Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

4. Avrupa Futbol Taraftarlar Kongresi 1-3 Temmuz 2011

16. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

effc2011-logo.png

Avrupa Futbol Taraftarlar Birliği (FSE) bu sene 4. Kongresini 1-3 Temmuz günleri Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da düzenliyor.


Kongreye 34 ülkeden 300 taraftar katılacak, bunlar resmi davetliler. Resmi davetlilerin arasında bende varım ama maalesef patronun gazabına uğradık, malum tatil dönemi olduğundan izin alamadım. İllaki resmi davetiyeye gerek yok, vakti hali müsait olan herkes gelebilir.


Bu sene kongreye ilk defa UEFA’nın üst makamından temsilci gelecek. UEFA ikinci başkanı Sayın Şenes Erzik 2 Temmuz günü kongrede konuşma yapacak.


Kongrenin konu Başlıkları; Polis baskısı, seyircisiz maçlar, stat yasakları, fahiş bilet fiyatları, tribünde ırkçılık ve homofobi, maç saatlerinin değişmesi ve tribün kültürünün korunması.


Detaylı bilgileri ve üç günlük programı buradan;

Program >> link

Kongrenin Orjinal metni >> link


Son üç yılda yapılan toplantıların yazılı dokümanlarına buradan; 

2008 >> link

2009 >> link

2010 >> link

Dosyaları görüntülemek için Acrobat Reader gerekiyor!

 

Bu yılki toplantıya UEFA’dan üst düzey katılımı şahsen memnuniyetle karşıladım. Yaklaşık beş senedir faaliyet gösteren Avrupa Futbol Taraftarlar Birliği şimdiye kadar yaptığı olumlu işlerle tüm dünya’da tribüncülerin sesi oldu. Daima futbol ve tribün kültürünü savunarak taraftarların ciddiye alınmalarını sağlamıştır.


Biliyor musunuz insan bazen özeniyor, neden ülkemizde benzer toplantılar düzenlemiyoruz? Şiddet yasası çıkmadan önce yapılan toplantılardan bahsetmiyorum, onlar göz boyamacaydı. Tribün liderleri yerine geri planda kalan tribün çocukları çağrılsa. Emniyet müdürleri değil de maç günleri 16-18 saat mesai yapan çevik kuvvet elemanları gelse. Medya patronları yerine gece gündüz haber kovalayan gerçek spor yazarları davet edilse. Hep bir araya gelsek çalışma atölyeleri kurulsa. Birbirimizin dertlerini dinlesek eteğimizdeki tüm taşları döksek gelecek için çözümler üretsek. Ne güzel olurdu değil mi?


Sakın burası Türkiye demeyin elin Avrupalısı bunu beceriyor da bizim neyimiz eksik? Üstelik kongrede konuşma yapacak en baş eleman bir Türk UEFA ikinci başkanı. Sahi, Türkün Türkten başka dostu yoktu ya, palavra. Ne demişti Fatih Terim hocamız 11 yıl önce? “Şartların hepsi bir araya gelir tüm imkânlar sağlanırsa Türkün başaramayacağı şey yok!”

Weiterlesen

Transferler Ve Seçimler

13. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

I am just a poor boy, though my story's seldom told
I have squandered my resistance for a pocketful of mumbles, such are promises
All lies and jest, still a man hears what he wants to hear
And disregards the rest.

 

In the clearing stands a boxer, and a fighter by his trade
And he carries the reminder of every glove that laid him down or cut him
Til he cried out in his anger and his shame
I am leaving,but the fighter still remain....

Weiterlesen

Beşiktaş Taraftarları Gözaltında!

11. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Suçları TFF başkanı Özgener’e hakaret etmek. Sabahleyin gördüm haberi;


 Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener'in şikayeti üzerine harekete geçen Bilişim Suçları Şube Müdürlüğü ekipleri beş Beşiktaş taraftarını gözaltına aldı.Evlerinden alınan taraftarlara, 'İnternet üzerinden Mahmut Özgener'e hakaret etmişsiniz. Kendisinin şikayeti üzerine takibat başlatıldı. İfade almak üzere sizi merkeze götüreceğiz' denildi.

POlis Merkezi'ne götürülen taraftarlara Twitter üzerinden yazdıkları Tweetler gösterildi ve pişman olduklarını ifade edip özür dilemeleri durumunda şkayetin geri alınacağı söylendi. Taraftarlar ise yazılanların kendilerine ait olduklarını kabul ettiklerini ve pişmanlık duymadıklarını ayrıca özür de dilemeyeceklerini söylediler.Bunun üzerine taraftarlar ifadelerinin alınmasından sonra mahkemeye sevk edildiler.

Haber Kartal Bakışı sitesinden alıntı >> link

 

Bu yazıyı yazarken bir yandan ana haber bültenlerine bakıyorum. Suriye ve Libya’da devlet muhaliflerine yapılan işkenceleri gösteriyorlar. Tuhafıma gitti, aklıma geldi. 1980 yılıydı 12 Eylül darbesinden birkaç ay sonra Türkiye’ye gitmiştik. Akşam televizyonda haberlere bakıyorum. O yıl Polonya’da rejim karşıtı tersane işçileri başlarında Lech Walesa Polonya’da askeri cuntayı ve daha fazla özgürlük için direnişe geçtiğinden bahsediyor spiker. İşte bu tuhafıma gitti belki Türkiye’de aynı olaylar yaşanıyordu ama kimsenin bundan haberi yoktu. Bunu ortaya söyleyince evdekiler paniğe kapıldılar. Aman ha söylediklerine dikkat yerin kulağı var. Hem orası Polonya bir Varşova pakt devleti, düşmanımız biz ise NATO üyesi ülkeyiz. Yapılan darbede düzeni bozmak isteyenlere karşı. 11 Eylülde kan gövdeyi götüren ülkede 24 saat sonra vahşetin bıçak gibi kesilmesi hala kafamı kurcalıyor da şimdi fazla detaylara inmek istemiyorum.


Aradan 32 sene geçti ve Türk insanı aynı baskılarla karşı karşıya. O yıllarda Kahraman Maraş ve Çorum olayları gördük. Sözde yapılan darbeden sonra bir daha böyle olaylarla karşılaşmayacaktık. Ama hala iktidarda bulunan Başbakan farklı dini görüşleri yüzünden muhalif liderini kolayca aşağılıyor. Ve hala özgürlük isteyen insanlar polisin sıktığı biber gazından boğulup ölüyorlar. Stat açılışında bir devlet yetkilisinin yaptığı şuursuzca açıklamalarını ıslıklayan insanlar terörist damgası yiyor. Şimdide İnternet üzeri açıkça düşüncelerini söylediklerinden dolayı 5 Beşiktaş taraftarı tutuklandı. Demokrasi işine gelince güzelde farklı olunca Demokrasi yok mu? Sahi, Özgener değimliydi bundan birkaç ay önce çıkıp “futbolda demokrasi” yok diyen? Evet, ta kendisiydi o yüzden hiç şaşırmadım ve buradan ilave ediyorum “ÖZGENER SEN BİR NUMARA DEMOKRASİ DÜŞMANISIN DEFOL GİT!”


Beşiktaşlı arkadaşları duruşlarından dolayı tebrik ediyorum. Her şeye rağmen söylediklerinin arkasındalar. Siz yalnız değilsiniz hepimiz işlediğiniz suça ortağız. Özgener hakkında yazdıklarınızın altına imzamı atarım, hodri meydan bana da dava açsınlar. Açık Adresim blog sunucusundan alabilirler.

l0ksvf.jpg

Ben parlamento içi siyasete karşıyım arkadaşlar. Ve bu yüzden hiçbir siyasi partiye sempati duymuyorum. Türküm, elhamdülillah Müslüman’ım, Galatasaraylıyım sokak ve tribün kültürü destekçisiyim ULTRA’YIM. Yalnız şunu yazmadan geçmeyeceğim. Yarın 12 Haziran, Türkiye’de genel seçimler olacak. Mutlaka sandığa gidin, formalı ya da formasız ama lütfen gidin. Daha fazla özgürlük için gidin. Fahiş yakıt ve et fiyatlarıyla sizleri soyanlara karşı tepkinizi koymak için gidin. Sizlere televizyonlarda sundukları sanal hayatlarla uyutanlara kaşı için gidin. Leblebi gibi kredi kartları dağıtıp sizleri borç bataklarına sürükleyenleri tahtlarından indirmek için gidin.


ZALİMLERDEN KURTULMAK İÇİN LÜTFEN GİDİN!

 

 

                          LIBERTA PER GLI ULTRAS !


Weiterlesen

Mind Control?!

9. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Alaska_HAARP.jpg

Her şey mümkün...! >>> link

Weiterlesen

This is Football

8. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

pic_1294515965_1.jpg

Gördüğünüz futboldan başka futbol yok arkadaşlar. Sabahlara kadar transfer nöbetleri tutacağınıza çıkın dışarıya futbol oynayın.

 

Aklıma gelmişken Klose daha çok genç, nerden baksanız Tanju Çolaktan 15 yaş küçük....

Weiterlesen

Güzeldi, Bozuldu

7. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

 

 

 

 Yukarda gördüğünüz video 25 yıl önce oynanan GS-BJK derbisinden kısa bir özet. O yıllarda da endüstriyel futbol vardı, maçlar televizyondan yayınlanıyordu hem de şifresiz. Stat tıka basa doluydu tribünler yarı-yarı insanlar cıvıl, cıvıl. Bir küçük çocuk babasıyla maça gelmiş kim bilir o gece heyecandan uyuyamamıştır yumurcak ama akşam eve gelince mışıl mışıl uyumuştur çünkü gece yarısı evlerine ulaşmadılar çünkü maç gündüzdü. Stadın önü ana baba günü ama yine de TRT maçın havasını olduğu gibi ekranlara yansıtmayı başarıyor. Maçtan önce hakemle ufak sohbet, şimdi yanlarına yaklaşamazsın. Metin “duyduk bugün maç varmış geldik” havasında rahat taraftarların arasından geçip stada giriyor. İlyas mikrofona konuşurken heyecandan titriyor. Polis taraftarı zapt etmekte zorlanmıyor herkes haddini biliyor.


O yıllarda da modern futbol oynanıyordu sağdan soldan bindirmeler, alan savunması 3-5-2 dört bilmem kaç.


Hakem ofsayttan dolayı Beşiktaş’ın golünü iptal ediyor. Kritik pozisyon, hemen saha kenarında görev yapan foto muhabirlerine mikrofon uzatılıyor. Almanya’da yılın hakeme seçilmemiş ama 35 yıldır tecrübesi var her haliyle baba adam bir yandan yorum yapıyor diğer yandan işini aksatmıyor.


Bir anda saha içi karışıyor Prekazi ve Ali birbirine giriyorlar, hakemde eyyamcılığa yer yok iki yaramazı kırmızı kartla cezalandırıyor. Kaptan Cüneyt Prekaziyi kenara çekmiş “ne yaptın Cevat” dercesine fırçalıyor. Kameralar yine saha içinde İsmail’den samimi itiraflar.


Yaklaşık 18 senedir parayı basıp futbolu şifrelediler. Yangından mal kaçırır gibi elimizden kaptılar güzel oyunumuzu. Yine de ne yapsalar nafile.  En son teknolojik donanım,  süper slow motion kameralar mini etekli Barbie bebekler milyarlarca dolar verilen yayın hakları. Hiç biri yukarda gördüğünüz o tertemiz saf heyecan dolu görüntüleri ya da Militonovic’in dediği gibi “Güney Amerika ambiyansını” yansıtmaları mümkün değil. Meğer bazı şeyler parayla satın alınamıyormuş!

scheletri e tv

Hem nasıl yansıtsınlar? Spor muhabirlerinin sahaya girmesi yasak. Hakemle maçtan önce ve sonra konuşmak yasak.  Görüntü kirliliği yüzünden konfeti atmak yasak. Ama tribüne gelen güzel hanımlara taciz edercesine kamerayla zoom yapmak serbest.


İşte bu yüzden sevgili dostlarım NO AL CALCIO MODERNO !


 

Weiterlesen

Bubsche lebbe geht weida

5. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

...und du gehst me uf de sack hosebloser

image3.png

Weiterlesen

Saraybosna’ya Hoş Geldiniz

4. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bu bir parçalanmış ülkenin öyküsü. Avusturya’da çıkan ballesterer dergisinin yazarları Stefan Kraft ve Martin Schreiner ele almışlar. Bir zamanlar et tırnak gibi tek parça, farklı inançlara bağlı insanların yan yana yaşadıkları. Sonra aniden düşman oldukları kent Saraybosna’da geçen birkaç hikâyeler.


Bu hikâye Cafe Tuborg’da bir fincan Türk kahvesiyle başlıyor. Ivan Osim yakında 70 yaşına girecek, yavaşça kolunu kaldırıp bize mekânın karşısında bulunan camiyi gösteriyor. “Ben okula orada başladım sonra Sırp Ortodoks kilisesinin okuluna devam ettim. Bir süre sonra Hırvat Katolik kilisesinin okuluna gittim. Ama benim hayatımda tek önemli olan şey futboldu. Okul ile antrenman sahasının arası birkaç yüz metreydi. Arkadaşımla dersten çıkar çıkmaz heyecanla topumuzu sürerek sahaya koşardık.”


Bulunduğumuz yer Grbavica Saraybosna’nın bir semti Ivan Osimin doğup büyüdüğü şehir. Osim futbola burada başlamış Zeljeznar kulübünde. Savaş sırasında sınırın geçtiği bölge. Şimdi ise oğlu Amar Zeljeznar kulübünün teknik direktörlüğünü yapıyor ve bir lokali var. Duvarları yemyeşil boyalı bokslardan yüksek sesle müzik çalıyor. Burası bir zamanlar Yugoslavya’ydı. ”Yazık güzel günlerdi, birbirimize çok yakındık” diyor Ivan Osim buruk sesiyle.


