ’den arkadaşları Leedsli taraftarlarının yanına gelip el sıkışarak gösterdikleri Galatasaraylı duruşlarından dolayı onları canı gönülden kutluyorum. Helal olsun Arkadaşlar!
5. ATB Kongresi, İstanbul#1
Bu yıl İstanbul adeta futbolun kongre merkeziydi. Ocak ayında UEFA genel kurulu, peşinden Avrupa kulüpler birliği toplantısı ve son olarak 5. Avrupa taraftarlar birliği kongresi.

Ben biraz ATB kongresinden bahsetmek istiyorum. Bağışlayın yazmaya anca vakit buldum, tatilden döneli bir hafta oldu yeniden monoton hayata adapte olmak zaman alıyor. Hem, kongre raporunun tümü Ekim ayının sonlarına doğru yayınlanacak, meraklılara duyurulur.

2010 senesinde münferit olarak üye olduğum FSE(Avrupa Taraftarlar Birliği) oluşumunun kongresine ilk defa katıldım. İstanbul’daki muhteşem organizasyonu yakından yaşadıktan sonra öncelerini kaçırdığıma çok pişmanım ama olsun nasip İstanbul’muş kısmetse gerisi mutlaka gelecektir inşallah.
Üç gün süren kongrenin ev sahipliğini başta Fenerbahçe tribün oluşumu UNİFEB ile birlikte UNİBJK ve uA-UNİ oluşumları ortak üstlendiler, samimi söylüyorum tüm gruplar muhteşem ev sahipliği yaptı gösterdikleri ilgiden hepsine canı gönülden teşekkür ediyorum.
Fenerbahçe stat turuyla başlayan kongrenin ilk günü maç saatleri ile ilgili çalışmalar yapan taraftarlar buluşup düzenledikleri tartışmayla devam etti. Ardından pankart boyama ve ufak çapta bir koreo workshop yapıldı. Futbol vizyonumuz panelinin ardından yoğurtçu parkında verilen mangal partisiyle kongrenin ilk günü sona erdi.

Neden yalan söyleyim, panel bazı katılımcılar açısından bence iç açıcı değildi. Örneğin, Ebru Köksal, Tom Higgins vb. kişiler tribüncülere sunacakları “futbol vizyonu” bir noktadan sonra çakışıyor. Farklı dünyalarda yaşıyoruz ve hiçbir zamanda uzlaşamayız!
Böylece paneli kırıp tanıştığım güzel insanlarla vakit geçirmeyi tercih ettim, iyide yapmışım. Türkiye’den Burak Mumcu, Ahmet Kılıç, Beykozlu Boğazın Yargıçlarından Emre kardeşim(İstanbul’da doğmuş, büyümüş, GS-BJK-FB gibi büyük kulüplerin peşinden koşmak yerine Beykoz’la yatıp Beykoz’la kalkan. Hala nesli tükenmemiş, delikanlı güzel insan. Futbol sade profesyonel futboldan ibaret değil sevgili dostlarım!). Almanya’dan iki ezeli rakip yan yana. Borussia Mönchengladbach tribünlerinden Steffen, Fortuna Düsseldorf tribünlerinden sevgili Stefanie. Evet, beşimiz panel yerine Bomonti-Efes muhabbetini tercih ettik(sıcak havada da yalın ayak şeytan gibi gitti).
Kongrenin ikinci günü şahsım adına daha enteresan geçti çünkü önemli atölyeler vardı. Ve bir güzel insanla daha tanıştım, Armanın Peşindeyiz blogdan Burak Yılmaz kardeşim. Fakat öncesinde sabah saat 10.30’da başlayan panelde UEFA as başkanlarından(nasıl bir kurumsa herkes as başkan) William Gailard ve TFF den bir yetkili konuştu, adını bilmiyorum resimde gördüğünüz az saçlı kişi. William Gailard yaptığı konuşmada UEFA’nın futbolda yapılan şikeye asla tahammülleri olmadığını dile getirdi ve sıfır tolerans uygulamasının altını çizerek vurguladı. Gerçi ne kadar samimi olduklarını Türkiye’de 3 Temmuz 2011’den bu yana yaşanan süreçte henüz göremedik!

UEFA as başkanının ardından kürsüye çıkan TFF yetkilisi sanki hiçbir şey olmamış gibi boş konuşmalar yaptı. Neymiş efendim ceza verdikleri seyircisiz maçlara Kadınları, çocukları alarak Avrupa’da büyük yankı olmuş, UEFA’dan ödül almışlar, fasa fiso. Şunu da belirtiyim FSE kongresine Avrupa’dan katılan taraftar temsilcileri, gruplar, münferitler TFF’nin geçen sezonki bu uygulamasını ŞİDDETLE KINADILAR! Ve tepkilerini açıkça dile getirdiler, şu saatten sonra kimseyi kandırmayın karşınızda enayi yok! Birde şu videoyu seyretmenizi tavsiye ederim >> link
Gelelim atölyelere, toplam 5 workshop yapıldı;
Tutku satın alınamaz, bilet fiyatları, tahsisler, karaborsa ve vize
Futbolda ceza ölçekleri
Saldırgan Davranış vs Taraftar Kültürü
Setlerin geri dönüşü Avrupa’da Güvenli Tribün üzerine yeni gelişmeler
Ultralar ölmedi! Avrupa’da Ultra alt kültürünün geleceği(Kapalı oturum)
Ben bir tanesine katılabildim “Ultralar ölmedi!” Çünkü tüm atölyeler paralel aynı saatte başladı. Malum kapalı oturum olduğundan prensiplere uymak zorundayım ve sizinle bilgi paylaşamayacağım tribünde yaşanan, tribünde kalır misali bilmem anlatabildim mi. Diğer atölyelerin sonuçları yukarda belirttiğim gibi Ekim ayının sonuna doğru FSE sitesinde yayınlanacak.
Son olarak ikinci günün panelinin tartışma konusu “Futbolun büyük hastalığı ŞİKE! Declan Hill gibi önemli konuşmacılar vardı. Panelin ardından ben ayrıldım, Dolmabahçe stat turu ve akabinde yapılan tekneyle boğaz turuna katılmadım. Ama katılanlar öve, öve bitiremediler Beşiktaşlı arkadaşlar muhteşem bir organizasyona imza atmışlar, tebrikler!

Devam edecek……
İstanbul Gibiyim.....
İstanbul gibiyim artık
Gülmeyi gülhanede bıraktım
Vefayı bozacıda
Ayasofya kadar yorgun
Topkapı kadar yıkık
Esenler kadar vedalara alışık
Eyüp kadar kalabalık
Eminönü kadar sıkıcı
İstanbul gibiyim yani
Uzaktan bakınca ışıl ışıl ama aslında
yorgun, bitkin, tükenmiş
Ama hala dimdik ayakta....!