Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Münferit#22

20. April 2012 , Geschrieben von Erdal Güngör

Romanı baştan takip etmek isteyenler buradan >>> Münferit, Bir Ultras Romanı

 

Gaza Şeridi Vol.3


Tam anlamıyla bir kaos ortamı oluşmuştu.


Yinede bu durum hoşuna gitmiyordu.


Etrafta oluşan kargaşa çok şeffaftı, hayret hala kimse onu fark etmemişti, belki görünmez adam olmuştu? Kafası karışıktı ve tüm bu karmaşadan çıkıp lokantaya ulaşmak için bir yol arıyordu.


Öte yanda lokantanın içi savaş alanına dönmüştü, yıllardır onca olaylara göğüs geren, hasar almadan atlatan küçük lokanta perişan haldeydi. Bir köşesinde yumruk yumruğa kavga edenler, diğer yanda grekoromen sitili güreş yapanlar. Daha birkaç dakika önce maça gelen güzel kadınlar, beyefendi erkekler çocuklarla dolu lokanta şimdi yerini havada uçan tekmelere, yumruklara, masaların üstünden uçan suratı parçalanmış Ultralara bırakmıştı.


P. masaya çıkmış üzerine gelenlere tekme yağdırıyordu.


D. ise aynı 19. Yüzyıldaki zarif boksörler gibi dövüşüyordu. Vuruşları akıl doluydu, sol yumruğunla gardını alıyor, sağ yumruğunla şuursuzca saldıran rakiplerini perişan ediyordu.


G. her zamanki gibi suratı kanlı maskeye dönüşmüştü. O diğerleri gibi değildi, kavgaya balıklama dalıyordu. Bu dövüş tarzından dolayı çok hasar alsa da bir kere olsun yılmıyordu.


A. lokanta sahipleriyle dalaşıyordu, kavgaya karışan aşçıyı bir tekmeyle yere sermişti.


O, ise bu kan kırmızı öğlen sonrası etrafta şiddetle devam eden kavgadan biraz uzakta evlerin kenarından yürüyerek kimsenin dikkatini çekmeden lokantaya doğru ilerliyordu. Tam o sırada polisin karşı saldıra geçmesiyle birlikte geri çekilen Br….ia Ultraları onu da içlerine alıp kaçmaya başladılar. Neye döndüğünü anlayamadı, ayakları yerden kesilmiş Br…ia ultraların tam ortasında istikameti belli olmayan bir yöne koşuyorlardı. Etrafı gözleri yaşartıcı gaz bombalarından kararmış, çatışmada burunları kırılmış, yüzleri yara içinde yaratıklarla çevriliydi. Ah o göz yaşartıcı bomba yok mu, 20.07.2001 çatışmalarında da kullanmışlardı. Hâlbuki onlarda biliyorlar, hepimiz bir gün bu pis gaz yüzünden akciğer kanseri olacağız. Öyle sinsi bir gaz ki, önce boğazın düğümleniyor sonra gözlerini yakıp beynini karartıyor. Sanki birisi limon sıkar gibi tüm vücudunu sıkıp suyunu çıkarıyor. Ayaklarını hissetmiyorsun, sonra zihnin bulanıp bayılıyorsun. Bu yöntem polislerin işlerini kolaylaştırıyor, akbabalar leşlerin üzerine çullanır gibi yerde yatanlara çullanıyorlar.


Kaçan sürüye hazırlıksız yakalanmıştı, sel sularına kapılmışçasına sürükleniyordu. Ayakları yere değmeden metrelerce bir başkasının ayağı üzerinde koşuyordu ve onu taşıyan cop darbelerinden kaçmaya uğraşıyordu. Bu kaderin ironik bir oyunu olmalıydı, önce kendi tayfası saldırırken düşman grubunun içindeydi, şimdide onlarla birlikte polislerin karşı saldırısından kaçıyordu, her iki taraf sahneyi güzel paylaşmışlardı. Bir ara durup polislerle çatıştılar, nede olsa Mentalita Ultra, polis ortak düşman. Ama artık ayakta duracak dermanı kalmamıştı, bir yandan gazın etkisi diğer yandan uykusuz geçirdiği gecenin yorgunluğunu hissetmeye başlamıştı. Yan sokağa kaçan birine sarılıp peşinden gitti, tam o sırada bir el onu sırtından tutup mahalledeki evlerin içine attı. İçerisi leş gibi sidik kokuyordu, yerden doğruldu karşısında duran yüz tanıdık geliyordu, hatırladı yarım saat önce onu kendilerinden sanıp selamlayan Br..ia’lı Ultraydı;

“Burada saklan” diye bağırdı.


“Burası benim evim, polisler gidene kadar durabilirsin bol şans yoldaş, sonra tribünde görüşürüz.”


Durup birkaç dakika dinlenmeye karar verdi, gözleri gazdan yanıyordu. Ama odanın loş ışığı gözlerine iyi geldi, etrafa kolaçan etmeye başladı. Eski bir binaydı, zamanında stat yapılırken yıkımdan kurtulmuştu. Odanın uzun bir koridoru vardı, duvardan rutubet akıyordu, yerler çöple doluydu. Etrafı keşfederken yerdeki gazetelerden biri kıpırdamaya başladı, sesin geldiği yöne doğru cebinden çakmağını çıkarıp yaktı. Aniden parlayan ışıktan korkan lağım fareleri gazetenin altında fırlayıp kaçtılar, burası gerçekten bir bok çukuruydu.


Diğer tarafta polis lokantayı basıp kavgaya son verdi, ultralar savaş esiri gibi dışarıya çıkarıldılar. Dışarıda süren çatışmada artık bitmişti. Lokanta içinde tutuklananları gören emniyet müdürü polislere dönüp, “gördünüz mü beyler, size twingonun içindeki üç kişi şüphemi çekti dememiş miydim? Bakın, 1, 2, 3”


Lokantada kavgaya karışan 40 kişi tutuklanıp polis araçlarına götürüldü. Onlar için bu futbol sezonu sona ermişti, uzun süre statlara giremeyeceklerdi.


Oda bu bok çukurundan çıkıp tren istasyonun yolunu tutu, maça bakamayacaktı ama maç kimin umurunda ki?.....devam edecek.

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: