Sevilla-Dortmund Ve Bitmeyen Polis Baskısı!
Çarşamba akşamı oynanan Sevilla-Dortmund Euroleague müsabakasında Dortmund taraftarları İspanyol polisinin gazabına uğradı. Yaklaşık 4000 Dortmund taraftarı takımlarını İspanya’da yalnız bırakmadılar ama hiç beklemedikleri anda İspanyol polisinin şiddeti ile karşılaştılar. Atlarla Alman taraftarlara saldıran polisler biber gazı ve coplarla birçok Dortmund’lu futbolseveri yok yere yaraladı. Olayların çıkışına kimse anlam veremiyor, şahitlerin anlattıklarına göre İspanyol polisinin bilerek taraftarları kışkırtıp olayların büyümesine sebep olmuş. Tutuklanan 15 Alman taraftar aynı akşam hâkim karşısına çıkarılarak büyük cezalara çarptırılmışlar. Bunun üzerine hafta sonu Dortmund taraftarları Sevilla maçında polisin sert tutumunu protesto amaçlı bir yürüyüş yapacak.
Dortmund Taraftarlarına büyük geçmiş olsun…

Bazı Gerçekler
Galatasaray futbol takımının başına Hagi geleli çıktığı 8 lig maçında kendi sahasında sade tek maç kazandı, Denizli Spora karşı oynanan kupa maçını da katarsak bu sayı ikiye çıkıyor. Deplasman da yenildiği tek müsabaka Trabzon Spor. Tablonun geneline bakarsak Rijkaard dönemini de dâhil Galatasaray’ın geçtiğimiz sezona nazaran dış saha karnesi iyi gözüküyor, biraz trajikomik oldu. Tabii bu durumun Hagi ile alakası yok esas acı gerçek Galatasaray futbol takımı kendi evinde huzur bulamıyor. Camianın içindeki karışıklık tribünlerin tükenmesi takımın özgüvenini kaybetmesinde büyük rolü var. Kimsenin inancı kalmamış, futbolcular iç saha maçlarına büyük baskıyla çıkıyorlar tribünle bağlantı çoktan kopmuş zaten gelenlerde kendilerini eğlendirmek için oradalar takıma olan inançlarını bitirmişler iki senedir futbolla alakası olmayan bestelerle koskoca stadı agora meyhanesine çevirdiler. Yöneticiler çaresiz kötü gidişi devre arası transferle düzeltmeye çalışıyorlar ama onlarda kumar oynadıklarının farkındalar.
Sizin anlayacağınız tam bir çıkmazın içindeyiz, işte böyle dönemde beş gün sonra hayati maça çıkacağız. Rakip Konya Spor aramızda 6 puan fark var kaybedersek üçe düşecek işte ondan sonra dananın kuyruğu kopacak, şaka gibi ama gerçek!
Daha fazla yazmanında anlamı kalmadı….
An Gelir !
an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
lâ ilâhe illallah
kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa korkudan ölür
tahrip gücü yüksek-
saatli bir bombadır patlar
an gelir
Attila ölür...
Attila İlhan
Çözüm Yolları
Son yaşanan olayların ardından kimse başkalarını aforoz ederek kendini soyutlamamalı, hepimiz aynı teknenin içindeyiz saflarımız belli, biz tribüncüyüz taraftarız! Bosman davasında çıkan sonuç endüstriyel futbolu apayrı formatın içine soktu. Futbolun ticaretini yapanlar “ateşli taraftarları” tribünde görmek istemiyorlar bunların başını yayıncı kuruluşlar çekiyor diğer adıyla “rantçı medya”, bahis lobisini de unutmayalım. Böyle hale gelmesi yıllar önce planlandı ve her ülkede başarıyla uygulandı malum şimdi sıra Türkiye’de. Hâlbuki ülkemizde şiddet olayları Avrupa’da olduğu gibi hiç cereyan etmedi, holiganizm ve ULTRAS gibi alt kültürler şuana kadar Türkiye’de oluşmadı. Aralıklı çıkan spontane olaylar medya tarafından abartılarak ateşli taraftarları hedef tahtası haline getirdi. Şimdi hayretle izliyorum, bazı taraftar oluşumları kamuoyu açıklamaları yaparak kendilerini olayların dışında tutmaya çalışıp yanlış yöntemlere başvuruyorlar. Sistem de zaten bunu istiyor taraftarları birbirine düşürmek maalesef buna kanıyor çanak tutuyoruz.
Yazdıklarımı yanlış anlayıp darılmayın Arkadaşlar hiçbir art niyetim yok sizleri aydınlatmak istiyorum. Ben şu lanet yasadan mağdur kalmış birisiyim 2011 yılının sonuna kadar tüm spor müsabakalarından men edildim, bu durumdan kimse kendini ayrı tutamaz hep beraber davaya sahip çıkıp çözüm yolları üretmeliyiz. Mecliste bekleyen şiddet yasasının benzeri daha önce İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa vb. ülkelerde çıktı ve orada olduğu gibi kurunun yanında yaşta yakıldı ve yanmaya devam ediyor. Böyle olaylar çıktıktan sonra medya ayırım yapmadan tüm taraftar oluşumlarını hedef alır, yıllardır süren haksızlığa baş kaldıracağımıza herkes kendi işine bakmış “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığıyla hareket etmiştir. Artık baş kaldırmanın ve çözüm yolları üretmenin zamanı geldi, hemen şimdi harekete geçmeliyiz!
Çözüm?
İngiltere zamanında holiganizmi Lord Taylor’ın hazırladığı rapordan yola çıkarak katı kanunlar uygulayıp bitirmeye çalıştı, kısmen başarılı oldular ama statlarda atmosferi yok edip tiyatro seyircisi yarattılar. Almanya değişik bir yöntemle şiddet eğilimli kişileri tamamen statlardan uzaklaştırmak yerine bu insanları yeniden topluma kazanma yollarını aradı, taraftara kendisini rehabilite etme fırsatı tanıdılar ve İngiltere’den daha başarılı oldular. “Fanprojekt” adı altında bir bağımsız kurum oluşturuldu, kurumun içinde özel eğitim almış devlet güvenlik güçleri yanı sıra toplum psikologları, pedagoglar ve taraftar temsilcileri ile ortak çalışma yürütüyorlar, detaylı bilgileri buradan okuyabilirsiniz >>>link “Fanprojekt” bir köprü görevi yapıyor, Taraftar-Yönetim-Emniyet arasında irtibatı sağlayan, tamamen bağımsız tüm kulüp taraftarlarına hitap eden kurum. İşte Türkiye’nin böyle bağımsız çalışan bütün kulüp taraftarlarının dertlerine kulak veren yetkili kurumlar ile taraftarlar arasında irtibatı sağlayacak oluşuma ihtiyacı var! Bence bu görevi yapabilecek en uygun oluşum F.A.T.A.B.(Futbolda Aktif Taraftarlar Birliği) >>>link F.A.T.A.B. başında bilim adamlarının bulunması bu oluşumu daha önemli hale getiriyor, bana sorarsanız siz bu arkadaşlarla en yakın zamanda irtibata geçerek tribüncüleri temsil eden ve resmi yetkililer tarafından ciddiye alacak bir oluşumu kurmalısınız!
Başkalarının yaptığı olaylardan kendinizi uzak tutmak şuan ki durumu değiştirmez birlikte güç vardır!
Bahis
Asırlardır oynanır yalnız şu anda öyle bir hale geldi ki aynı sigara, alkol, uyuşturucu kadar bağımlılık yapıyor ve sağlığa zararlı, son yapılan araştırmalar da çıkan neticeler Almanya’da vakaların ciddi boyutlara ulaştığını ortaya çıkardı. Yüz binlerce insan maddi ve manevi hüsran içine düşmüş doktor tedavisiyle bu ileten kurtulmaya çalışıyor. Bahsin temel amacı sporseverlere ayrı heyecan katmasıdır, spor müsabakalarında birbirlerine rakip olan takımların veya münferit sporcuların çıktıkları müsabakalarda galip ya da mağlup gelen tarafa iddia ortaya atarak tahminde bulunmaktır. Geçmişte iki yönlü oynanırdı sonra geliştirildi, malum futbol üç skorlu oyun ve beraberliğe bile bahis oynama imkânı sunuyor. Eskiden “sportoto” adı altında sade hafta sonları oynanırdı şimdi 7 gün 24 saat bahis oynayabiliyorsunuz.
Günümüzde müşterek bahis sade spor müsabakalarınla sınırlı değil, şarkı yarışmaları siyasi seçimler kısaca aklınıza gelen her şey üzerine bahis oynama imkânı buluyorsunuz. Müşterek bahissi cazip kılan yönü hızlı ve kolay para kazandırması, son yıllarda sistemde bazı değişiklikler yapılarak yukarıda belirttiğim gibi bağımlılık tehlikesinin yanı sıra sporseverlerde taraftarlık tutkusunu da köreltiyor. Örneğin alt üst vb. sistemli oyunlarla gönül verdiğiniz takıma karşı bahis oynayabiliyorsunuz, takımınız kaybetse bile kazandığınız para size bir nevi teselli oluyor işte tehlikede burada. Bir süre sonra oyuna kapılan sporsever para tuzağının içine düşüyor gönül verdiği takımından da nefret etmeye başlıyor, bahis ne kadar sporla alakalı olsa da sonuçta kumar. Çok şükür iki yıldır oynamıyorum geçte olsa tehlikeyi anladım ve bu lanet oyundan kurtuldum. Kendimle çelişkiye düştüğümün farkına vardım, bir yandan endüstriyel futbola karşı mücadele ver diğer yandan sömürüye ortak olarak prensiplerine ihanet et. Kuşkusuz bahis en çok futbol maçları üzerine oynanıyor ve sözde kulüplere büyük maddi getirisi var. Aslına bakarsak bu doğru değil, kulüpler öyle sanıldığı gibi bahisten büyük paralar kazanmıyorlar. Dünya çapında bu oyundan kazanılan paraların sade %10’u futbol kulüplerinin kasalarına giriyor geri kalanı kimin cebine gittiği meçhul.