Bu hikâye bodrum katında başlıyor. Salon futbol kulübü FC Tango Republika Srpska Bosna’nın sırp yöresinden. FC Tango kulübü bir basın toplantısı düzenlediğinden bizi de davet etti. Basın toplantısına katılan tek yabancı gazeteciyiz. Birde bize refakatçilik yapan Oslobodenje gazetesinin spor muhabiri Jasmin Ligata var, Bosna Hersek federasyonundan katılan tek gazeteci. FC Tango Kulüp başkanı yeni projelerini anlatıyor. Danimarkalı NGO birliğiyle ortak düzenledikleri “Open Fun Football Schools” projesi bölgede yaşayan farklı inançlara sahip çocukları bir araya getirip futbol öğretmek. Jasmin ama başka şeylerin peşinde. Şu sıralar Bosna Hersek futbol federasyonunda yeni gelişmeleri soruyor. FC Tango ile alakası yok ama başkanın ülkede siyasi ağırlığı büyük ve federasyon başkanı Milorad Dodikin yakın danışmanı. Üstelik FC Tango kulübüne 4 Müslüman futbolcu transfer etmiş.


Bu hikâye virane haline dönmüş bir stadyumda başlıyor, kentin doğu tarafında. Asim-Ferhatovic-Hase stadı. Halk arasında Kosevo olarak geçiyor malum bölgenin konumundan dolayı. Fakat tüm dünya burayı 1984 kış olimpiyatlarından tanıyor böylece gerçek adı Olimpiyat Stadyumu. Dün burada FK Olimpik ile FK Sarajevo maç yaptı. İki kulübün arasında her açıdan büyük fark var. Derbide ev sahipliği yapan Olimpik ne kendine ait tesisleri var nede maçlarını oynayacak statları bulunuyor. Taraftar diye sorarsanız bir avuç kişi hava güzel olursa seyretmeye geliyorlar. FK Sarajevo ise Kosevo bölgesinin büyük takımı. Taraftarıyla tarihiyle Olimpik kulübünden üstün ve 65 yıl içinde bölgeyi idare eden devlet yetkililerin desteklediği takım. Olimpik ise Red Bull Salzburg gibi “tüp bebek” takımı 1993 yılında Reklam şirket sahibi Nijaz Gracic tarafından kurulmuş 2009 yılında birinci lige yükselmişler.

Stadyumun aşağısında bir zamanlar antrenman tesisleri bulunuyordu. Şimdi belediye orayı mezar yapmış, farklı dinlere bağlı insanlar yan yana yatıyor. Bir kabrin başında futbol topuna benzeyen mezar taşı var. Ama şehirde böyle şeyler normal karşılanıyor nede olsa geçmişte futbol ile yatıp kalkmışlar şimdi eski günlere geri dönmek istiyorlar.


Bu hikâye Libertas adlı bir lüks lokantada başlıyor. Saraybosna’nın eski bir semtinin içinde. Günümüzde hala bir tarafı Viyana diğeri Oryantal olarak ayrılıyor. Masamızda Kemal Korsic ile oturuyoruz. Korsic Bosna Hersek devlet bankasının başkanı ve bir zamanlar FK Zeljeznicar Sarajevo kulübünün başkanlığını yapmış. Zeljeznicar açılımı demiryolu, kulübün kurucuları da demiryolları işçileri. Eskiden stadın üst kısmında bulunan demiryolundan geçen trenler siren çalarak taraftarları selamladığını anlatıyor başkan. Kemal Korsic aynı Ivan Osim gibi Grabavica’da doğup büyümüş. 1972 yılında Yugoslavya şampiyonluğunu kazanan takım kadrosunu bir solukta sayıyor. “Şu sıralar stadı büyütme planlarını tartışıyoruz. Önemli proje, stadın içinde alışveriş merkezleri de olacak” diyor Korsic. Bunu duyunca yediğimiz balık midemize taş gibi oturuyor, endüstriyel futbol buralara kadar gelmiş meğer.


Futbol ilginç oyun, bazen acımasızca savaşlara sebep oluyor Tribünde başlayan savaş . Bazen de farklı din ırk tanımadan eski kan düşmanlarını birleştiriyor. Bu vesileyle dünya futbol tarihinde önemli yeri olan büyük futbol üstadı Ivan Osimin 70. Yaş günü kutlu olsun.


Gelsin Bulutsuzluk Özleminden “Yaşamaya mecbursun!”

 


 

 

Weiterlesen

Don't Worry

3. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

lf.jpg

Weiterlesen

Her Yer HOPA Her Yer Direniş

2. Juni 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

174866_202279093150087_916187_n.jpg

acab_logo.jpg

Weiterlesen
<< < 1 2 3 > >>