Ortada dönen rakamlar korkunç boyutlara ulaştı, kaba tarifi bahis lobisinin gücü OPEC’e yakın eğer yasaklanmaya kalkılsa bazı ülkelerde iç savaş çıkma ihtimali yüksek. Kâğıt üzerinde futbolun dünyada marka sahibi FIFA ama madalyonun diğer yüzünü çevirdik mi futbolun tekeli bahis lobisi ve yayıncı kuruluşlarının elinde olduğu açıkça ortada. 7 gün 24 saat bahis oynanmasını sağlamak için İstedikleri gibi maç saatlerini değiştiriyorlar, sahi maç saatleri demişken şöyle bir yazı vardı;
Tüm lig maçları, tüm sezon boyunca aynı gün ve aynı zamanda oynanmalıdır.
Tüketimin yaygınlaştırılması amacıyla yayıncı TV kuruluşlarının öngördüğü sistem değiştirilmeli ve eski günlerde olduğu gibi futbolun zevki ve heyecanı, sıradanlaştırılmadan en üst düzeyde keyifle yaşanmalıdır.
Çok doğru sözler, belki yazanlar hatırlamıştır!
Bahis endüstriyel futboldur….
KAHROLSUN endüstriyel futbol !
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Bugün Muharrem ayının birinci günü ve Hicri takvime göre yeni yılın başlangıcı. Tüm İslam âleminin yeni yılı kutlu olsun.
Bu arada haftaya Perşembe Aşure günü, afiyet olsun efendim…..
7 Aralık 2010
Hatırlarsanız birkaç gün önce Eric Cantona halka çağrı yaparak 7 Aralık 2010 tarihinde banka hesaplarından paralarını çekme önerisini ortaya atmıştı, işte o gün yarın. Cantona’ya göre 3 ile 10 milyon insan önerisini uygulasa banka sistemi çökertme ihtimali yüksek. Kahpe düzene karşı değişik eylem yöntemi, illa silahlanıp sokakları savaş alanına çevirmeye gerek yok. Yapan olur mu muamma ama sisteme baş kaldırmanın zamanı geldi.
Cantona’nın sözleri vatanı Fransa’nın sınırlarını aştı, bir zamanlar ekmek parasını kazandığı İngiltere’de de sempati topluyor, malum şu sıralar İngiliz kulüpleri vampir yatırımcıların oyuncağı oldular. Porthmouth, Liverpool, Manchester United ve birçoğu yatırımcıların elinde inek gibi sağılıyorlar.” Love United, hate glazer “ tam 700 milyon avro taktılar kulübe, Liverpool’da durum farklı değil zira yeni sahipleri JohnW. Henry büyük paralar yatırdı ama hala 45 milyon pound açık birde yeni stat için alınan 37 milyon pound borç henüz çözülmedi ve yeni borçlanmaya müsaade etmiyor federasyon. Liste uzun bir örnekte Tottenham, şampiyonlar ligine katılmalarının faturası 6,6 milyon açık çıkardı. Bolton Wanderers gibi küçük kulüpler masrafların altından kalkmalarının çıkış yolunu “Salary Cap” (Gelir kıstlaması) denilen formülün yürürlüğe sokulmasını istiyor 100 milyon pound borcunu ödemede tek çözüm yolu olarak görüyorlar. Premiere League dışında durum daha vahim, Porthmouth geçen sezon iflas etti ve küme düşürüldü yalnız geçtiğimiz Ekim ayında tekrar ödeme sıkıntıları içindeydi. Sheffield Wednsday kulübünün borcu 24 milyon avroya ulaştı ve bir finansör arıyor.
Şu anki durum kolayca düzelecek gibi değil son yaşanan kriz kemerleri sıkma parolasını baki tutuyor, fakat diğer yandan Simon Kuper 11 Freunde dergisiyle yaptığı söyleşide şöyle diyor “Profesyonel Futbol kulüpleri kolayca iflas etmezler, çünkü marka olarak toplumda önemli yerleri vardır. Bundan dolayı istedikleri gibi borçlanırlar ve kimsede onlara engel olamaz. Ödeyemez duruma geldiklerinde yönetim istifa eder yenisi gelir.” Kuper doğru söylüyor da genelde faturayı taraftarın ödediğinden haberi yok galiba. Belki Cantona’nın çağrısı gerçekleşmeyecek ama böyle devam ederse taraftar faturayı ödeyemeyecek ve kombine almayacak paralı kanalları da iptal edecek, işte bunun gerçekleşmesine ramak kaldı!
Cesaretiniz varsa atlayın....
KAHROLSUN endüstriyel futbol ve uşakları!
Beşiktaş - Bursa Spor Olayları
Versprochen(Söz)
St.Pauli tribünlerinden.....